Macrophagous türkçesi Macrophagous nedir

  • [#makrofag Makrofagus].
  • Besinlerini büyük parçalar halinde veya organizmayı bütün olarak yutarak beslenme.
  • Büyük parça veya organizma yiyebilen canlı.
  • Makrofaj.

Macrophagous ingilizcede ne demek, Macrophagous nerede nasıl kullanılır?

Macrophagocytus stabilis : Histiyosit. Bağ dokusunda yer alan, aktive olmuş, dayanıklı makrofaj. kan yapan dokuların bağ dokusunun fagositik hücreleri.

Macrophage : Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır. İri yutargöze. Büyük fagositik hücre. Büyük mononükleer fagosit. Makrofag. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için cd 14 reseptörü, immünoglobulin g antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni vb. reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Histiyosit. Makrofaj. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi.

 

Macrophages : Makrofajlar. Makrofag.

Activated macrophage : Sitokinlerle uyarılması sonucu, metabolik ve fagositik olarak daha etkin duruma gelen ve fagosite edilen çeşitli mikroorganizmaları öldürebilme yeteneği kazanan makrofajlar. Etkin makrofaj.

Activated macrophages : Sitokinlerle uyarılma sonucu, metabolik ve fagositik olarak daha aktif duruma gelen ve fagosite edilen çeşitli mikroorganizmaları öldürebilme yeteneği kazanan makrofajlar. Aktif makrofaj.

Fixed macrophage : Öz bağ dokusunun temel hücrelerinden biri. kan yapan dokuların stromasının fagositik retiküler hücreleri. bulunduğu dokuya göre retiküler teller veya kollagen tellere yapışık olarak bulunan, fagositoz yapan ve retiküloendotelyal sistemin bir parçasını teşkil eden, gerektiği zaman uzantılarını toplayıp yuvarlaklaşarak serbest makrofaj haline geçen, büyük soluk renkli bir çekirdekli, iğ ya da yıldız şeklindeki hücre. histiyosit. Doku makrofajı. Sabit makrofaj.

Vagina pericapillaris macrophagiosa : Kabuklu arteryol. Dalakta arteryola penisilarisin son kısımlarında arteryol lümeninin daralmasını sağlayan mekik biçimindeki şişkinlik. bu şişkinliği iki-üç sıralı fagositoz yetenekli makrofaj hücresi sarar.

 

Free macrophages : Serbest makrofajlar. Bağ dokularında, iltihaplı yerlerde sabit makrofajların aktif hareketli hale gelmesi ile oluşan, az çok yuvarlak olup bağ dokusu boşluklarında görülen, fagositoz yaparak vücudu koruyan hareketli hücreler.

Alveolar macrophage : Alveoler makrofaj. Akciğer savunmasında önemli rol oynayan, kandaki monositlerden ve interstisyel makrofajlardan köken alan, sitoplazmalarında lizozim, asit fosfataz ve katepsin gibi hidrolazlar içeren, fagositoz yapan, lenfoid hücre grubu.

İngilizce Macrophagous Türkçe anlamı, Macrophagous eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Macrophagous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Histiocyte : Histosit. İri yutargöze. Doku makrofajı. Enfeksiyona neden olan ve yabancı organizmaları emen ve yok eden büyük akyuvarlar (biyoloji terimi). Histiyosit. Histiosit.

Saprozoic : Çürükçül. Saprozoik. Ölmüş veya kokuşmuş organik maddeler üzerinde yaşayan organizma, saprozoik. Kendisi için gerekli olan organik maddeleri ölmüş veya çürümekte olan bitki ve hayvanlardan temin eden hayvan ve hayvan benzeri organizmalar, saprozoik, saprofitik. ölmüş veya kokuşmuş organik maddeler üzerinde yaşayan organizma. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ölmüş ya da kokmuş organik maddeler üzerinde yaşayan organizma. saprozoik.

Macrophage : Büyük mononükleer fagosit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için cd 14 reseptörü, immünoglobulin g antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni vb. reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Makrofag. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır. İri yutan. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. İri yutargöze. Büyük fagositik hücre.

Herbivorous : Otobur. Otcu. Bitkicil. Otçul. Bitki yiyerek beslenen canlılar. herbivor. (hayvan) otobur. Herbivor.

Macrophagous zıt anlamlı kelimeler, Macrophagous kelime anlamı

Insectivorous : Böcekçil. İnsektlerle beslenen. İnsektivöröz. Böcek yiyen.

Carnivorous : Etobur. Et yiyerek beslenen canlı. karnivor, et obur. Etçil. Karnivor. Hayvansal organizmalarla beslenen, et yiyen, etle beslenen, etobur, karnivor, sarkofaj. Etoburlarla ilgili. Canlı balık avlayanlar.

Omnivorous : Hem etobur hem otobur. Hepçil. Ne bulursa okuyan. Hem et hem ot yiyen. Her şeyi yiyen. Hem bitki hem hayvan yiyerek beslenen canlılar. Her şey yiyen. Hem ot hem et yiyerek beslenen. Her çeşit gıdayla geçinen ve her çeşit besin üzerinde yaşayabilen canlılar. Omnivor.