Succumbed türkçesi Succumbed nedir

  • Boyun eğmek.
  • Çökmek.
  • Yenik düşmek (hastalığa).
  • Direnememek.
  • Dayanamamak.
  • Pes etmek.
  • Yenik düşmek.
  • Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek.
  • Yenilmek.
  • Ölmek.
  • Karşı koyamamak.

Succumbed ile ilgili cümleler

English: Ali finally succumbed after weeks of suffering.
Turkish: Ali haftalar süren acıdan sonra öldü.

English: Jale succumbed to Tom's influence.
Turkish: Jale Tom'un etkisine yenik düştü.

English: The management finally succumbed to the demand of the workers and gave them a raise.
Turkish: Yönetim sonunda çalışanların talebine direnemedi ve onlara bir zam verdi.

English: My grandfather succumbed to a terminal cancer this year.
Turkish: Dedem bu yıl ölümcül bir kansere yenik düştü.

English: He succumbed to authority.
Turkish: O otoriteye dayanamadı.

Succumbed ingilizcede ne demek, Succumbed nerede nasıl kullanılır?

Succumb : Ölmek. Yenilmek. Çökmek. Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek. Karşı koyamamak. Yenik düşmek. Yenik düşmek (hastalığa). Pes etmek. Boyun eğmek. Direnememek.

Succumbing : Yenik düşmek. Dayanamamak. Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek. Direnememek. Boyun eğmek. Yenik düşmek (hastalığa). Çökmek. Ölmek. Yenilmek. Pes etmek.

Succumbs : Direnememek. Yenilmek. Yenik düşmek (hastalığa). Karşı koyamamak. Dayanamayarak karşı gelmekten vazgeçmek. Ölmek. Dayanamamak. Yenik düşmek. Pes etmek. Çökmek.

 

Succubi : Sukkubus. Şeytan.

Succubus : Sukkubus. Şeytan.

Succulence : Sulu olma. (meyve için) sulu olma veya sululuk. Lezzetlilik. Özlülük.

Succulently : Özlü bir şekilde. Lezzetli bir şekilde. Dolgun bir şekilde. Dinç bir şekilde.

Succulent fruit : Etli meyve. Perikarpı kalın, etli ve su bakımından zengin meyve.

Succussion : Süksüsyon. Özellikle göğüste su olup olmadığını anlamak için hastayı sarsma.

Succulent : Etli. Kart olmayan (et). Sulu. Lezzetli. Dolgun. Özlü. (meyve vb) sulu. Dinç. Taze ve sulu (meyve vb). Sukulent.

İngilizce Succumbed Türkçe anlamı, Succumbed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Succumbed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Yield : Açığa vurmak. Verim. Uyum sağlamak. Teslim olmak. Sağlamak. Verimlilik. Birim zamanda birim alandan elde edilebilecek ürün miktarı. Kimyasal bireşim işlemleri sonunda elde edilen erek özdek niceliğinin, kuramsal olarak beklenen niceliğe oranı. Kazanç sağlamak.

Caved : Batmak. Açmak. Oymak. Kazmak. Partiden kopmak. Yıkılmak.

Cannot bear : Katlanamamak. Tahammül edememek.

Pass away : Boşa harcamak. Bir avuç toprak olmak. Geçirmek (vakit). Göçmek. Hayatını kaybetmek. Sona ermek. Merhum olmak. Gitmek. Yok olmak.

Yielded : Randıman. Uyum sağlamak. Açığa vurmak. Yol vermek. Verim. Sağlamak. Tahta vb eğilmek. Getiri. Teslim olmak. Yerini bırakmak.

Conked : Çalışmamak. Bozulmak. Bayılmak. Dalmak.

Fall : Asılmak. Yağmak. Oturmak (laf). Eğimli olmak. İşgal edilmek. Hastalanmak. Çöküş. Yatağa düşmek. Düşmek.

 

Cowering : Sinen. Sinme. Korkudan sinmek. Çömelmek. Dizlerinin bağı çözülmek (argo terim).

Kiss the dust : Vurulup ölmek. Bir avuç toprak olmak. Yeri öpmek. Rahmetli olmak. Mağlup olmak. Öldürülmek.

Give up the struggle : Teslim olmak. Mücadeleyi bırakmak.

Succumbed synonyms : buy the farm, cash in one's chips, acquiesce, score under, succumbs, conk, conking, go down, cannot stand, exit, conk out, knuckle under, give way, acquiesces, collapse, buy it, croaking, abideth, bends, die, bowed down, relenting, give up, chokes, back down, succumbing, be overwhelmed with, bend the knee, give up the ghost, cowered, croaks, smothering, bite the dust.

Succumbed zıt anlamlı kelimeler, Succumbed kelime anlamı

Refuse : Döküntü. Bir fiziksel ya da kimyasal süreçte işlenen özdeklerin, artakalıp işe yaramayan bölümü. yeniden eritilip dökülebilir, bozuk dökme metaller. Direnmek. Refüze etmek. Kaçınmak. Çöp. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Artık. Atık. Cerh etmek.

Survive : Kurtulmak. Göğüs germek. Atlatmak. Baki kalmak. Hayatta kalmak. Ayakta kalmak. Sağ salim çıkmak. Daha uzun yaşamak. Uzun yaşamak (birinden). -den sağ kurtulmak.

Be born : Gözlerini açmak. Doğmak. Dünyaya gözlerini açmak. Gözlerini dünyaya açmak. Dünyaya gelmek.