Bu sayfada Cannot ne demek nedir cannot hakkında bilgiler sözleri ingilizce türkçede çevirisi cannot resimleri yazıları türkçesi ne demek cannot ile ilgili sözler cümleler bulmaca görseller cannot hakkında yazı türkçe almanca ingilizcede sözlük anlamı kısaca tanımını ve benzeri diğer konuları inceleyebilirsiniz.
Cannot nedir English: "This cannot be!" "But it is!" Turkish: "Bu olamaz!" "Ama öyle!" English: A house divided against itself cannot stand. Turkish: Kendisine karşı bölünmüş bir ev ayakta kalamaz. English: 70 percent of Brit...
Cannot be installed nedir : Edememek. Gücü yetmemek. Bkz.can. Yapamamak. Be : -dır. -di. Bulunmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Kalmak. Durmak. Mal olmak. Berylliumb (berilyum). Var olmak. Anlamına gelm...
Cannot bear nedir English: I cannot bear the pain any more. Turkish: Acıya daha fazla katlanamam. English: I cannot bear such an insult. Turkish: Böyle bir hakarete tahammül edemem. English: I cannot bear her endless love. Tu...
Cannot find nedir English: I really cannot find any error in his theory. Turkish: Gerçekten onun teorisinde hiçbir hata bulamam. English: I cannot find time to read the book. Turkish: Kitabı okumak için zaman bulamıyorum. English:...
Cannot stand nedir English: We cannot stand quiet and watch people starve. Turkish: Biz sakin duramayız ve insanların açlıktan ölmesini izleyemeyiz. English: I cannot stand his arrogance any longer. Turkish: Ben artık onun küstahlı...
Cannot afford nedir English: He cannot afford it. Turkish: O, onu göze alamaz. English: He cannot afford to buy a car. Turkish: Onun bir araba alması için yeterli parası yok. English: He cannot afford to marry. Turkish: Onun ev...
Cannot afford it nedir English: We cannot afford it. Turkish: Buna gücümüz yetmez. English: He cannot afford it. Turkish: O, onu göze alamaz. English: I, who am poor, cannot afford it. Turkish: Ben fakirim, ona gücüm yetmez. : Yap...
Cannot be saved nedir English: They cannot be saved. Turkish: Onlar kaydedilemez. English: He cannot be saved. Turkish: O kurtarılamaz. : Bkz.can. Yapamamak. Gücü yetmemek. Edememek. Be : Kalmak. Bulunmak. Alaşımların hazırlanmasında ...
Cannot but nedir English: I cannot but feel anxious about the health of these women workers. Turkish: Bu kadın işçilerin sağlığı hakkında endişe etmemek elimde değil. English: I cannot but feel sorry for him. Turkish: Onun için ü...
Cannot make head or tail of nedir : Edememek. Yapamamak. Gücü yetmemek. Bkz.can. Make : Hesap etmek. Marka. -e neden olmak. Eylemek. Erişmek. Meydana getirmek. Yaratmak. Kapatmak (devreyi). Verim. Yapmak. [#Head : Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. İ...