Equational türkçesi Equational nedir
- Eşlemeli.
- Eşitlemeli.
- Eşitlikler içeren veya eşitliklere ait.
Equational ingilizcede ne demek, Equational nerede nasıl kullanılır?
Equationally : Eşlemeli bir şekilde. Eşitlik yoluyla. Eşitlemeli bir şekilde. Denklem yoluyla. Eşitlik vasıtasıyla.
Equation editor : Denklem düzenleyici.
Equation editor embedder : Equation editor katıştırıcısı.
Equation editor help topics : Denklem düzenleyicisi yardım konuları.
Equation editor server : Denklem düzenleyicisi sunucusu.
Equation of time : Zaman denklemi. Gerçel güneş zamanı ile ortalama güneş zamanı arasındaki fark: e (t) = so - sm burada so gerçel güneşin, sm de ortalama güneşin saat açısıdır.
Equation of equilibrium : Denge denklemi.
Equation in one unknown : Bir bilinmeyenin tanımlanmasına (değerinin belirlenmesine) ihtiyaç olan matematiksel formül (ör. x+1=2). Bir bilinmeyenli denklem.
Equation of fisher : Nominal faiz oranının reel faiz oranıyla beklenen enflasyon oranının toplamına eşit olduğunu gösteren ve ırving fisher tarafından türetilen denklem. Fisher denklemi.
Equation for coefficient of ambiguity : Thurstone ölçek oluşturma yordamında bir sınarın ölçeğe girmesinde ölçü alınan ve yargıcıların sınarın ölçek konumu üzerindeki kümeleyici değerlendirmelerinden oluşan dağılımda sonçeyreklikle ilkçeyreklik arasındaki sayısal ayrıma bakılarak yapılan ölçüm. bk. çeyreklik, thurstone eşit görünen aralık ölçeği. Belirsizlik katsayısı eşitliği.
İngilizce Equational Türkçe anlamı, Equational eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Equational ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Differential equation : Bir bağımsız değişkeni, bu bağımsız değişkenin bir işlevini ve bu işlevin bağımsız değişkene göre ardışık türevlerini kapsayan denklem. Türetik denklem. Diferensiyel denklem. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Diferansiyel denklem. Türevsel denklem. Diferensiyal denklem. Çözümü bir fonksiyon olan ve bir değişkenle onun türevleri arasındaki bağlantıyı ifade eden denklem (matematik). Bilinmeyen işlevle birlikte, onun türevlerini de içeren denklem.
Quadratic : İkinci dereceden. Karesel ikilenik. Kareli. İkinci dereceden denklem. Karesel. İkinci derece. Kare. Dörtgen gibi. İkilenik.
Appositives : Ondan hemen önce gelen kelime veya ifadeyi niteleyen ve tamlayan ifade (gramer).
In sync : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Senkronize edilmiş. Ses ve hareket uyumu olan. Eşlemesi yapılmış (kuşak, film). Uyumlu.
Biquadratic : Dördüncü kuvvetten olan. Çifte kuadratik. 4'üncü kuvvetten olan (matematik). Dörtlenik.
Exponential equation : Üstlü denklem. Üstel denklem.
Appositive : Bir cümlede asıl tümleçten sonra gelerek onu açıklayan ve aynı ad çekimi ekini almış olan kelime veya kelime grupları: mümtaz, yukarıya, annesinin yanına çıktığı zaman, demin gelen kadının on sekiz, yirmi yaşlarında bir kız olduğunu anlamıştı (a.h. tanpınar, huzur, s. 21). bu köşk, dostlarına, barışık dostlarına karşı şerefli yuvası ( ) tutumluluğunun abidesi değil miydi? (a.ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 228). her yaz içinde saatlerce vakit geçirdiğimiz, çiçeklerini ve ağaçlarını suladığımız bahçemizden, gönül meskenimizden bir türlü ayrılamadık. okumaktan bitip tükenmez zevk aldığı kitaplarına, varlığının hayat kaynağına yeniden kavuşmuştu. üçüncü gün, talat da aramızda bulunduğu halde ona abdest aldırtarak ve kitaba -evde mushaf bulunmadığı için mesneviye- el bastırarak büyük bir yemin ettirdik ve mesele kapandı. (r.n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 173). vb. Bir cümlede asıl nesneden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için kullanılan ve yine nesne durumanda olan kelime veya kelime grubu. bu davayı, bu mukaddes vatanın itila-yı katisini temin edecek olan bu davayı bugün bu mertebeye kadar getirdik. (m.k. atatürk, nutuk, s. 872). azize, o kelebek ruhlu çocuk, sefir karısı olmak ve hayatını avrupanın kibar dünyasında geçirmek hülyasını kuran süslü kız, şimdi hasan beyi, yani parasız ve mevkii, rütbesi yüksek olmayan genç yeğenini seviyordu.(h.e. adıvar, kalp ağrısı, s. 34). o kızı, o zengin kızı istiyorsun demek (h.z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s. 197). bunu düşünürken firdevs hanımın çehresini bütün boyları ile sahte gençlikler ile, gizlenen fersudelikleriyle o çehreyi görüyordu, bu çehre o eski evin ölmüş ruhu üstünde yükselen yeni ev, yabancı evdi. (h.z. uşaklıgil, aşk-ı memnu, s. 189). kafamdaki şeytanın varlığına indirdiği darbeyi, manevi iflasını asla duymuyor. (ö. seyfettin, gizli mabet, s. 70). bu konuda kendisini, gençliğini ortaya koyan bay hidayet koryürek, çok güzel konuşuyordu (s. kocagöz, izmirin içinde, s. 16) vb. Açıklayıcı. Ondan hemen önce gelen kelime veya ifadeyi niteleyen ve tamlayan ifade (gramer). Kendisinden önce gelen kelime veya kelime gruplarını daha açık ifade etmek ve anlamı güçlendirmek için kullanılan kelimeler veya kelime grupları: atatürkün büyük nutuku, siyasi ve milli tarihimizin birinci elden kaynak eseri, türk hitabet sanatının da doruğa yükselmiş bir şaheseridir. (m. k. atatürk, nutuk, ön söz). sonra acayip bir değişiklikle ellerine geçirdikleri bu insan malzemesinin, bu küçücük ve canlı şeyin yerini almaya çalışıyorlardı. (a. h. tanpınar, huzur, s. 285). sonunda yorgun, bitkin ve içi kapkaranlık, kendisini uykuya, kalbinin vurşunu hızlandıran kabusların arasında, zaman zaman aranan noktaların büyük müjdeler gibi uyuşturduğu uykuya bıraktı. (t. buğra, yalnızlar, s. 51). açıklayıcı özne, açıklayıcı nesne, açıklayıcı dolaylı tümleç ve açıklayıcı zarf tümleci durumunda olan kelime veya kelime grupları da vardır. bunlara bk. Açıklayacı özne. Açıklayıcı dolaylı tümleç. Bir cümlede özneden sonra gelerek onu daha belirgin duruma getirmek, vasıflandırmak veya pekiştirmek için kullanılan ve yine özne durumunda olan kelime veya kelime grubu: bu genç kız için ismail tayfur, o kumral saçlı, uzun boylu, yeşil gözlü genç adam, herkesin her şeyden başka bir şey olmuştu (h.z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s.37). azize, o kelebek ruhlu çocuk, sefir karısı olmak ve hayatını avrupanın kibar dünyasında geçirmek hülyasını kuran süslü kız, şimdi hasan beyi, yani parasız ve mevkii, rütbesi yüksek olmayan genç yeğenini seviyordu (h.e. adıvar, kalp ağrısı, s. 34). bir sarıklı hoca, sait molla, ingiliz karargahı kapılarında curnal verme nöbeti bekliyordu (f.r. atay, atatürkçülük nedir, s. 16). kasabanın gazete bayiliğini de yapan fotoğrafçı, yavuz atanın oğlu serdarın arkadaşı hilmi, bir önceki günün tarihini taşıyan cumhuriyeti getirmişti (tarık bugra, yağmuru beklerken, s. 37) vb.
Mathematical statement : Matematiksel ifade.
Biquadratic equation : Dörtlenik denklem. Dördüncü dereceden eşitlik. Dördüncü dereceden denklem.
Equational synonyms : regression of y on x, synchronistical, regression equation, simultaneous equations, quadratic equation, linear equation.
Equational zıt anlamlı kelimeler, Equational kelime anlamı
Equational antonyms : uninstructive.

Bu kısımda Equational kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Equational ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Equational anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Equational ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.