Bozulmak nedir, Bozulmak ne demek
- Bozma işine konu olmak.
- Dağılmak, bozguna uğramak.
- İyi ve değerli niteliğini yitirmek.
- Bir şeye kızmak, içerlemek.
- Taşıt arızalanmak.
- Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek.
- Sağlığını yitirip zayıflamak

"Bozulmak" ile ilgili cümle
- "Et bozulmuş."
- "Hudutta bozulan ordu iki günden beri Serez'den geçiyordu." - Ö. Seyfettin
- "Pazarlık bozulur, nişan bozulur, makine bozulur, mal bozulur." - B. Felek
- "Karısının bu ikinci ihtarı ile biraz bozulan adam salıncaktan atladı." - O. C. Kaygılı
Yerel Türkçe anlamı:
Bozulmak || bozelmek
Kızlığı giderilmek.
Ürün alınan tarla tekrar sürülmek.
Değiştirilebilmek
Bozulmak tanımı, anlamı:
Bozulma : Bozulmak işi.
Abdesti bozulmak : Yeniden abdest alma gereği ortaya çıkmak.
Ağzının tadı bozulmak : Bir kimsenin kurulu düzeni, dirliği bozulmak.
Ahengi bozulmak : Dirliği, düzeni bozulmak.
Aklının terazisi bozulmak : Akıllıca olmayan davranışlarda bulunacak bir duruma düşmek.
Bağırsakları bozulmak : İshal olmak.
Büyü bozulmak : Var olan etki ortadan kalkmak. önceden hissedilen duygular hissedilmez olmak. yapılmış bir büyü etkisiz duruma getirilmek.
Dengesi bozulmak : Aralarında ilişki bulunan şeyler arasındaki uyum bozulmak. tutum ve davranışlarında tutarlılık olmamak. dik durumdan düşecek duruma gelmek. tanınan ve bilinen ölçülerin dışına çıkmak.
Dolabı bozulmak : Hilesi ortaya çıkmak. kurduğu iş düzeni bozulmak.
Durumu bozulmak : Maddi durumu kötüleşmek.
İşi bozulmak : Yapmakta olduğu işten gereği kadar kazanç sağlayamaz olmak.
Kafası bozulmak : Öfkelenmek, kızmak.
Keyfi bozulmak : Hastalanmak. canı sıkılmak, rahatı kaçmak.
Maneviyatı bozulmak : Moral gücü sarsılmak.
Morali bozulmak : Ruhsal yönden direnme gücünü yitirmek, içine korku düşmek.
Plak bozulmak : Can sıkmak, bıkkınlık verecek biçimde konuşmak, dırdır etmek.
Yüreği bozulmak : Bunalmak, sıkılmak.
Bozma : Bozmak işi. Biçimi ve kullanılışı değiştirilmiş.
Yiyecek : Yenebilen. Yenmeye elverişli olan her şey.
Kokmak : Koku çıkarmak. Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokuşmak. Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek. Koklamak. Kokusu gelmek.
Yenileme : Eski bir yapıda yıkılmış, bozulmuş olan bölümleri aslına uygun bir biçimde onarma, restorasyon. Yenilemek işi.
Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Yetişme. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.
Ekşimek : Bozulmak. Utanmak, mahcup olmak. Sırnaşmak, ısrar etmek. Kaşlarını çatıp yüzüne küskün veya dargın bir anlam vermek, somurtmak. Mayalanmak. Ekşi duruma gelmek.
Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.
Olmak : Uymak, tam gelmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Geçmek, tamamlanmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Yol açmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Sürdürmek, yürütmek. Bulunmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Sarhoş olmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak.
Dağılmak : Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Birliği, beraberliği bozulmak. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak.
Uğramak : Kötü duruma konu olmak. Cin, peri çarpmak. Fırlayarak çıkmak, hızla çıkmak. Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak. Yaklaşmak. Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek.
Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.
Arızalanmak : Arıza yapmak, aksaklık göstermek, bozulmak.
İyi : Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Esen, sağlıklı. Yeterli, yetecek miktarda olan. Doğru olan. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Bol, çok, aşırı.
Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.
Değerli : Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar.
Yitirmek : Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek. Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak.
Bir : Tek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Aynı, benzer. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Beraber. Ancak, yalnız. Sadece.
Kızmak : Öfkelenmek, sinirlenmek. Isıtılan veya ısınan bir nesnenin sıcaklığı çok artmak. Dişi kuşlar zamanı gelip kuluçkaya yatma isteği göstermek. At, eşek vb. hayvanlar çiftleşmek istemek, kösnümek.
İçerlemek : İçin için öfkelenmek. Kırılmak, alınmak.
Zayıflamak : Zayıf duruma gelmek.
Diğer dillerde Bozulmak anlamı nedir?
İngilizce'de Bozulmak ne demek? : v. break down, get out of order, addle, spoil, decay, go bad, go sour, turn sour, sour, conk, deteriorate, perish, rot, stale, taint; upset, cause concern
Fransızca'da Bozulmak : tomber en panne, faire panne, dépérir, pourrir, s'abîmer, se décomposer, se délabrer, se détériorer, se détraquer, se gâter, se vicier, tourner
Almanca'da Bozulmak : v. degenerieren, entarten, faulen, korrumpieren, verderben, verwesen, zersetzen
adj. verkommen
Rusça'da Bozulmak : v. гнить, тухнуть, портиться, ломаться, ухудшаться, деградировать, увечиться, смешиваться, сдавать, испортиться, сломаться, ухудшиться, смешаться, сдать

Bu kısımda Bozulmak nedir? Bozulmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bozulmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bozulmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.