Histiocyte türkçesi Histiocyte nedir

  • Histiosit.
  • Histosit.
  • Makrofaj.
  • Enfeksiyona neden olan ve yabancı organizmaları emen ve yok eden büyük akyuvarlar (biyoloji terimi).
  • Histiyosit.
  • Doku makrofajı.
  • İri yutargöze.

Histiocyte ingilizcede ne demek, Histiocyte nerede nasıl kullanılır?

Histiocytic gastritis : Histiyosit infiltrasyonuyla belirgin mide yangısı. köpeklerde amiloidozise bağlı olarak biçimlenir. Histiyositik mide yangısı.

Histiocytic ulcerative colitis : Histiyositik ülserli kolitis. Histiyositik ülserli kolon yangısı. Köpeklerde histiyositik ülserli kolitis. Kronik kanlı-sümüksü ishal, kusma, protein kaybı ve kaşeksiyle seyreden, nedeni bilinmeyen ve sadece köpeklerde görülen mukoza, submukozada ve ilgili lenf yumrularında, pas pozitif granüller içeren yoğun makrofaj infiltrasyonu ve ülserleşmeyle belirgin kolon yangısı, köpeklerde histiyositik ülserli kolitis. özellikle bokser ve fransız buldok ırkı köpeklerde görülür.

Histiocytosis : Kanda anormal görünümlü veya biçimli histiyosit bulunuşuyla belirgin hastalık tablosu. deri histiyositozisi. lipit histiyositozisi, sfingomiyelinozis. sistemik histiyositozis. kötücül histiyositosis. Histiyositoz. Histiyositozis.

Benign cutaneous histiocytoma : İyicil deri histiyositomu. Genç köpeklerde, genellikle baş bölgesinde, dermisteki histiyositlerden veya diğer bir ifadeyle sabit makrofajlardan köken alan, çoğu zaman kendiliğinden küçülerek gözden kaybolan, 1-2 santimetre çapında sert, ülserleşmeyen, nüks ve metastazın biçimlenmediği deri tümörü, benign kutan histiyositom.

 

Lipid histiocytosis : Sfingomiyelinozis. Lipit histiyositozisi.

Malingnant histiocytosis : Kötücül histiyositozis. Yaşlı, erkek bern dağ köpeklerinde tüm doku ve organlarda sabit makrofajların tümöral çoğalması, çok çekirdekli dev hücresi, anemi ve sinir sistemi bulgularıyla belirgin kalıtsal bir hastalık. tümörlere iç organlarda, özellikle de akciğerde rastlanır.

Histiology : Doku bilimi. Histoloji. Dokubilim. Hayvanların ve bitkilerin dokularını inceleyen bilim dalı (histology olarak da yazılır).

Systemic histiocytosis : Sistemik histiyositozis. Deride iç organlarda, konjunktivada, kemik iliğinde ve çevresel lenf yumrularında, sabit makrofajların damar duvarına infiltrasyonu ve tümöral olmayan üremesiyle belirgin, genç bern dağ köpeklerinde görülen kalıtsal hastalık.

Histiotrophic nutrition : Histiyotrof beslenme. Plasentasyon oluşuncaya kadarki süreçte embriyonun uterus sütü olarak adlandırılan salgıyla beslenmesi.

İngilizce Histiocyte Türkçe anlamı, Histiocyte eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Histiocyte ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Macrophage : Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. Makrofag. İri yutan. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır. Büyük fagositik hücre. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için cd 14 reseptörü, immünoglobulin g antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni vb. reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Büyük mononükleer fagosit.

 

Fixed macrophage : Sabit makrofaj. Öz bağ dokusunun temel hücrelerinden biri. kan yapan dokuların stromasının fagositik retiküler hücreleri. bulunduğu dokuya göre retiküler teller veya kollagen tellere yapışık olarak bulunan, fagositoz yapan ve retiküloendotelyal sistemin bir parçasını teşkil eden, gerektiği zaman uzantılarını toplayıp yuvarlaklaşarak serbest makrofaj haline geçen, büyük soluk renkli bir çekirdekli, iğ ya da yıldız şeklindeki hücre. histiyosit.

Macrophagocytus stabilis : Bağ dokusunda yer alan, aktive olmuş, dayanıklı makrofaj. kan yapan dokuların bağ dokusunun fagositik hücreleri.

Connective tissue : Hücre sayısı az fakat hücreler arası maddesi çok olan ve genel olarak diğer dokuları birbirine bağlayarak destek görevi yapan bir doku tipi. Hücre sayısı az fakat hücreler arası maddesi çok olan ve genel olarak diğer dokuları birbirine bağlayarak destek görevi yapan bir doku tipi. kökünü embriyonun mezenşim hücrelerinden alan bu dokunun iki ana tip hücrelerinin (fibroblast, makrofaj) arasını dolduran madde içinde teller ve telcikler bulunur. bu tel ve telciklerin çeşidine ve çokluğuna göre de çeşitli bağ dokusu tipleri oluşur. örnek: gevşek bağ dokusu, sık bağ dokusu, elastik bağ dokusu vb. lamina propria. Destekdoku. Bağ doku. Bağ dokusu. Konektif doku. Bağdoku. Bağlayıcı doku.

Macrophagous : Büyük parça veya organizma yiyebilen canlı. Makrofagus. Besinlerini büyük parçalar halinde veya organizmayı bütün olarak yutarak beslenme.