Linear türkçesi Linear nedir

Linear ile ilgili cümleler

English: In a time-bound society time is seen as linear- in other words as a straight line extending from the past, through the present, to the future.
Turkish: Zamana bağlı bir toplumda zaman lineer olarak görülür-yani geçmişten şimdiki zamana ve geleceğe doğru uzanan düz bir çizgi olarak.

English: The dream of world war may be linked to a linear religion.
Turkish: Dünya savaşı hayali, doğrusal bir dinle ilişkilendirilebilir.

English: Kathleen is studying linear algebra.
Turkish: Kathleen lineer cebir çalışıyor.

English: Is the system linear?
Turkish: Sistem doğrusal mıdır?

English: A function that is both quasiconvex and quasiconcave is quasilinear.
Turkish: Hem yarı-dışbükey hem de yarı-içbükey olan bir fonksiyon yarı-doğrusaldır.

Linear ingilizcede ne demek, Linear nerede nasıl kullanılır?

Linear acceleration : Çizgisel ivme. Doğrusal ivme.

Linear accelerator : İçindeki yüklü parçacıkların hızını, doğrusal bir yol izleyerek artıran aygıt. Bir dizi eşeksenli halka üşeklerin oluşturduğu, yüklü parçacıkların bir doğru boyunca hızlanarak yol akışını sağlayan ividireç türü. Fizik, kimya, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Doğrusal ivdireç. Taneciklerin yüksek devinim erkelerini hızlandıran uzunlamasına aygıt. Lineer hızlandırıcı. Doğrusal ivmelendirici. Radyoterapide kullanılan x ışını cihazı. Uzun ivdirici. Doğrusal hızlandırıcı.

 

Linear algebra : Lineer cebir. Cebir dalı (matematik). Doğrusal cebir.

Linear amplifier : Lineer kuvvetlendirici. Lineer amplifikatör. Doğrusal yükselteç.

Linear approximate almost ideal demand system : Doğrusal yaklaşık en uygun talep sistemi.

Linear diameter : Uzunluk biriminde ölçülen çap. Gerçek çap.

Linear equation : Lineer denklem. Birinci derece denklem. Birinci dereceden denklem. Doğrusal denklem.

Linear approximation : Lineer yaklaştırma. Doğrusal yaklaştırma. Lineer yaklaşım. Doğrusal yaklaşıklık. Doğrusal yaklaşım.

Linear discriminant : Doğrusal ayırtaç.

Linear combination : Doğrusal katışım. Lineer bileşim. Doğrusal bileşim. Lineer kombinasyon. Doğrusal birleşim. Doğrusal kombinasyon.

İngilizce Linear Türkçe anlamı, Linear eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Linear ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rectilinear : Düz çizgili.

One dimensional : Tek boyutlu. Nokta. Sadece bir boyutu olan bir şey. Düz olmak. Bir yönlü.

Bilinear : İki çizgili. Çift doğrusal. İki çizgisi olan. Bilineer. İki doğrusal. İkidoğrusal. İki doğrulu.

Rectilineal : Doğrusal doğrulu. Düz çizgili. Düz çizgi halindeki.

Collinear : Doğrudaş. Kolineer. Aynı doğru üzerinde. Aynı doğru üzerinde olan. Aynı doğru üzerindeki. Aynı doğrultuda olan.

Additive : Katılacak. Katılan kimyasal madde. Ek katkı. Toplamsal. Katık. İlave. Çoğalan. Katkı. Eklenecek.

 

Lineal : Çizgiye ait. Soydan olan. Doğrudan doğruya.

Linear synonyms : linelike, first degree.

Linear zıt anlamlı kelimeler, Linear kelime anlamı

Nonlinear : Lineer olmayan. Doğru olmayan. Doğrusal olmayan.

Planar : Düzlemsel. Düzeysel. Yüzeysel. Düzleme ait.

Cubic : Küp biçimli. Kübik. Küplü. Küp biçiminde. Küpsel. Küp şeklinde olan. Küp kristalli. Küp şekilli. Küp.

Linear ingilizce tanımı, definition of Linear

Linear kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : In a straight direction. Of or pertaining to a line. Lineal. Consisting of lines.