Makrofaj nedir, Makrofaj ne demek

Makrofaj; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklâstlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için CD 14 reseptörü, immünoglobulin G antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni ve benzerleri reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. Kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır.

Teknik terim anlamı:

Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi.

 

Makrofaj hakkında bilgiler

Makrofajlar (Yunanca: "büyük-yiyiciler") dokularda bulunan patojenlerin, ölü gözelerin, hücresel kalıntıların ve vücuttaki yabancı maddelerin yutulmasından sorumlu hücrelerdir. Makrofajlar doğuştan bağışıklık sisteminin bir bölümüdürler. Makrofajlar monositlerden türer. monositler kemik iliğinde büyür ve daha sonra kan dolaşımına girerler. Dolaşımdaki monositler enflamasyonun (iltihaplanma) kimyasal aracılarına (medyatörlerine) yanıt verirler. Bu aracılar (medyatörler) tarafından aktive edildiklerinde monositler endotelin içinden geçerler. Endoteli geçtikten sonra, monositlere makrofaj denir. (Bazı monositler özelleşmiş hücrelere farklılaşırlar, dendritik hücreler veya mikrogliya gibi). Makrofajların ana görevi patojenlerin ve ölü dokuların ortadan kaldırılmasıdır. İkincisi, yani nekrotik debrisin ortadan kaldırılması, özellikle süreğen (kronik) yangı durumunda daha önemlidir. Yangının erken evreleri nötrofil granülositlerince kontrol edilir ki yaşlanmış nötrofil granülositler makrofajlarca sindirilir. Ayrıca makrofajlar sindirmek için yapılarına aldıkları patojenlerden parçalar (antijen) salarlar. Bu parçalar yardımcı T hücreleri tarafından tanınır ve yardımcı T hücreleri lenfokin salgılarlar ki bu B hücrelerini uyarır. Böylece B hücreleri o belli antijene özgü (ve böylece patojene özgü) antikor üretir ve salarlar. Bu noktada makrofajlar tekrar rol alırlar, zira makrofajlar özellikle antikorların bağlanmış olduğu hücrelere karşı duyarlıdırlar.

 

Makrofaj anlamı, tanımı

Makro : Büyük, geniş, mikro karşıtı

Alveoler makrofaj : Akciğer savunmasında önemli rol oynayan, kandaki monositlerden ve interstisyel makrofajlardan köken alan, sitoplazmalarında lizozim, asit fosfataz ve katepsin gibi hidrolazlar içeren, fagositoz yapan, lenfoid hücre grubu.

Etkin makrofaj : Sitokinlerle uyarılması sonucu, metabolik ve fagositik olarak daha etkin duruma gelen ve fagosite edilen çeşitli mikroorganizmaları öldürebilme yeteneği kazanan makrofajlar.

Sabit makrofaj : Öz bağ dokusunun temel hücrelerinden biri. Kan yapan dokuların stromasının fagositik retiküler hücreleri. Bulunduğu dokuya göre retiküler teller veya kollagen tellere yapışık olarak bulunan, fagositoz yapan ve retiküloendotelyal sistemin bir parçasını teşkil eden, gerektiği zaman uzantılarını toplayıp yuvarlaklaşarak serbest makrofaj hâline geçen, büyük soluk renkli bir çekirdekli, iğ ya da yıldız şeklindeki hücre. Histiyosit. Doku makrofajı.

Serbest makrofajlar : Bağ dokularında, iltihaplı yerlerde sabit makrofajların aktif hareketli hâle gelmesi ile oluşan, az çok yuvarlak olup bağ dokusu boşluklarında görülen, fagositoz yaparak vücudu koruyan hareketli hücreler.

Mononükleer fagositler : Makrofajlar.

Büyük fagositik hücre : Makrofaj.

Merkezi sinir sistemi : Sinir hücrelerinin akson ve gövdeleri ile nörogliya hücrelerini toplu olarak kapsayan beyin ve omurilikten meydana gelmiş sinir sistemi.

Yardımcı t hücreleri : Yardımcı T lenfositi.

Doğuştan bağışıklık : Genel olarak hastalık etkenlerine karşı fagositler, makrofajlar, nötrofil lökositler tarafından yürütülen korunma mekanizması.

Bağışıklık sistemi : Vücuda zarar verebilecek yabancı maddeleri tanıyan ve yok etmeye çalışan hücre ve organlar, immün sistem. Organizmaya dışarıdan giren yabancı maddelere, antijenlere karşı hedef teşkil eden ve onların ortamdan uzaklaştırılmasını sağlayan T ve B lenfositler, plazma hücreleri ve makrofajların yer aldığı sistem, immün sistem. Lenf yumrusu, tonsilla, timüs, dalak, kanla ilgili düğüm, kanla ilgili-lenf yumrusu ve mide-bağırsak dokusunun bağ dokusundaki lenf folikülleri bağışıklık sisteminin oluşumlarıdır.

İmmünoglobulin g : Serum immünoglobulinlerinin % 80’nini oluşturan, 6, 5-7, 5 çökelme katsayısına sahip, 15. 000 molekül ağırlığında, % 3 karbonhidrat içeren, anneden plasenta aracılığıyla yavruya geçebilen, ikincil bağışıklık cevaplarında oluşan immünoglobulin ana molekülleri, Ig G.

Fagositik hücre : Fagositoz yeteneğine sahip nötrofil, monosit, makrofaj, eozinofil gibi hücreler.

İmmünoglobulin : Antikor.

Mikroorganizma : Mikroskopla görülebilen organizma.

Sinir sistemi : Yüksek yapılı organizmalarda, organizmanın yaşadığı ortama uymasını, çeşitli organların iş birliği durumunda çalışmasını sağlayan, sinir hücreleri, sinirler ve sinir merkezinden oluşan sistem.

Yabancı madde : Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde.

Kemik dokusu : Omurgalı hayvanlarda iskeleti meydana getiren, hücreler arası maddesi yapısındaki hidroksiapatit kristalleri (Ca ve P) sebebiyle sertleşmiş, kollagen tellerin diziliş yönü farklarından dolayı halkasal sistemler gösteren özelleşmiş bir bağ dokusu tipi. Vücut iskeletini oluşturan, organizmanın kalsiyum ve fosfor deposu olan destek dokularından biri. Knochengewebe), Omurgalı hayvanlarda iskeleti meydana getiren bir bağ dokusu tipi olup kemik gözeleri ile bunların arasında bulunan kireç tuzlariyle sertleşmiş göze-arası maddesinden yapılmıştır.

İltihaplanma : Yangılanma.

Gram negatif : Gram metoduyla boyandığı zaman boyayı almayan ve bu nedenle pembe renkte görünen. Gram boyasıyla boyamada alkolle renksizleşen veya boyasını kaybeden. Gram boyası ile boyanamayan bakterilere Gram-negatif bakteri, boyanabilen bakterilere Gram-pozitif bakteri adı verilir.

Diğer dillerde Makrofaj anlamı nedir?

İngilizce'de Makrofaj ne demek ? : macrophage