Gitme nedir, Gitme ne demek
"Gitme" ile ilgili cümle
- "Uykusuzluğu ertesi gün ve daha sonraki günler de devam edince bir hekime gitme kararı aldı." - İ. O. Anar
Gitme anlamı, tanımı:
Gitmek : Götürülmek, gönderilmek. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Makine, işlemek, çalışmak. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Herhangi bir durumda olmak. Sürmek, devam etmek. Bir şey zarar görmüş olmak. Çıkmak, ulaşmak. Tüketilmek, harcanmak. Geçmek. Yapmak. Yürümek, yol almak. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Dayanmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Bir yere doğru yönelmek. Yok olmak, elden çıkmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Yakışmak, yaraşmak. Başvurmak, yapmak. Ölmek. Satılmak.
Gitmeli gelmeli : Giden gelen.
Acayibine gitmek : Yadırgamak, tuhafına gitmek.
Ağırına gitmek : Onuruna dokunmak veya gücüne gitmek.
Ahı gitmek vahı kalmak : İyice zayıflamak, iş göremez duruma gelmek. çok yaşlanmış olmak.
Akıp gitmek : Çabuk geçmek.
Aklı başından gitmek : Çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Aklı gitmek : Şaşırmak, korkmak. çok beğenmek, bayılmak.
Alarga gitmek : Uzak durmak.
Alıp başını gitmek : Başını alıp gitmek.
Araya gitmek : Harcanmak, karışıklığa kurban olmak.
Araya kaynayıp gitmek : Göz ardı edilmek.
Ardından gitmek : Aynı düşünceye sahip olmak. peşine takılmak.
Arkasına bakmadan gitmek : Arkada kalanlarla ilgilenmeden bir yerden hızlıca ayrılmak.
Aşırı gitmek : Ölçüyü kaçırmak, usandırmak.
Askere gitmek : Askerlik ödevini yapmak için orduya katılmak.
Atbaşı gitmek : Eşit durumda olmak.
Ayağı gitmemek : Gitmek istememek. oynarken çalınan oyun havasının ritmine uygun hareket edememek.
Ayağına gitmek : Alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanına varmak.
Ayakları geri geri gitmek : Bir yere gönülsüz, istemeye istemeye gitmek.
Baş aşağı gitmek : İşleri ters gitmek, sürekli zarar etmek.
Basıp gitmek : Birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek.
Başta gitmek : En ileri durumda bulunmak.
Birinci elden kaynağa gitmek : Bilimsel çalışmalarda kaynakların aslına, özgününe dayanmak.
Bok yoluna gitmek : Yararsız, gereksiz bir şey uğruna yok olmak.
Boşa gitmek : Harcanan emek, para hiçbir işe yaramamak, olumlu bir sonuca ulaşamamak.
Burnunun dikine gitmek : Öğüt dinlemeyerek kendi bildiği gibi davranmak.
Canı gelip gitmek : Ayılıp bayılmak. ümit ve ümitsizlik arasında kalıp heyecanlanmak.
Canı gitmek : Özen gösterilen, çok sevilen bir şeye zarar gelecek diye kaygılanmak.
Cehennem olup gitmek : Defolmak.
Cehennemin dibine gitmek : Kızılan bir kimse defolup gitmek.
Çekip gitmek : Bırakıp gitmek, ayrılmak, savuşmak.
Çifte çubuğa gitmek : Ekim ve biçim işleriyle uğraşmak.
Çifte gitmek : Tarla sürmeye gitmek.
Cinine gitmek : Nefret etmek, tiksinmek.
Çorap söküğü gibi gitmek : Başlayan bir iş veya birbirine bağlı birçok iş arka arkaya ve kolayca sürüp gitmek.
Dalıp gitmek : Bir düşünce veya hayal ile bulunduğu ortamdan uzaklaşmak.
Deplasmana gitmek : Dış sahaya gitmek.
Dere tepe düz gitmek : Engelleri aşarak gitmek.
Dikine gitmek : Kimsenin sözünü dinlemeyerek kendi bildiğini yapmak.
Dış sahaya gitmek : Spor takımları kendi şehirleri dışında maç yapmaya gitmek.
Doludizgin gitmek : Son hızla koşmak. kendini kaptırıp sürüklenmek.
Dümen suyunda gitmek : Birine bağımlı olmak, her şeyde ona uyarak davranmak.
Dünür gitmek : Evlenecek kimse için kız istemeye gitmek.
Elden gitmek : Bir şeyi yitirmek, o şeyden yoksun kalmak.
Eli cebine gitmemek : Çok cimri olmak.
Eli gitmek : Bir şeyi kavramak, tutmak istemek.
Entrikaya kurban gitmek : Hileli, dalavereli bir iş sonunda zarara uğramak.
Ere gitmek : Kadın veya kız evlenmek.
Eriyip gitmek : Yok olmak.
Fenasına gitmek : Üzülmek, gücenmek, kırılmak, sinirlenmek.
Fücceten gitmek : Ansızın ölmek.
Garibine gitmek : Yadırgamak, şaşırmak.
Geberip gitmek : İstenmedik bir biçimde ve beklenmedik bir zamanda ölmek.
Geçinip gitmek : Çok iyi değilse de şöyle böyle geçinmek.
Gel denilen yere gitmeye ar eyleme gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme : "çağrıldığın yere gitmekten çekinme, gelme denilen yere de gitme, orada sana ilgi göstermezler" anlamında kullanılan bir söz.
Gelin gitmek : Bir aileye, bir yere gelin olarak gitmek.
Geri gitmek : Kötüleşmek.
Gırla gitmek : Uzun sürmek, sürüp gitmek. bol bol ortaya dökülüp harcanmak.
Göçüp gitmek : Ölmek.
Görücü gitmek : Evlenecek erkek için kız görmeye gitmek.
Görücülüğe gitmek : Evlenmek isteyen erkek için kız görmeye gitmek.
Gözaydına gitmek : Birine kavuştuğu sevindirici bir durum dolayısıyla kutlamaya, iyi dilekte bulunmaya gitmek.
Gözleri çukura gitmek : Aşırı yorgunluktan göz çevresi kararmak veya çökmek.
Gözü açık gitmek : Gerçekleşmesini çok istediği bir dileğine erişmeden ölmek.
Gözü gitmek : Bir şeyi istemeden görmek, elinde olmayarak bakmak.
Gözünün önünden gitmemek : Bir türlü unutamamak.
Gücüne gitmek : Gönlü kırılmak, onuruna dokunmak.
Güme gitmek : Değeri anlaşılmadan yitip gitmek. boşu boşuna ölmek, hiç uğruna ölmek. anlaşılmamak.
Gümleyip gitmek : Beklenmedik bir zamanda ansızın ölmek.
Gündeliğe gitmek : Günlük işler yaparak gelir sağlamak.
Gürleyip gitmek : Beklenmedik bir zamanda ansızın ölmek.
Hacca gitmek : Hristiyanlıkta, kutsal sayılan yerlere gitmek. Müslümanlıkta, hac amacıyla Mekke'ye gitmek.
Hasret gitmek : Özlemini çektiği, sevdiği bir yere veya kimseye kavuşamadan ölmek.
Havaya gitmek : Hiçbir şeye yaramamak, boşa gitmek.
Hay hayı gitmek vay vayı kalmak : Sağlığını, gençliğini yitirerek yakınır duruma gelmek.
Hoşa gitmek : Beğenilmek, bir kişiden veya bir şeyden hoşlanmak.
Hoşuna gitmek : Beğenmek.
Huyuna suyuna gitmek : Birini kızdırmayacak veya ürkütmeyecek biçimde uysalca davranmak, alışkanlıklarına, isteklerine uygun davranışlarda bulunmak.
İçi gitmek : Bir şeyi yapmayı veya elde etmeyi çok istemek. içi sürmek.
İçinden kan gitmek : İçi kan ağlamak.
İçtikleri su ayrı gitmemek : Sıkı fıkı dost, arkadaş olmak.
İleri gitmek : İlerlemek, gelişmek. söz ve davranışta ölçü dışına çıkmak, gereksiz, aşırı davranışta bulunmak.
İlerisine gitmek : Bir işin sonuna kadar gitmek.
İmansız gitmek : Tanrı'ya inanmadan ölmek.
İpe gitmek : Ölüme gitmek.
İşi aksi gitmek : İstenilen sonucu elde edememek.
İşi rast gitmek : Şans yardımıyla işi iyi, istediği gibi olmak.
İşi yolunda gitmek : İş düzenli ve istenilen biçimde yürümek.
İyi gitmek : Bir iş yolunda olmak. yakışmak.
Kafasının dikine gitmek : Kendi düşünce ve görüşünün en iyi olduğuna inanarak kimsenin öğüdünü, uyarısını dinlememek.
Kağnı gibi gitmek : Çok yavaş gitmek.
Kan gitmek : Büyük ve küçük abdestini yaparken kan gelmek. kadınlarda aybaşı çok kanlı olmak.
Kapış kapış gitmek : Çok çabuk satılmak, çok istenir olmak.
Kaput gitmek : Kâğıt oyununda hiçbir sayı alamamak. hiçbir sınavı verememek.
Kendi havasında gitmek : Yalnız başına, istediği gibi davranmak.
Kendi keyfine gitmek : İsteğine uygun davranmak.
Kıçın kıçın gitmek : Henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek. geriye doğru gitmek, geri geri gitmek.
Kim vurduya gitmek : Bir kalabalık arasında öldürülen veya vurulan kimsenin kimin tarafından öldürüldüğü veya vurulduğu anlaşılamamak.
Kocaya gitmek : Evlenmek.
Komiğine gitmek : Gülünç bulmak.
Komploya kurban gitmek : Komplo yoluyla zarar görmek.
Kontra gitmek : Birine zıt gitmek.
Kulağına gitmek : Duymak.
Kurban gitmek : Suçsuz yere ölmek, zarara uğramak.
Kuş gibi uçup gitmek : Çok kısa sürmek, geçmek. çok kısa süren bir hastalıkla ölmek.
Kuş kanadıyla gitmek : Çok hızlı gitmek.
Laf kaynayıp gitmek : Söz boşa söylenmek, anlaşılmaz olmak, hiçbir etki yapmamak.
Mecrasında gitmek : Bir iş kurallarına uygun bir biçimde yürümek.
Moratoryuma gitmek : Tüm borçların ödeme zorunluluğunu geri bırakmak, resmî olarak geciktirmek.
Muhacir gitmek : Göç etmek.
Murdar gitmek : Murdar bir biçimde ölmek.
Okkanın altına gitmek : Haksız yere ezilmek, bir zarar veya ceza görmek.
Olayın üstüne gitmek : Olayı etraflıca araştırmak.
Önü sıra gitmek : Önünde yürümek.
Oyuna kurban gitmek : Bir hile, düzen sonunda zarara, iftiraya uğramak.
Post elden gitmek : Bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak. öldürülmek.
Rast gitmek : Uygun düşmek, istenilen biçimde gelişmek.
Sandığa gitmek : Seçim kararı almak. oy kullanmak.
Sandık başına gitmek : Sandığa gitmek.
Şansı yaver gitmek : Talihli olmak, bahtı açık olmak.
Savuşup gitmek : İlgi çekmeden gizlice, aceleyle ayrılmak.
Sefa geldine gitmek : Bir kente, bir mahalleye yeni gelen veya geziden dönen birine ziyarete gitmek.
Sele gitmek : Sele kapılmak. gereksiz yere telef olmak.
Siktirip gitmek : Başını alıp gitmek.
Sılaya gitmek : Bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek. anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek.
Silinip gitmek : Bir şey birdenbire yok olmak veya unutulmak.
Siya siya gitmek : Geri geri gitmek.
Su gibi gitmek : Bol bol harcanmak.
Sürgün gitmek : Sürgüne gönderilmek, sürgün cezasına uğramak. olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak, ishal olmak.
Sürüp gitmek : Eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek.
Suyun akıntısına gitmek : Olayların veya durumun gelişmesine göre davranmak, uymak.
Suyuna gitmek : Suyunca gitmek.
Suyunca gitmek : Bir kimseyi sinirlendirmeyecek biçimde davranmak.
Tahkime gitmek : Herhangi bir anlaşmazlığı, çözülmesini sağlamak için tahkim kuruluna taşımak.
Talihi yaver gitmek : Talihi iyi olmak, işi yolunda gitmek.
Temyize gitmek : Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesi için Yargıtay, Askerî Yargıtay veya Danıştaya başvurmak.
Tepesi aşağı gitmek : İşleri bozulup büyük zarara uğramak.
Tepetakla gitmek : Hızlı bir biçimde toplumsal ve ekonomik durumu bozulmak.
Ters gitmek : Bir iş doğru ve düzgün yürümemek, sorun çıkmak.
Tersine gitmek : İstenildiği gibi gerçekleşmemek, iyi sonuç vermemek. bir işten veya bir durumdan hoşlanmamak.
Tıkırında gitmek : İşler yolunda ve düzenli gitmek.
Tırıs gitmek : Koşmaya yakın hızlı yürümek.
Tuhafına gitmek : Bir şeyi tuhaf bulmak.
Uçup gitmek : Kaybolmak, yok olmak.
Ucuza gitmek : Basit, kolay, önemsiz olarak değerlendirilmek.
Üstüne gitmek : Bir işe el atmak, karışmak. bir şeyi ısrarlı bir biçimde yapmak. bir işi yapmak için kişiyi zorlamak. üstüne doğru gitmek.
Üstüne üstüne gitmek : Çekinmeden sonucu tehlikeli olabilecek bir şeyle uğraşmak, yılmamak.
Uzaklara gitmek : Konudan ayrılmak. gözleri dalmak, dalıp gitmek.
Üzerine üzerine gitmek : Üstüne üstüne gitmek.
Vız gelip tırıs gitmek : Önemsememek, aldırış etmemek.
Yabana gitmek : Tanınmayan, bilinmeyen biriyle, bir yabancıyla evlendirilmek. bulunduğu yerden başka bir yere yaşamak için gitmek. boşa gitmek, boşa harcanmak.
Yağma gitmek : Bir şey çok alıcı bulmak, çok satılmak.
Yangına körükle gitmek : Gerginliği, uzlaşmazlığı artıracak biçimde davranmak.
Yargıya gitmek : Bir anlaşmazlığı gidermek amacıyla mahkemeye başvurmak.
Yedikleri içtikleri ayrı gitmemek : Her zaman bir arada olmak ve sıkı ilişki içinde bulunmak.
Yitip gitmek : Görünmez olmak, ortadan kalkmak.
Yol gitmek : Yolda ilerlemek.
Yola gitmek : Yolculuğa çıkmak.
Yolunda gitmek : Olumlu gelişme göstermek.
Yuvarlanıp gitmek : Eldeki imkânlarla geçinmek. birdenbire ölmek.
Zevkine gitmek : Hoşuna gitmek.
Zıt gitmek : Birine karşı sürekli ters davranmak, istediklerinin tersini yapmak.
Zoruna gitmek : Onuruna dokunmak, gücüne gitmek.
Gitme ile ilgili Cümleler
- Oğlan bir Antarktika seferine gitmeyi hayal ediyordu.
- Gitme.
- Ali eve erken gitmek isteyen tek kişi olmayabilir.
- Gitme, Tom.
- Gitme iznime sahipsin.
- Gitme zamanı.
- Eğer çalışmayacaksan okula gitmenin bir faydası yok.
- Ali bu kış Boston'a gitmeyi planladığını söylüyor.
- Gitme mecburiyetin yok.
- Gitme, n’olur, bizi terk etme!
- Bowlinge gitmek istemiyorum.
- Gitme. Burada benimle kal.
- Ali öbür gün Boston'a gitmek zorunda söylüyor.
- Burak partiye gitmesine izin vermediği için kızı Tuğba'dan özür diledi.
Diğer dillerde Gitme anlamı nedir?
İngilizce'de Gitme ne demek? : n. going, go, passing
Fransızca'da Gitme : aller [le], (taþýt) roulage [le]
Almanca'da Gitme : Abfahrt, Aufbruch
Rusça'da Gitme : n. уход (M), отъезд (M), выезд (M), исход (M), езда (F), посещение (N)


Bu kısımda Gitme nedir? Gitme ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gitme tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gitme hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.