Duda nedir, Duda ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Deve.
Duda ile ilgili Cümleler
- Koca Ali bu kararı duyunca ömründe ilk defa olarak sarardı. Dudaklarını ısırdı.
- Bir şey söylemesi gerekiyordu ama dudaklarından tek bir kelime dökülmedi.
- Ali "Sadece gözlerini kapat." diye fısıldadı ve Mary gözlerini kapatınca, onun dudaklarını hafifçe öptü.
- Bayram, dudağının ucuna gelen soruyu soramadı.
- Dudakları mavileştikçe, ambulansı sinirli sinirli bekledim.
- Size hayır kalmadığını dudak ucuyla söyleyiverirler ve gerçekten dedikleri de çıkar.
- O, sağır ama dudak okumayı biliyor.
- Dudaklarınız morarmış.
- Goriller konuşmak için dudaklarını ve dillerini kullanamazlar ama insanlarla başka yollarla iletişim kurabilirler.
- Ali dudaklarını yaladı.
- Dudakların çok öpülebilir görünüyor.
- Dudak okur musun?
- Masalların yıllarca uzakları gösteren büyülü aynasına bugünün çocukları dudak bükerler.
- Benim çizdiğim resim dalgalı dudakları olan bir yüzü gösteriyor.
- Bir zaman böyle birbirini karşılıklı öpücüklere boğduktan sonra, nefesleri kesilinceye kadar dudak dudağa kaldılar.
- Dudaklarımı isteklerim gerçekleşmediğinde büzüyorum.
- Dudakların mavi.
- Dudakları benimkine dokundu.
Duda hakkında bilgiler
Sergio Paulo Barbosa Valente (d. 27 Haziran 1980), Portekizli sol kanat oyuncusudur. Sevilla FC'de forma giymektedir. Takımın yeni yıldızı Diego Capel'in parlamasından sonra biraz daha az forma şansı bulmaktadır. 5 yıl Malaga CF'de oynadıktan sonra takımın 2.lige düşmesinden sonra 1 sezon Levante UD'de kiralık oynayıp 2006 yılında bonservisi ile birlikte Sevilla FC'ye transfer olmuştur.
Duda ile ilgili Atasözü veya Deyim
dudağını (veya dudaklarını) ısırmak : yakışıksız bir durum karşısında şaşmak.
dudağının ucuna gelmek : hemen söyleyecek durumda olmak.
dudak dudağa gelmek (veya kalmak) : öpüşmek.
dudak ısırmak : hayran kalmak hayrete, şaşkınlığa düşmek.
dudak payı bırakmak : bardak, fincan ve benzerleri kapları, ağzına kadar doldurmayıp dudağın yanaşabileceği kadar boş bir yer bırakmak.
dudak sarkıtmak : somurtmak.
dudak ucuyla söylemek : belli belirsiz anlatmak, isteksizce söylemek.
dudak (veya dudağını) bükmek : bir şeyi beğenmediğini, küçümsediğini belli etmek, umursamamak, pek aldırış etmemek ağlayacak gibi olmak.
Duda kısaca anlamı, tanımı
Çift dudak ünsüzü : Her iki dudağın birbirine dokunması ile boğumlanan ünsüz: b / p / m. Bunlardan m aynı zamanda genzel nitelikli çift dudak ünsüzüdür: baş, baba, pınar, maya, melek vb
Çift dudaksıl : Asıl dudaksıl ses, ki her iki dudağın işbirliğiyle çıkar.
Çift dudaksıl dişsel : Alt dudağın üst dudağa ve üst dişlere yanaşmasıyla çıkan ses.
Çüş dudak : Büyük ve dışarıya doğru fırlak dudak.
Dişsel dudaksıl : Alt dudağın üst dişlere abanmasıyla çıkarılan (abanık).
Dudacak : Ocaktan tencere indirmek için kullanılan bezden yapılmış tutacak.
Dudacık : Sevimli dudak, dudakçık.
Dudah : Dudak.
Dudak değmez : İçinde dudak ünsüzlerinden (b p f m v) hiçbiri bulunmayan, divan yazınında sınırlı ölçüde kullanılan bir koşuk türü.
Dudak kösnüllüğü : Öncelikle, öpüşmek ya da sigara içmek ve benzeri yollarla dudakları uyarmaya karşı kösnül bir tutku gelişmişliği.
Dudak sesi : Boğumlanma yeri dudak olan ve ciğerlerden gelen havanın, yuvarlanan dudaklar arasından çıkması ya da dudaklarda engellenerek şekillenmesi ile oluşan ünlü, ünsüz türündeki ses. Türkçedi u, ü, o, ö ünlüleri ile b, p, m, v, f ünsüzleri dudak sesleridir. bk. dudak ünlüsü, yuvarlak ünlü.
Dudak sestopları : Genellikle çok kalabalık ve gürültülü yerlerde (örneğin spor karşılaşmalarında), konuşucunun sesinin öbür sesleri bastırması gerektiğinde kullanılan, konuşan kimsenin dudaklarına en yakın ve dudaklara dönük olarak yerleştirilen sestoplar çeşidi.
Dudak ülseri : Eozinofilik ülser.
Dudaklı : Dudağı olan. Bursa ili, Kestel belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Dudaklı ayı : Etçiller (Carnivora) takımının, ayıgiller (Ursidae) familyasından, 175 cm kadar uzunlukta, kılları uzun ve kara, dudaklarını öne doğru uzatan, eğitim verilebilen, Hindistan'da yaşayan bir tür. (Melursus ursinus) Etçiller (Carnivora) takımının ayıgiller (Ursidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 175 cm. Kılları uzun ve karadır. Dudaklarını öne doğru uzatabilir. Eğitim verilebilir. Hindistanda yaşar.
Dudaklı kaplumbağa : Kaplumbağalar (Testudinata) takımının, dudaklı kaplumbağagiller (Trionychidae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, ön ve art ayakları üçer tane tırnak taşıyan, Afrika ve Suriye'de yaşayan bir tür. Nil kaplumbağası. Kaplumbağalar (Testudinata) takımının, dudaklı kaplumbağagiller (Trionychidae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta olabilen, ön ve arka ayakları üçer tane tırnak taşıyan, Afrika ve Suriyede yaşayan bir tür, Nil kaplumbağası. (Trionyx triunguis) Kaplumbağalar (Testudinata) takımının dudaklıkaplumbağagiller (Trionychidae) familyasından bir sürüngen türü. Uzunluğu 50 cm. Ön ve ard ayakları üçer tane tırnak taşır. Afrika ve Suriyede yaşar.
Dudaklı kaplumbağagiller : Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, kaplumbağalar (Testudinata) takımının, yumuşak kaplumbağalar (Trionychoidea) alt takımından, tatlı sularda yaşayan yumuşak bağalı türleri içine alan bir familya.
Dudaklıkaplumbağagiller : (Trionychidae), Omurgalı hayvanlardan sürüngenler (Reptilia) sınıfının kaplumbağalar (Testudinata) takımının yumuşak-kaplumbağalar (Trionychoidea) alt-takımına giren bir familyası. Tatlı suda yaşayan yumuşak bağalı türleri içine alır. Eski Dünyada ve Kuzey Amerikada yaşarlar. Dudaklı kaplumbağa (Trionx triunguis) türü iyi bilinir.
Dudaksıl artdamaksıl : Latince qu- abanığı gibi aynı zamanda hem dudak, hem artdamak sesi veren abanık.
Dudaksıl dişsel : Dişsel dudaksıl anlamdaşı.
Dudaksıl veya ağızdışı abanık : Dudakların birbirine veya dişlere abanıp açılmasıyla çıkan abanık: b, p, m, f, v.
Dudaksıllık : Dudaksıl açınık veya abanıkların ortak hali.
Dudaktan okuma : İşitme duyusundan yoksun bir kimsenin konuşan bir insanın söylediklerini onun dudak hareketlerini izleyerek anlaması.
Dudalıh : Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.
Dudali su : Küllü su.
Dudam : Yukardan akan suyun kuyu şeklinde oyduğu yer.
Dudaş : Ankara şehri, Beypazarı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bilecik kenti, Söğüt ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Karabük ili, Ovacık ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kütahya ilinde, Tavşanlı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Sinop ili, Dikmen ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Dudaş etmek : Musadif kılmak, karşılaştırmak.
Dudaş olmak : Karşılaşmak, raslamak, yaklaşmak, mukarin olmak. Meşgul olmak, çalışmak.
Enfeksiyöz dudak dermatitisi : Bulaşıcı ektima.
Eşey deliği büyük dudağı : İnsanda dış yüzü kıllı, iç yüzü mukozayla kaplı deri dürümü, labiyum mayus pudendi.
Eşey deliği küçük dudağı : İnsanda ince, kılsız, fazla miktarda talg bezleri içeren deri dürümü, labiyum minus pudendi.
Kalın dudaklı gurami : Doğal olarak Hindistan ve Burmada yaşayan, boyları 10 cm olabilen, vücut rengi yeşilimsi parlaklıktaki ton üzerinde düzensiz kırmızı, enine bantlı akvaryum balığı.
Kırmızı dudaklı kaya balığı : Tekir kayası.
Paldım dudak : Kalın dudaklı kişi.
Paldum dudak : Kalın dudaklı kişi.
Püskül dudak : Ateş kuyruk.
Tavşan dudağı : Kalıtımsal nedenlerle ortadan yarık olan üst dudak. (Kimi zaman "kurt damağı" denilen üst damağın da yarık olması durumu ile birlikte görülür.).
Üst dudağı aşağı çeken kas : Crista fascialisten başlayıp burun kanadında sona eren kas, muskulus depressor labi superyoris.
Yalama dudak : Dudak yarası uzun süren, geçmeyen kişi.
Yirik dudaklı : Üst dudağı yarık.
Alt dudak : Dudaklardan altta bulunanı. Böceklerin ağız sisteminde bulunan alt parça.
Bal dudak : Bal dudaklı.
Diş dudak ünsüzü : Diş eti-dudak ünsüzü.
Diş eti dudak ünsüzü : Alt dudağın üst dişlere dokunmasıyla oluşan dudak ünsüzü, diş-dudak ünsüzü: f, v.
Dudak : Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri. Ağız.
Dudak benzeşmesi : Dudak ünsüzlerinin veya yuvarlak ünlülerin düz ünlüleri etkileyip yuvarlaklaştırması.
Dudak boyası : Dudakları boyamak için kullanılan kokulu, renkli madde, ruj.
Dudak çukuru : Üst dudağın ortasındaki oluk.
Dudak eşlemesi : Sözlendirmede, perdedeki görüntüde yer alan dudak hareketlerine uygun ses çıkarma.
Dudak kalemi : Rujun daha kalıcı olmasını sağlayan ve dudak çizgilerini belirlemeye yarayan kalem.
Dudak tiryakisi : İçtiği sigaranın dumanını içine çekmeksizin dışarı üfleyen tiryaki.
Dudak ünsüzü : Ağız boşluğundan gelen havanın dudaklara çarpıp patlamasıyla veya dudakların aralığından sızmasıyla oluşan ünsüz.
Dudak yarığı : Tavşan dudağı.
Dudakdeğmez : Lebdeğmez.
Dudaksıl : Boğumlanma noktası dudaklarda bulunan (ses).
Dudaksıllaşma : Bazı kelimelerde çeşitli sebeplerle düz ünlülerin yuvarlaklaşması veya ünsüzlerin dudak ünsüzlerine dönmesi: divar duvar, konşı komşu gibi.
Dudaksız : Dudağı olmayan.
Kiraz dudaklı : Dudağı kırmızı, kalın ve kısa olan kimse.
Tavşan dudak : Doğuştan üst dudağı yarık olan (kimse), yarık dudak.
Üst dudak : Dudaklardan üstte bulunanı. Eklem bacaklı hayvanlarda ağız parçalarını örten bir uzantı, karından bacaklılarda ağız bölgesinin dış yanı.
Yarık dudak : Tavşan dudak.
Diğer dillerde Duchenne tipi kas distrofisi anlamı nedir?
İngilizce'de Duchenne tipi kas distrofisi ne demek ? : duchenne muscular dystrophy

Bu kısımda Duda nedir? Duda ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Duda tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Duda hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.