Here nedir, Here ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: hıra].

Küçük kardeş.

Sincap.

Midye, istiridye gibi deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, beş parmak biçiminde bir çeşit çengelli olta.

Herkes : Here bir yana gitti, sözümü tutmadilar.

Küçük (çocuk için).

Here tanımı, anlamı

Herece : Yayık

Herederi : İnce saplı oduncu baltası.

Herediter : Kalıtsal.

Hereford domuzu : Missouri’den köken alan, Berkshire ve Duroc ırklarının melezlenmesiyle geliştirilmiş, tüy rengi kırmızı ancak yüz bacaklar ve karnı beyaz olan, boynu uzun ve orta büyüklükte sarkık kulaklara sahip domuz ırkı.

Hereford sığırı : İngiltere’den köken alan, uyum yeteneği çok yüksek, yüzü ırka özgü olarak tüm bireylerinde beyaz renkli ve bu özelliğini dominant olarak melezlemeyle hemen yavrularına geçiren, vücudu koyu kırmızı renkli, göğüs altı, karın altı, bacakların uç kısmı, sırt çizgisi ve kuyruk ucu beyaz, gözlerinin etrafında kırmızı bir halka olması istenen, derisi kalın ve yumuşak, kılları yumuşak, kıvırcık ve orta uzunlukta, başı kısa, boynuzları dışa doğru uzanan, annelik özellikleri gelişmiş, yemden yararlanma yeteneği yüksek ve bitkisel maddeleri ekonomik olarak yüksek değerlikli ete çeviren, etçi sığır ırkı.

Heregüt : Oyunda yapılan mızıkçılık.

 

Herek çanı : Kuzulara takılan küçük çan.

Herek gelmek : İnce gelmek: Bu ağaç buraya herek gelir.

Hereke : Kalın dikişli bir çeşit giysi. Arapça kökenli hareke: hareke. Kocaeli şehrinde, Hereke nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Tekirdağ şehrinde, Yürük nahiyesine bağlı bir yer.

Herekeme : Aşısız ağaç.

Herekeş etmek : Birleşerek, elbirliğiyle iş görmek.

Hereket : Arapça kökenli hareket: Hareket; deprem (Erzincan Merkez). Hareket. Arapça kökenli haraket: hareket; deprem.

Hereklemek : Asma, fasulye ve benzerleri sarılgan ve destek isteyen bitkileri hereğe bağlamak veya bu bitkilerin yanına herek dikmek. Asma ve fasulyelere destek koymak. Toprak kapların yağ ve kirini temizlemek için ateşte yakmak. Kolay temizlenebilmesi için toprak kapların yağının ateşe tutularak yakılması işlemi.

Hereklenmek : Tavını bulmak; yemeh hereklendi. Tavını bulmak; yemek için pişmiş olmak.

Herekli : Adana şehrinde, Yakapınar bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kırıkkale şehri, Delice belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sivas şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Hereksi : İriliğine göre zayıf olan hayvan.

Herekteri : Küçük el baltası.

Herel : Kıldan ya da ketenden yapılmış büyük çuval. Mağara, ağıl.

Herelemek : Özenmek, üstüne düşmek. Ayıklamak, seçmek.

Herelenmek : Üzerine yürümek.

Hereli : Tencere.

Herelli : Akılsız.

Hereltmek : Belli etmek, hissettirmek.

Herem : Kalın duvar. Kapı.

Heremiz : Her birimiz.

Heremize : Her birimize.

Heren : Tencere. Eskiyen eşyalardaki delik, yırtık. Sakaların omuzlarında su taşımak için kullandıkları sırık, omuzluk. Omuzluk; çiğindirik.

 

Herene : Tencere. Kazan. [Bakınız: harana]. Su taşınan bakır kap, helke.

Herenek : Çirkin ve uzun boylu adam.

Herenge almak : Bir şeyi altına destek koyarak yükseltmek: Bu sene bağı herenge aldım.

Hereni : Tencere. Kazan. [Bakınız: harana]. Çocukların birbirlerinin üzerinden atlayarak oynadıkları bir çeşit oyun. Kazanın küçüğü veya orta boy tencere. [Bakınız: haranı]. Küçük kazan.

Herenk : Bir tarafı ince, bir tarafı kalın ağaç.

Herenlik : Küfe.

Herennik : Küfe.

Herens sığırı : İsviçre’den köken alan, İsviçre Alplerinden Fransa’ya kadar uzanan bölgenin yerli ırkı, rengi koyu kırmızıdan siyaha kadar değişen, spor et ve süt verimi yönünde yetiştirilen, sürü liderleri özel bir bakıma alınarak geleneksel inek güreşlerinde kullanılan, kombine verimli sığır ırkı.

Herer : Kıldan ya da ketenden yapılmış büyük çuval.

Hereret : Hararet. Arapça kökenli harâret: hararet; susuzluk; susma.

Heresı : Her biri.

Heresi : Her birisi. Hepsi. Her biri. Herbirisi.

Heresü : Herbirisi.

Hereti : Bakır leğen.

Herev : Lodos.

Hereyh : Yeni dikilmiş fidanların ve fasulye gibi tırmanıcı bitkilerin yanlarına dikilen destek sopası; Sırık.

Hereze : Tek parça taştan yapılmış kuyu ağızlığı, bilezik. Değirmende hacariyyeyle dolap arasındaki taş boru.

Keratogenezis imperfekta herediteriya bovina : Sığırlarda ayak derisiyle birlikte corium coronarium ve corium limitan’sın yeterli gelişmemesi biçiminde ortaya çıkan bir epidermal yapılış bozukluğu.

Herek : Asma, fasulye vb. sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık, ispalya.

Herekleme : Hereklemek işi.

Diğer dillerde Herdwick koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Herdwick koyunu ne demek ? : herdwick sheep