Macrocyte türkçesi Macrocyte nedir

  • Makrosit.
  • İri alyuvar.
  • Anizositoz gösteren kırmızı kan hücrelerinin normal boydan büyük olanı.
  • İri göze.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Macrocyte ingilizcede ne demek, Macrocyte nerede nasıl kullanılır?

Macrocytic : İri alyuvarlı. Makrositer. İri gözeli. Makrositik. İri hacim gösteren alyuvarların bulunmasıyla belirgin.

Macrocytic anemia : Makrositer anemi. İri alyuvarlı kansızlık. Alyuvarların normale göre çok daha büyük çapta veya hacimde olmalarıyla belirgin anemi.

Macrocytosis : Makrositoz.

Macrocyclic : Makro halkalı. Çok çevrimli.

Macrocyst : İri ur. Makrokist.

Macrocosm : Evren. Kainat.

Macrocephaly : Makrosefali. İri beyinlilik. Kocakafalılık. Büyük beyinlilik. Büyük başlılık.

Macroconidium : Makrokonidyum. Mantarların büyük, çok hücreli konidyum biçimindeki eşeysiz üreme sporu.

Macrocephalic : Kocakafalı. İri beyinli.

Macrocephalus : İri kafatası.

İngilizce Macrocyte Türkçe anlamı, Macrocyte eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Macrocyte ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Red blood cell : Rbc. Eritrosit. Kırmızı kan hücresi. Alyuvar.

Aardvark : Karınca yiyen. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Borudişli. Yerdomuzu.

 

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

A protein : A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Abiyotik çevre.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu.

Megalocyte : Megalosit.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

Rbc : Hemoglobini ve kandaki oksijenin büyük kısmını taşıyan hücre. Alyuvar. Rbc. Omurgalı hayvanlarda kanın biçimli elemanlarının çoğunluğunu oluşturan, yandan bakıldığında içbükey disk biçiminde, üstten bakıldığında yuvarlak, ancak deve ve lamada oval olan, memelilerde çekirdeksiz olmasına karşın kanatlı, sürüngen, balık ve kurbağalarda çekirdekli olan, çapı hayvan türlerine göre 4-9 mikrometre arasında değişen, bileşimindeki hemoglobinle kana kırmızı rengi veren ve en önemli görevleri içerdiği hemoglobinle akciğerlerden dokulara oksijeni, dokulardan akciğerlere ise karbondioksiti taşıyan ve yüzeylerinde bulunan antijenlerle kan gruplarının belirlenmesini sağlayan kırmızı kan hücreleri, kırmızı kan küresi, alyuvar, rbc. insan ve bazı hayvan türlerinde alyuvar sayıları (x106 /mm3 olarak); insan (e): 5.4 (4.5-6.0), (k): 4.8 (4.0-5.5), at: 9.5 (6.5-12.5), sığır: 7.0 (5.0-10.0), koyun: 12 (8.0-16.0), keçi: 13 (8.0-18.0), köpek. 6.8 (5.5-8.5), kedi: 7.5 (5.0-10.0). Kırmızı kan hücresi.

 

Macrocyte synonyms : heterocyst, a chromosome, erythrocyte, aardvarks, acacia, abambulacral area, abiotic factor, a site, abductor muscle, a cells, aardwolf.