Labour türkçesi Labour nedir

  • Çabalamak.
  • Emekle meydana getirmek.
  • Doğum sancısı.
  • Emek vermek.
  • Doğum.
  • Çalışmak.
  • (gemi) denizde çalkalanmak.
  • İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Emek.
  • Boğuşmak.
  • İş.
  • Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan beden ve/veya beyin gücü.
  • İş gücü.
  • İşgücü.
  • İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak üzere giriştiği, hem doğal ve toplumsal çevresini, hem de kendi kendisini değiştiren çalışma süreci.
  • Ayrıntılara girmek.
  • Doğum sancısı çekmek.
  • Doğurma.
  • Emek harcamak.
  • Lafı uzatmak.
  • Çalışma.
  • İşçi sınıfı.
  • Uğraşmak.
  • ä°şçi partisi üyesi.
  • İşçi.
  • ä°şçi partisi'ne ilişkin.
  • Çaba harcamak.
  • Güçlükle hareket etmek.

Labour ile ilgili cümleler

English: Those who labour with their minds govern others; those who labour with their strength are governed by others.
Turkish: Zihinleriyle çalışanlar diğerlerini yönetirler;fizikleriyle çalışanlar başkalarınca yönetilirler.

English: He's a labourer on a riverboat.
Turkish: O bir nehir botunda bir işçidir.

English: A country without enough labour force cannot be self sufficient.
Turkish: Yeterli iş gücü olmayan bir ülke kendi kendine yeterli olamaz.

Labour ingilizcede ne demek, Labour nerede nasıl kullanılır?

Labour saving technique : Emek tasarruf edici teknik. Veri teknoloji ve aynı eş ürün eğrisi üzerinde kalma koşuluyla, ücretlerin faize göre yükselmesi nedeniyle, bir ürünün üretiminde emeğin yerine sermayenin kullanılması.

 

Labour agreement : İş sözleşmesi. Toplu iş anlaşması.

Labour augmenting technical progress : Emek gücünde fiziksel bir artış olmadığı halde tıpkı emek gücünde bir artış olmuş gibi çıktıda artışa neden olan teknolojik gelişme. bu durum üretimde emek gücünün sayısını arttırmaksızın çıktı içinde emek payını artırır. Emek artıran teknolojik ilerleme.

Labour camp : Çalışma kampı.

Labour confederation : İşçi sendikaları birliği. Ayrı iş kollarında kurulan aynı sendikalardan oluşan birlik.

Labour contract to indefinite time : Kapsamında, sona ereceği gün belirtilmemiş iş sözleşmesi. Süresi belirsiz iş sözleşemsi.

Labour court : İş mahkemesi.

Labour cost index : İşçilik maliyet dizini. Toplam, doğrudan ve dolaylı saat başına işçilik maliyetlerindeki değişimi ölçmek için kullanılan dizin.

Labour demand curve : Belirli bir dönemde emek istemini belirleyen diğer faktörler veri iken, firmaların değişik ücret düzeyleri ile çalıştırmak istedikleri emek süre veya miktar bileşimlerinin geometrik yeri. Emek istem eğrisi.

Labour dispute : İş ihtilafı. İş anlaşmazlığı. Ücret ve çalışma koşullarının korunması, değiştirilmesi veya yorumlanması konularında işçi ile işveren arasında ortaya çıkan anlaşmazlık. İş uyuşmazlığı.

İngilizce Labour Türkçe anlamı, Labour eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Labour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Asgmt : Mülkiyet veya haklar devretme. Görev. Vazife.

Pains : Doğum sancıları. Zahmet. İhtimam. İtina. Özen. Gayret.

Plodding : İsteksizce çalışma. Zorla ilerleyen. İsteksiz. Ağır. Ağır iş. Zahmetli iş. Hantal.

Romps : Haşarılık etmek. Kudurmak. İtişip kakışmak. Erkek fatma. Zorlanmadan geçmek. Azmak (çocuk). Gürültüyle oynamak. İtişme. Kolay kazanmak.

Exert oneself : Gayret sarf etmek. Yardırmak. Çaba sarfetmek. Güç harcamak. Kendini zorlamak. Gayret sarfetmek. Çok çabalamak. Fazla uğraşmak.

Travailing : Eziyet çekmek. Doğum sancıları. Zahmet. Eziyet. Zahmet çekmek. Sancı. Sancılanmak.

Operative : Amele. Etkili. Ameliyata ait olan. Amil. Operatif. Usta işçi. Dedektif. Teknisyen.

Working power : Bir ülkede yaşayan kişilerden üretime katılan, üretimde bulunanlardan sağlanan güç. ekonomik çalışmalar alanlarına ilişkin insangücü gereksemelerini karşılayan kaynak.

Agents of production : Üretim araçları. Herhangi bir malın üretimi için gerekli olan toprak, emek, anamal ve girişimci gibi öğeler. Üretim unsurları. Sermaye. Doğal kaynaklar ve girişim gibi üretim faktörleri. Üretim amilleri. Üretim öğeleri.

Buffets : Tokat atmak. Sarsmak. Mücadele etmek. Büfeler. Yumruklamak.

Labour synonyms : labor pool, lumpenproletariat, organized labor, socio economic class, be in labor, go into details, mechanical man, contend, endeavouring, prole, labor pains, work, workers, labour pain, flounders, be occupied with doing, enter into particulars, particularized, manpowers, slavery, birthing, elbow grease, gear, attacked, scuffling, inducing, proletariate, endeavors, endeavor, endeavored, agonise, childbirths, actions.

Labour zıt anlamlı kelimeler, Labour kelime anlamı

Effortless : Gayret etmeyen. Gayretsiz. Çaba gerektirmeyen. Zahmetsiz. Çabasız. Kolay. Çaba göstermeyen.