Labour indemnity türkçesi Labour indemnity nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • İşçi tazminatı.
  • Gereksinim duyulmaması nedeniyle işine son verilen işçiye işveren tarafından yapılan ödeme.
  • İşten çıkarma ödencesi.

Labour indemnity ingilizcede ne demek, Labour indemnity nerede nasıl kullanılır?

Labour : Çabalamak. Emek vermek. Doğum sancısı. Ayrıntılara girmek. Çalışmak. (gemi) denizde çalkalanmak. Doğurma. Boğuşmak. İş gücü. Emek harcamak.

Indemnity : İşçi ödencesi. Dokuncalı olaylar sonuçları karşılanılmak amacıyla yapılan ödemeler. Herhangi bir zarara yol açan kişinin bu zararı karşılaması için ödemesi gereken para. Tazmin. Ödence. Koruma. Cezasını affetme. Güvence. İkramiye. Tazminat.

Labour saving technique : Emek tasarruf edici teknik. Veri teknoloji ve aynı eş ürün eğrisi üzerinde kalma koşuluyla, ücretlerin faize göre yükselmesi nedeniyle, bir ürünün üretiminde emeğin yerine sermayenin kullanılması.

Labour agreement : Toplu iş anlaşması. İş sözleşmesi.

Labour augmenting technical progress : Emek artıran teknolojik ilerleme. Emek gücünde fiziksel bir artış olmadığı halde tıpkı emek gücünde bir artış olmuş gibi çıktıda artışa neden olan teknolojik gelişme. bu durum üretimde emek gücünün sayısını arttırmaksızın çıktı içinde emek payını artırır.

 

Labour camp : Çalışma kampı.

İngilizce Labour indemnity Türkçe anlamı, Labour indemnity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Labour indemnity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fringe benefit : Ek ücret. Bir çalışanın maaşına ek olarak aldığı kazanç. Yan fayda. Emeklilik sigortası gibi işçiye ücreti dışında sağlanan herhangi bir şey. İkincil fayda.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Redundancy payment : İşten çıkarma tazminatı. İşten çıkarılma tazminatı.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Labour indemnity synonyms : ability to pay approach, a shift in supply, a shift in individual demand, a group shares, ability rent, a change in demand, abnormal budget receipts, a change in supply.