Flies türkçesi Flies nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Sinekler.
  • Sahne üstü.
  • Ana sahnenin üst kesimi.
  • Fermuar yeri.
  • Pantolonun önündeki yarık.
  • Eklem bacaklı hayvanlardan, böcekler (ınsecta) sınıfının, kanatlılar (pterygota) alt sınıfından, ince yapılı ve tıknaz vücutlu, ağız parçaları emici ya da delip emici tipte, art kanatları farklılaşarak uçma esnasında dengeyi sağlayan halter denen birer tokmakçık haline gelmiş, gelişmelerinde tüm başkalaşım gösteren bir takım. ev sineği (musca domestica), ev sivrisineği (culex pipiens), sıtma sivrisineği (anopheles maculipennis), karasinek (stomoxys calcitrans), altın sinek (lucilia caesar), çizgili sinek (aedes aegypti), gök et sineği (calliphora vomitaria), çeçe sineği (glossinapalpalis, g.morsitans), at sineği (hippobosca equina), sirke sineği (drosophila melanogaster) türleri iyi bilinir. sinekler.
  • İki kanatlılar.
  • Pantolonun ön yırtmacı.
  • Karasinek, çeçesineği ve baldırsokan gibi çok tanınmış olanlarından başka dört bini aşkın türüyle bütün yeryüzünü kaplayan çiftekanatlılar familyası.

Flies ile ilgili cümleler

English: Ali shooed the flies away.
Turkish: Ali sinekleri kışkışladı.

English: Eat shit — millions of flies cannot be wrong.
Turkish: Bok ye - milyonlarca sinek yanılıyor olamaz.

 

English: An eagle flies in the sky.
Turkish: Bir kartal gökyüzünde uçar.

English: A cow chases away flies with its tail.
Turkish: Bir inek kuyruğu ile sinekleri kovar.

English: Ali always flies economy class to save money.
Turkish: Ali her zaman tasarruf yapmak için ekonomi sınıfta uçuyor.

Flies ingilizcede ne demek, Flies nerede nasıl kullanılır?

Flies foreman : Çalışma köprüsü işçibaşısı. Sahnenin çalışma köprülerinde çalışan işçileri denetleyen işçibaşı.

No flies on him : Açıkgözün tekidir. Çok uyanıktır.

There are no flies on him : Kül yutmaz. Cin gibi.

As the crow flies : En kısa yoldan. Dümdüz. Kuş uçuşu. Dosdoğru kuş uçuşu. Kestirmeden. Dolaşmadan. En kestirme yoldan. Dosdoğru. Düz bir çizgi üzerinde. Kuş gibi uçarak.

Bloodsucking flies : Chrysops ve tabanus gibi kanla beslenen sineklere verilen ad. Kan emen sinekler.

Cuterebra flies : Larvaları yabani kemiricilerde ve tavşanlarda zorunlu parazit olarak bulunan, ara sıra kedi, köpek, domuz ve insanlarda enfestasyonlara neden olan iri sinek türü. Cuterebra sinekleri.

Crane flies : Tipula sineği. Bostan sinekleri. Sulak yerlerde yaşayan ve tarım bitkileri için zararlı birçok türü de içine alan, sivrisinek benzeri sinekler familyası.

Heel flies : Oestridae ailesinde bulunan, larvaları insanlarda ve hayvanlarda deri miyazisine neden olan sinek cinsi, topuk sineği, sığır sineği, hypoderma. Büvelek sinekleri.

Catch flies : Ağzını açıp şaşkın şakın bakmak. Sinek avlamak.

Gall flies : Ursinekleri. Gerek tarım bitkilerinin, gerekse orman ağaçlarının yaprak dokusu içinde gelişerek, değişik biçim ve renkte yumrucuklar yapan, çok ince yapılı sinekler familyası; yumru sinekleri.

 

İngilizce Flies Türkçe anlamı, Flies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Diptera : Çift kanatlılar. Çiftkanatlılar. Tipula sineği. Çiftekanatlılar. Dipter.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Aardvark : Karınca yiyen. Borudişli. Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu.

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

Space : Ara vermek. Açıklık. Gözlem,gözlem simgeleri ya da çizgelerin içinde konum kazandığı üçboyutlu çerçeve. Alan. İnsanı, çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde yaşam etkinliklerini ve eylemlerini sürdürmesine elverişli, toprak, hava ve sudan oluşan çevre. Aralamak. Espas koymak. Boş yer. Boşluk. Boşluk bırakmak.

Plackets : Yırtmaç. Etek cebi. Patlet. Pat. Etek fermuar yeri. Patlet açıklığı.

A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Flies synonyms : abiotic factor, a site, abo blood groups system, placket, fly, a cell, abacus bodies, abiotic environment, aardvarks, acacia, abramis zone.