Cannot stand türkçesi Cannot stand nedir

  • Katlanamamak.
  • Dayanamamak.
  • Tahammül edememek.

Cannot stand ile ilgili cümleler

English: We cannot stand quiet and watch people starve.
Turkish: Biz sakin duramayız ve insanların açlıktan ölmesini izleyemeyiz.

English: I cannot stand his arrogance any longer.
Turkish: Ben artık onun küstahlığına daha fazla dayanamam.

English: A house divided against itself cannot stand.
Turkish: Kendisine karşı bölünmüş bir ev ayakta kalamaz.

English: I cannot stand this anymore.
Turkish: Ben ona daha fazla dayanamıyorum.

English: I cannot stand this heat.
Turkish: Bu ısıya dayanamam.

Cannot stand ingilizcede ne demek, Cannot stand nerede nasıl kullanılır?

Cannot : Yapamamak. Bkz.can. Edememek. Gücü yetmemek.

Stand : Statif. İhtiyaç duymak. Alıcı ya da göstericinin çalıştırılması sırasında sallanmamalarını sağlamak amacıyla kullanılan üç ayaklı destek. Desteklemek. Ayaklık. Kullanılmadığı zamanlarda gitarı dengede tutmak için altına yerleştirilen sehpa. Dikilmek. Ayakta dikilmek. Göğüs germek. Ayağa kalkmak.

Cannot afford : Gücü yetmemek. Ulaşabileceğinin ötesinde olmak. Kendine izin verememek.

Cannot afford it : Kendine izin verememek. Yeterli parası olmamak.

Cannot be installed : Yüklenemeyen.

Cannot be saved : Kaydedilemeyen.

 

İngilizce Cannot stand Türkçe anlamı, Cannot stand eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cannot stand ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Succumbs : Yenilmek. Boyun eğmek. Yenik düşmek (hastalığa). Pes etmek. Direnememek. Ölmek. Çökmek. Yenik düşmek. Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek.

Succumb : Karşı koyamamak. Çökmek. Yenilmek. Yenik düşmek (hastalığa). Boyun eğmek. Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek. Pes etmek. Ölmek. Yenik düşmek.

Have done with : Bitirmek. İşi tamamlamak. İle işi kalmamak. Usanmak. Artık istememek. Bıkmak. Son vermek.

Giving up : Vazgeçme. Vazgeçmek. Ödün vermek. Umudunu kesmek.

Give way : Kopmak. Küreklere asılmak. Boyun eğmek. Yol vermek. Kuvveti tükenmek. Çekilmek. Kendini vermek. Yıkılmak. Kapılmak. Çökmek.

Succumbing : Pes etmek. Çökmek. Yenik düşmek (hastalığa). Yenik düşmek. Yenilmek. Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek. Ölmek. Boyun eğmek. Karşı koyamamak.

Be intolerant of : Dokunmak.

Gave way : Küreklere asılmak. Kapılmak. Kendini vermek. Öncelik tanımak. Çökmek. Yol vermek. Boyun eğmek.

Succumbed : Pes etmek. Boyun eğmek. Karşı koyamamak. Ölmek. Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek. Yenik düşmek. Yenilmek. Direnememek. Yenik düşmek (hastalığa).

Cannot stand synonyms : cannot bear, given way.