Kavl nedir, Kavl ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yıkılmağa yüz tutmuş yapı.

Kavl ile ilgili Atasözü veya Deyim

kavlükarar etmek : karar vermek birlikte söz vermek.

Kavl tanımı, anlamı

Kavla : Kavak ağacı

Kavlaan : Çınar ağacı.

Kavlağın : Çınar ağacı.

Kavlah : Tüysüz: Kavlak öküz öldü.

Kavlak bolmak : Kavlamak.

Kavlaklar : Balıkesir şehri, Altınoluk bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kayseri kenti, Pazarören nahiyesine bağlı bir yer.

Kavlaklı : Çankırı kenti, Kızılırmak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Kahramanmaraş ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kavlaktepe : Hatay kenti, Güvenç nahiyesine bağlı bir bölge. Niğde şehri, Çamardı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kavlakyağı : Krem.

Kavlan : Çınar ağacı.

Kavlangaz : Kof, boş.

Kavlangoz : Salyangoz, sümüklüböcek.

Kavlatan : Bayburt şehri, Aydıntepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kavlav : Saban demirinin çamurunu kazımaya yarayan araç, sıyırgı.

Kavlı : Yüksek. Kütük, kereste yapmaya elverişli olmayan ağaç.

Kavlığ : İçine çakmak, para, ve benzerleri şeyler konulan torba, kese.

Kavlıkça : İçine çakmak, para, ve benzerleri şeyler konulan torba, kese.

Kavliflori : Çiçeklerin doğrudan ana gövdeden çıkması.

 

Kavlu : Başa alınan kalın, tüylü örtü.

Kavlucuk : Kav, çakmak keseceği, kavlıkçık.

Kavluç : Fıtıklı, kasığı yarık.

Kavluğ : İçine çakmak, para, ve benzerleri şeyler konulan torba, kese.

Kavluh : Sidik torbası (insan ve hayvanlarda).

Kavluk : İçine çakmak, para, ve benzerleri şeyler konulan torba, kese. Küçük bohça. [Bakınız: kavlık]. Sidik torbası (insan ve hayvanlarda). Kav, çakmak konulan kese.

Su kavletrnek : Yara su almak, su kaparak şişmek : Elim su kavletti, sızlıyor.

Kavlağan : Çınar ağacı.

Kavlak : Kabuğu dökülmüş. Güneşten derisi soyulan (kimse). Yer altı boşluklarının tavan ve yan duvarlarında bulunan gevşemiş veya düşebilir kaya parçası.

Kavlama : Kavlamak işi.

Kavlamak : Kabarıp dökülmek, soyulmak.

Kavlanma : Kavlanmak işi.

Kavlanmak : Kavlama işine uğramak.

Kavlaşma : Kavlaşmak işi.

Kavlaşmak : Kav durumuna gelmek.

Kavlatma : Kavlatmak işi.

Kavlatmak : Kavlamasına yol açmak.

Kavletme : Kavletmek işi.

Kavletmek : Sözleşmek, anlaşmak, söz kesmek.

Kavlıç : Fıtık.

Kavlık : İçine genellikle kav konulan torba veya kap.

Kavlince : Kavline göre, sözüne bakarak.

Kavlükarar : Söz, sözleşme.

Diğer dillerde Kavkılı kum anlamı nedir?

İngilizce'de Kavkılı kum ne demek ? : shelly sand