Hasa nedir, Hasa ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Asa

Tülbent.

Baston.

Pamuktan yapılmış olan her çeşit bez.

Patiska.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[hase] Beyaz amerikan bezi. (*Tavşanlı -Kütahya; -Gaziantep) [hase] : (Kayalık *Susuz -Kars)

Hasa anlamı, tanımı:

Hasanbeyli : Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.

Hasandede üzümü : Kırıkkale çevresinde ve özellikle Hasandede yöresinde yetiştirilen, beyaz renkli, yuvarlak, seyrek taneli, iri çekirdekli, sulu, uzun ve etli bir tür üzüm.

Hasankeyf : Batman iline bağlı ilçelerden biri.

Hasanpaşa köftesi : Kaşar, maydanoz ve soğan karışımı ile hazırlanarak özel bir sosla fırında pişirilen köfte.

Hasar : Herhangi bir olayın yol açtığı kırılma, dökülme, yıkılma gibi zarar.

Hasara uğramak : Zarar görmek, harap olmak. yıkılmak.

Hasarlı : Hasara uğramış.

Hasarsız : Hasarı olmayan.

Hasarsızlık : Hasarsız olma durumu.

Hasat : Ürün kaldırma, ekin biçme işi. Bu yolla elde edilen ürün.

Hasatçı : Ürün kaldırma, toplama, ekin biçme işi ile uğraşan kimse.

Hasatçılık : Hasatçının yaptığı iş.

Patiska : Bu bezden yapılmış. Çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez, hasse, hasa.

Hasabdal : Amasya ilinde, Ezinepazarı nahiyesine bağlı bir bölge.

Hasabez : Patiska.

Hasabır : Mısır ve fasulye karışımı undan yapılan ekmek.

 

Hasaca : < Ar. hâss: Güzelce, iyice

Hasakça : Çankırı ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Hasalan : Manisa ilinde, Salihli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Hasalhas : Her vakit, daima.

Hasalmak : Hasta iyileşmek.

Hasan : Bir erkek ismi olarak anlamı; Güzel. İyi ve hayırlı iş.

Hasan hüsen : Hz. Hasan ve Hüseyin

Hasa ile ilgili Cümleler

  • Hasan okula gitti.
  • Hasan'ın altı yüz bin dolar değerinde hayat sigortası poliçesi vardı.
  • Hiçbir hasar bildirilmedi.
  • Hasan'ın arabası bir meyhanenin dışında bulundu.
  • Hasan'ın arabası haczedildi.
  • Bu, Hasan'ın arayacağı ilk şeylerden biri.
  • Hasan'ı da yolla mesela oraya.
  • Hızlı düşünme hasarın daha kötü olmasını önledi.
  • Hasan'ın arabası garajdan eksikti.
  • Geçen yıl kötü bir hasat vardı.
  • Hasan Sabbah Selçuklu sultanına bir elçisini yollar elçi sultana yalnız konuşmak istediğini söyler sultan ise herkes çıkabilir ama bu iki kölemen benimle kalacak onlar benim sadık hizmetkarımdır onlarla biz üç kişi değil tek kişiyiz der elçi olayı bilerek kabul eder herkes çıkıp kölemenler kaldığında ise elçi kölemenlere emir verir kölemenler kılıçlarını çeker sultanı öldürmezler ama ona ders vermeyi başarırlar Hasan Sabbah olayı sadece elçisiyle halleder.
  • "Juma pazara Hasani'yle mi gidecek?" "Hayır o yalnız gidecek."
  • Ekipmanımız hasar gördü.
  • Selde yüzden fazla ev hasar gördü.

Diğer dillerde Hasa anlamı nedir?

İngilizce'de Hasa ne demek? : [Hasa] n. shabrack

interj. far from it

n. housing

Almanca'da Hasa : n. Madapolam