Durum nedir, Durum ne demek

"Durum" ile ilgili cümleler

  • "Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı." - R. N. Güntekin
  • "Yalın durum. Belirtme durumu. Kalma durumu."

Yerel Türkçe anlamı:

Yufka ekmeğinin içine çeşitli katıklar konularak sarılmış durumu

Vaziyet, durum

Hal

Odun.

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Yakınma konusu olan ve çözümü beklenilen sorun.

Ruhsal, toplumsal ve bedensel bakımdan çevresine başarılı bir biçimde uyması için inceleme ve bakım konusu olan kişi (öğrenci) ya da aile (ana-baba).

Felsefi anlamı:

(Genel olarak) a. Belli bir zamanda, belli bir yerde belli bir çevrede bulunma; belli bir çevreye konulmuş olma. b. Bir insanın çevresiyle somut bağlantısı.

(Lat. situs = yerleşik olan, konulmuş olan) :

(Günümüz felsefesinde) İnsanın kendisini içinde bulduğu somut gerçeklik. // Bu gerçeklik kendisine önceden belli olanaklar açar, öte yandan da olanakları kapar.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

[Bakınız: hal]

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

 

Kişiler arasındaki ilişkide önemli bir durumu getiren ve seyirciyi etkileyen görünüm. Tema, uygun bir durum üzerine oturtularak işlenir.

Gramer anlamı:

Adın cümle içinde bulunduğu dil bilgisi şekli; yalın veya eklerle genişletilmiş olarak aldığı geçici durum. Türkçede adlar yalın, yükleme, ilgi, bulunma, yönelme, çıkma ve vasıta durumlarına girerler: || Yalın durum kapı (kapı kırıldı). || Yükleme durumu kapıyı (kapı+y+ı çaldı). || İlgi durumu kapının (kapı+nın kolu). || Yönelme durumu kapıya (kapı+y+a gitti). || Bulunma durumu kapıda (kapı+da kaldı). || Çıkma durumu kapıdan (kapı+dan döndü). || Vasıta durumu kapıyla (kapı+y+la kolu, çocuk+la annesi) ve benzeri || Ad durumu ekleri, yukarıda belirtilen temel görevleri dışında daha başka bazı işlevler ile de kullanılır: sen+den küçük, su+dan cevap ve benzeri Türkçenin tarihî dönemlerinde eşitlik (equativus: +ÇA); yön gösterme (direktivus: +gArU) ve vasıta (instrumentalis: +(I)n/+(U)n durumları, belirtilen özel eklerle karşılanırdı. Bugün bu durum ekleri Türkiye Türkçesinde yerlerini edatlara bırakmıştır. EAT’de uçın>üçin edatı da sıklıkla ekleşerek + çun/+çün sebep gösterme ekine dönüşmüştür. Buna bk.

 

Tiyatro'daki terim anlamı:

Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. Vaziyet.

Bilimsel terim anlamı:

Bir ayaktopu kümesinde takımların aldıkları sonuçlara göre kazandıkları değerler. Uluslararası kurallara göre kazanan takım iki, yenişemeyen takımlar birer değer alırlar. Yenik takımlar ise değer alamazlar.

Vücudun, herhangi bir bölümü üzerinde, alıştırma için aldığı biçim.

Bir dizgenin ölçülebilen tüm özellikleri arasında kurulan ve o dizgeyi ayırt edici olarak belirlemeyi sağlayan nicelikler ve aralarındaki bağıntı.

Bir süreç ya da bir oluşumun taşıdığı süreğen görüntü ya da belli bir zamanda aldığı kesit görünüş.

İngilizce'de Durum ne demek? Durum ingilizcesi nedir?:

score, state, status, position, case, situation, state of affairs, situation-state

Fransızca'da Durum ne demek?:

moment, position, présentation, arrêt, attitude

Osmanlıca Durum ne demek? Durum Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

vaziyet, vaziyet (mevki)

Durum kısaca anlamı, tanımı:

Durumdan ders çıkarmak : İçinde bulunulan şartları değerlendirerek yanlış adım atmamak.

Durumdan vazife çıkarmak : İçinde bulunulan şartları değerlendirerek sorumluluk yüklenmek.

Durum almak : Bir olay karşısında belli bir tavır almak. belli bir duruş biçimine geçmek.

Durumu bozulmak : Maddi durumu kötüleşmek.

Durumu düzelmek : Maddi durumu iyileşmek.

Durum eki : Adın bir adla veya fiille ilgisini kuran ek, hâl eki.

Durum ortacı : Sıfat-fiil.

Durum ulacı : Zarf-fiil.

Açık durum : Güreşte vücudun dizler bükülü, ayaklar açık, dirsekler gövdeye yakın, kollar yarı gergin olarak aldığı durum.

Coğrafi durum : Bir yerin çevresi ile ilgisinin tespiti veya görünümü.

Geçerli durum : Bir ülkenin ekonomik hayatının yükselme ve alçalma yönünde gösterdiği inişli çıkışlı, dalgalı hareketlerinin bütünü, konjonktür.

İstenmeyen durum : Karşılaşılması beklenilmeyen durum, karışıklık, komplikasyon.

Seferi durum : Yolculuk dolayısıyla namaz ve oruç ibadetinin yapılması konusunda dinen sağlanan kolaylık. Savaş ortamı, seferî hâl.

Süredurum : Bir cismin içinde bulunduğu düzgün hareket veya hareketsizlik durumunun sürüp gitmesi, hareketsizliğe veya hareketsizlikten harekete kendi başına geçememesi özelliği, atalet.

Sürer durum : Statüko.

Üç durum yasası : Toplumun Tanrı bilimi, fizikötesi ve tanıtlı olmak üzere üç durumdan geçerek geliştiğini savunan Auguste Comte yasası, üç hâl kanunu.

Yalın durum : Ad soyundan sözün taşıdığı kavramı ek almadan bildiren durum, yalın hâl, mücerret, nominatif.

Ad durumu : Başka bir kelime ile ilgi kurmak için adın yalın biçimde veya ek alarak girdiği durum, isim durumu, isim hâli.

Ayrılma durumu : Çıkma durumu.

Belirtme durumu : Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -ı/ -i, -u/ -ü ekini almış ad, yükleme durumu, yükleme hâli, akuzatif: sokağ-ı (temizlemek), ev-i (ısıtmak), okul-u (sevmek), yüz-ü (yıkamak) vb.

Bulunma durumu : Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda bulunuş bildiren, -da / -de, - ta / -te ekleri ile kurulan durum, kalma durumu, lokatif: okulda, evde, sokakta, işte vb.

Çıkma durumu : Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan / -den, - tan / -ten ekleri ile kurulan durum, ayrılma durumu, ablatif: okuldan, evden, sokaktan, işten vb.

Çiçek durumu : Çiçeklerin sap üzerindeki dizilişi.

Dış çizgiler durumu : Ayrı ayrı birliklerin çevreden merkeze ulaşan yollarla düşman üzerinde birleşmesi.

Gün durumu : Güneş'in dik açıklığının en büyük veya en küçük olduğu gün.

Hava durumu : Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü, hava raporu, hava şartları.

İsim durumu : Ad durumu.

Kalma durumu : Bulunma durumu.

Tamlayan durumu : Ad görevindeki sözün taşıdığı kavramı başka bir kavrama -ın / -in / -un / -ün, -nın / -nin / -nun / -nün ekiyle bağlayan durum, genitif: kitab-ın (kapağı), ev-in (damı), araba-nın (sileceği), okul-un (kapısı), yüz-ün (rengi) vb.

Yönelme durumu : Ad soyundan bir sözü yönelme kavramıyla fiile veya bir edata bağlayan -a / -e ekiyle kurulan durum, yönelme hâli, datif: yol-a, ev-e (kadar), kapı-y-a (bakmak), bahçe-y-e vb.

Yükleme durumu : Belirtme durumu.

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Hepsi : Bütünü, tamamı, tümü, cümlesi.

Vaziyet : El koyma. Durum, tavır, hâl. Konum.

Keyfiyet : Durum. Nitelik.

Mevki : Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Durum. Makam. Yer, mahal.

Pozisyon : Konum. Durum.

Duruş : Durma işi.

Konum : Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü. Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon. Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri, konuş.

Tavır : Durum, vaziyet, hâl. Kişiden beklenen davranış biçimi. Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış.

Durum açısı : Gökküresinde verilen bir doğrultunun kuzey kutbu doğrultusuna göre yaptığı açı. Fotoğraf plakları üzerinde herhangi bir doğrultunun kuzey kutup doğrultusuna karşılık olan eksenle yap- tığı açı. Çiftyıldızlarda, yoldaşı başyıldıza birleştiren doğru ile bu eksen arasındaki açı. Eksi yönde ölçülür.

Durum baladı : Bir durumla ilgili olayları konu alan balad türü.

Durum betimi : Biçimsel bir dilin her çekirdek önermesinin kendisini ya da değillemesini kapsayıp başka hiç bir öğesi olmayan küme. ||Örn. (…)

Durum değişimi : Dikey oluşum da denilen halk ve seçkin kültürleri arasındaki kültürel alışveriş. (Belirtildiğine göre, büyük çoğunlukla, halk kültürü seçkin kültürün etkisi altında kalmaktadır.) krş. yatay oluşum, anlamsal değişim.

Durum değiştirmek : Oyuncunun gövdesel olarak bir görünüşten başka bir görünüşe geçmesi.

Durum denklemi : Termodinamik dengede bulunan bir dizgenin durumunu belirleyen değişkenler arasında kurulan matematiksel bağıntı.

Durum etmeni : Dolambaçta, tepkiyi, uyaranın zaman ve uzayla olan ilişkisine uydurma eğilimi.

Durum gökbilimi : Küresel üçgen ölçümünden yararlanarak, gök küresinde seçilen bir konsayı dizgesine göre yıldızların bu küre üzerindeki yerlerini, yer değiştirmelerini inceleyen bir gökbilim kolu. "Küresel gökbilim" de denir.

Durum görüşmesi : Birkaç kılavuzluk ilgilisi ya da uzmanının, belli bir sorun, olay ya da kişi üzerinde görüşlerini bildirmek için yaptıkları toplantı.

Durum göstergesi : Ayaktopu kümesinde takımların her karşılaşmada elde ettikleri sayıların toplamını gösteren çizelge. Bu sayıların toplamı ile ortaya çıkan gösterge küme birincisini belli ettiği gibi tüm öteki takımların dizisini de ortaya koyar.

Durum ile ilgili Cümleler

  • Durum budur.
  • Bizim bir acil durum planımız var mı?
  • Durum açmazdaydı.
  • Ne kadar çok durumumuzu bilirsek, o kadar az korkarız.
  • Durum böyle değil.
  • Durum 1:0.
  • Ali durumu özetledi.
  • Durum bizim sandığımızdan daha kötü.
  • Tom'un söylediği bu durumda geçerli değil.
  • Durum, bu yakadan göründüğü gibi değil.
  • Şu anda saat gece 1.47 ve Tatoeba.org'da 75 tane ziyaretçi online durumda.
  • Her zamanki gibi olacağını umuyorduk, ama sıra dışı bir durumla karşılaştık.
  • Durum artık kontrolden çıktı.
  • Ali durumu anlar.

Diğer dillerde Durum anlamı nedir?

İngilizce'de Durum ne demek? : n. type of wheat

n. durum, type of wheat

n. condition, situation, state, circumstance, case, position, status, attitude, score, occasion, state of affairs, ball game, conjuncture, context, estate, event, fact, fettle, footing, instance, lay, lie, pass, plight, posture, repair, set

Fransızca'da Durum : situation [la], position [la], état [le], condition [la], cas [le], air [le], circonstance [la]

Almanca'da Durum : n. Bedingung, Befinden, Befund, Fall, Gegebenheit, Gestalt, Kasus, Lage, Miene, Platz, Position, Sachlage, Sachverhalt, Situation, Stadium, Stand, Status, Stellung, Tatbestand, Tendenz, Umstand, Vorkommnis, Zustand

Rusça'da Durum : n. положение (N), состояние (N), ситуация (F), картина (F), позиция (F), конъюнктура (F), вид (M)