Lavender türkçesi Lavender nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Lavanta.
  • Lavantaçiçeği.
  • Levandel.
  • Ballıbabagiller (labiatae) familyasından, çok yıllık, tabanda çalımsı, siyahımsı mor renkli çiçekleri olan, hoş kokulu, batı akdeniz kökenli bir tür.
  • Mavi eşlem.
  • Lavanta (çiçeği).
  • Eflatun.
  • Açık eflatun.

Lavender ile ilgili cümleler

English: This new chair is lavender-blue.
Turkish: Bu yeni koltuk lavanta-mavisi.

English: Lavender is my favorite plant.
Turkish: Lavanta benim gözde bitkimdir.

English: Nothing grew there besides wild lavender.
Turkish: Orada vahşi lavantanın dışında hiçbir şey yetişmiyordu.

Lavender ingilizcede ne demek, Lavender nerede nasıl kullanılır?

Lavender bag : Lavanta torbası.

Lavender water : Lavanta.

Sea lavender : Sahil karanfili.

Lavenders : Eflatun. Levandel. Açık eflatun. Lavanta (çiçeği). Lavanta. Lavantaçiçeği. Mavi eşlem.

Lave : Yıkamak. Yıkanmak.

Autoclave : Sterilizatör. Basınçlı kap. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sterilizasyon için kullanılan, basıncı ve/veya sıcaklığı ayarlanabilen yüksek basınç ve sıcaklığa dayanıklı alet. Çoğunlukla 1 atmosfer basınç altında 121 ºc sıcaklık elde edilerek buharla laboratuvar ve hastane nesnelerinin sterilizasyonunu sağlayan alet. Sterilizasyon için kullanılan, sıcaklık ve basınca dayalı sıkı kapaklı çelik alet. Otoklav.

 

Lavement : Lavman. Tanı veya tedavi amaçlı kalın bağırsağın son bölümüne sıvı veya yarı sıvı madde verilerek boşaltılması. rektum yoluyla kullanılmak üzere hazırlanan ilaç biçimi, enema. (fransızca) yıkama veya yıkanma.

Laves : Yıkamak.

Laved : Yıkamak. Yıkanmış.

Laverock : Çocuk gibi oynamak. Tarlakuşu. Muziplik yapmak. Toygar (iskoç terimi).

İngilizce Lavender Türkçe anlamı, Lavender eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lavender ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lilacs : Leylak rengi. Açık mor. Leylak. Lila. Leylak rengindeki.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan.

Purples : Mora boyamak. Erguvan rengi. Kardinal kaftanı. Lila. Mor. Kötü. Ahlaksız. Erguvani. Krala ait.

Purpled : Ahlaksız. Erguvani. Mora boyamak. Kardinallik. Lila. Mor. Erguvan rengi. Kötü. Krala ait.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Fuchsia : Küpe çiçeği. Fuşya. Küpeçiçeği.

A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

 

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Lavender synonyms : lilac colored, purple, chromatic, lilac, amaranths, plato, lavender water, amaranth, lavenders, a cell, aardvark, violets, purpleness, aardvarks, purpling, abacus bodies, abductor muscle, acacia, fuchsias, abiotic factor, abiotic environment, a protein, abambulacral area, violet.

Lavender zıt anlamlı kelimeler, Lavender kelime anlamı

Achromatic : Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renksiz. Renksemez. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Perdesi değişmeyen. Akromatik. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı.

Lavender ingilizce tanımı, definition of Lavender

Lavender kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An aromatic plant of the genus Lavandula (L. vera), common in the south of Europe. It yields and oil used in medicine and perfumery. The Spike lavender (L. Spica) yields a coarser oil (oil of spike), used in the arts.