Nasi nedir, Nasi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Nasıl.

O şekilde ki, öyle ki.

Nasi ile ilgili Cümleler

  • İyi nasihat pahalı değildir.
  • “Acaba İstanbul'u bir daha görmek nasip olacak mı?”
  • Nasihatler aklımda nedenini de biliyorum.
  • “Konaktaki hamamlardan halayıklar, hizmetçiler de nasiplerini alırmış.”
  • Nasihatime dikkat etmedi.
  • Nasihatimi dinlemedi.
  • “Dinle sana bir nasihat edeyim / Hatırdan gönülden geçici olma”
  • Yeinde olsam Tom'un nasihatını dinlerim.
  • “Herkes ondan haz veya hüzün, kendi nasibini alırdı.”
  • İyi nasihat çoğunlukla pahalı değildir.
  • Ali Mary'ye herhangi bir nasihat vermedi.
  • Şimdi iyi bir nasihat almak zor: Nereye gitmeliyim?
  • “Allah bana o rezaletle gelmeyi nasip etmesin, ölmek daha iyi.”
  • Sana bir nasihat sözü verebilir miyim?
  • Nasihat için başvuracak kimsem yok.
  • Sana biraz baba nasihati vereceğim.
  • Nasihat için Tom'a gittim.
  • “Hiçbir erkeğe nasip olmadığını iddia edeceğim hayat, hep kaçamaklarla dolu idi.”
  • İyi nasihat her zaman pahalı değildir.

Nasi ile ilgili Atasözü veya Deyim

bin nasihatten bir musibet yeğdir : “yaşanan olaylar, öğütlerden çok daha etkilidir” anlamında kullanılan bir söz.

gelini ata bindirmişler ya nasip demiş : “kesin sonuç alınmadan hiçbir işe olup bitti gözüyle bakılmaz” anlamında kullanılan bir söz.

iyi nasihat verilir, iyi ad verilmez : “bir kimse başkalarına iyi öğüt verebilir ama ün veremez, kişi ünü ancak kendisi kazanabilir” anlamında kullanılan bir söz.

 

nasibini almak : güzel, hoşa giden bir şeyden kısa bir süre de olsa yararlanmak, sebeplenmek.

nasihat etmek (veya vermek) : öğüt vermek.

nasihatte bulunmak : nasihat etmek.

nasip almak : Bektaşilikte tarikata girme töreni yapılmak yararlanmak, kısmetine düşeni elde etmek.

nasip etmek : fırsat vermek eriştirmek.

nasip olmak : fırsat düşmek, elvermek mutluluk veren güzel şeylere erişmek, ulaşmak, kavuşmak.

Nasi anlamı, kısaca tanımı

Nasiat : Nasihat

Nasibe : Pay, hisse. Allah’ın kısmet ettiği şey. Yollara nişan için dikilen tas.

Nasibet : Uygunluk.

Nasibetsiz : Uygunsuz kişi.

Nasibetsizlik etmek : Uygunsuzluk yapmak.

Nasih : Öğüt veren.

Nasiha : Öğüt veren.

Nasil : Nasıl// nasil olsa: her halükârda.

Nasip : Birinin payına düşen şey. Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey. Kısmet, talih, baht. Günlük kazanç. “. Pay, hisse. Tanrı´nın kısmet ettiği şey.”.

Nasiplendirme : Nasiplendirmek işi.

Nasiplendirmek : Nasiplenme işini yaptırmak.

Nasiplenebilme : Nasiplenebilmek işi.

Nasiplenebilmek : Nasiplenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Nasir : Nesir yazan, nesir ustası. Yayan, saçan. Nesir yazan.

Nasiretdin tusi : Nasiretdin Tusi Abu Cafer Muhammed İbn Muhammed İbn Hasan Abu Bekir (1201-1274) ünlü Türk matematikçisi ve bilim adamı. 1259 yılında Maraga kentinde gözlemevini açmış ve bir çok bilim adamını davet etmiştir. Bu gözlemevindeki çalışmaların, bir çok dalların gelişmesinde büyük katkıları olmuştur. Matematiğin astronomi ile ilgili dallarının ve özellikle geometrinin ve trigonometrinin gelişmesine yol açmışlardır. Tusi'nin yazdığı kitaplarda düzlemsel ve küresel trigonometri gibi matematiğin özel dalları yer almaktadır.

 

Nasireten hoca : Nasrettin Hoca.

Nasiriden : Nasreddin.

Nasiye : Unutan, unutmuş olan.

Baba nasihati : Büyüklerin deneyimine dayanarak gençlere verdikleri öğüt.

Nasihat : Öğüt.

Nasihat yollu : Öğüde benzer bir biçimde.

Nasihatçi : Öğüt veren kimse, öğütçü.

Nasihatçilik : Nasihatçinin işi.

Nasihatname : Dinî konularda öğüt veren eser.

Nasiplenme : Nasiplenmek işi.

Nasiplenmek : Nasibini almak.

Nasipli : Nasibi olan, kısmetli. Her istediğine kolayca ulaşan.

Nasiplilik : Nasipli olma durumu.

Nasipsiz : Nasibi olmayan, kısmetsiz. İstediğine ulaşamayan.

Nasipsizlik : Nasipsiz olma durumu.

Diğer dillerde Nasırsı cisim anlamı nedir?

İngilizce'de Nasırsı cisim ne demek ? : corpus callosum