Hal nedir, Hal ne demek

Hal; bir tarih terimidir. kökeni arapça, fransızca dillerine dayanır.

  • Çözme, çözülme.
  • Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer
  • Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
  • Çözüm.
  • Eritme.
  • Tahttan indirme.

Yerel Türkçe anlamı:

Folluk yumurta.

Dövülmüş harmanı toplayıp 'tığ' hâline getirmek, ve ve 'tığ' savrulduktan sonra yayılan samanı toplamakta kullanılan, tahdatan yapılmış öküzlü çekilen kürüme aleti

Hâl, keyfiyet

Harman ve kar sıyırgası.

Hal, durum

İnce yaldız.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad. anlamdaş durum.

Kimya'daki anlamı:

1.Bir şeyin içinde bulunduğu şartların tümü. 2.Bir sistemin ölçülebilen bütün özellikleri arasında kurulan ve o sistemin ayırt edici olarak belirlenmesini sağlayan nicelikler. 3.Orbital, enerji seviyesi, nötral veya iyon halindeki atomlardaki bir elektronun durumları.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Damdaki karları kürümek ya da harman yerindeki samanları bir araya getirmek için kullanılan araç. (Türközü *Posof -Kars)

Gramer anlamı:

[Bakınız: durum]

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Sebze, meyve, bakliyat ve benzeri nin satıldığı pazar yeri.

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: Süreç ve İsim çekimi]

Azerbaycan Türkçesi: hal; Türkmen Türkçesi: düşüm; Gagauz Türkçesi: hal; Özbek Türkçesi: kelişik; Uygur Türkçesi: keliş; Tat:kileş;Başkurt Türkçesi: kileş;Kmk: padej ~ geliş;Krç.-Malk.: boluş;Nogay Türkçesi: kelîs Kazak Türkçesi: septew;Kırgız Türkçesi: cöndömö;Alt:: kubultkış;Hakas Türkçesi: padej ~ hubulthıs;Tuva Türkçesi: padej; Şor Türkçesi: keliş; Rusça: padej

 

İngilizce'de Hal ne demek? Hal ingilizcesi nedir?:

state, food market

Fransızca'da Hal ne demek?:

cas

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Elâzığ kenti, Hıdırbaba bucağına bağlı bir yer.

Hal hakkında bilgiler

HAL, (Hardware Abstraction Layer), "Donanım Soyutlama Katmanı" donanım ve yazılım arasında köprü görevi gören bir katmandır.

Hal ile ilgili Cümleler

  • Olay beklenmedik bir hal aldı.
  • Konuşma hoş olmayan bir hal aldı.
  • Hislerime en iyi tercüman olan hal sevgi-nefret ilişkisi.
  • Hâl böyleyken tiyatroya mı gidiyorsun?
  • Hâl böyle olunca, dava düşer sanmıştık.
  • Hal çaresine bakayım.
  • İş ciddi bir hal aldı.

Hal anlamı, kısaca tanımı:

Hal çaresi : Çözüm yolu.

Halletmek : Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Cinsel ilişki kurmak. Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Çözmek. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.

Hallihamur : Birbirine karışma.

Hallolmak : Bir sıvı içinde erimek. Çözümlenmek, sonuçlanmak.

Hallolunmak : Çözülmek, sonuca bağlanmak.

Haletmek : Tahttan indirmek.

Çözme : Çözmek işi. El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez.

Çözülme : Çözülmek işi. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.

 

Çözüm : Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar. Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi. Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal.

Eritme : Eritmek işi. Eritilerek elde edilen. Metallerde erimeyi sağlamak amacıyla dökümden önce yapılmış olan ısıtma işlemi.

İndirme : İndirmek işi.

Hal aykırılığı : Mantığın gerektirdiği halden başka bir isim halinin kullanılır olması: bıkmak, usanmak, gına gelmek fiillerinin -den halinde nesne almaları yanında doymak fiilinin -e hali istemesi hal aykırılığı sayılabilir.

Hal bu hal ki : Halbuki.

Hal budur ki : Halbuki.

Hal değişkeni : Basınç, oylum, sıcaklık ya da dağıntı gibi, bir özdeğin doğabilimsel halini ve ısıldirik dönüşümlerini belirleyen değişkenlerden her biri.

Hal denklemi : Bir özdeğin basıncını, oylumunu, ve sıcaklığını birbirine bağlayan bağıntı. Bir gaz küresinin (yıldızın) sıcaklığı, basıncı ve yoğunluğu arasındaki bağıntı.

Hal ekleri : [Bakınız: durum gösterme ekleri] Azerbaycan Türkçesi: hal şäkilçiläri; Türkmen Türkçesi: -düşüm goşulmalan; Gagauz Türkçesi: halafiksleri; Özbek Türkçesi: kelişik qoşimçalari; Uygur Türkçesi: keliş qoşumçiliri; Tatar Türkçesi: kileşquşimçaları; Başkurt Türkçesi: kileş yalğawzarı; Kmk: padej koşumçaları ~ gelişkoşumçalar; Krç.-Malk.: boluş affiksle (calgawla); Nogay Türkçesi: kelîs kosımşalan;Kazak Türkçesi: septik jalgawlan; Kırgız Türkçesi: cöndömö müçölörü; Alt:: kubultkış kojultaları;Hakas Türkçesi: hubulthıs hozımnarı; Tuva Türkçesi: padej ko'jumaktarı; Şor Türkçesi: kelişter affiksteri;Rusça: affiksı padejey

Hal fonksiyonu : Bir sistemin mevcut durumunun ara haller ne olursa olsun yalnız ilk (X1) ve son (X2) hallere bağlı olması özelliği, ΔX = X2-X1. Basınç, hacim, sıcaklık, entropi, iç enerji, entalpi, Gibbs fonksiyonu, Helmholtz fonksiyonu v.s. hal fonksiyonu iken ısı ve iş hal fonksiyonu değildir.

Hal halin yoldaşıdır : “aynı durumdaki kimseler, birbirlerinin hâlini daha iyi anlarlar” anlamında kullanılan bir söz.

Hal hatır sormak : bir kimseye “nasılsınız, ne durumdasınız” anlamında nezaket sorusu yöneltmek. İlgili cümle: "“Karşılıklı oturdular, hâl ve hatır sordular, sonra sustular.”" R. H. Karay. “Rapor almışsa, çiçekler, kolonyalar getirir, hâlimizi hatırımızı sorar, moral verir.” -M. İzgü.

Hal ismi : Eylemlik isimlere karşı olarak herhangi bir halde bulunma fikrini veren isimlere denir: Çalışkanlık, okumuşluk gibi.

Diğer dillerde Hal anlamı nedir?

İngilizce'de Hal ne demek? : [Hal] n. male first name (form of Harold); family name; town in Belgium

n. Hal, male first name (form of Harold); family name; town in Belgium

n. hall, lobby, foyer, large room

Fransızca'da Hal : halle [la]; état [le], condition [la]; cas [le]; façon [la]

Almanca'da Hal : n. Fall, Figur, Gebärde, Halle, Kasus, Markthalle, Miene, Situation, Status, Umstand, Zustand

Rusça'da Hal : n. состояние (N), положение (N), обстоятельство: обстоятельства (PL), вид (M), манера (F), кондиция (F), неприятность (F), сила: силы (PL), настоящее (N), падеж (M), родинка (F), решение (N), растворение (N), рынок (M), грабеж (M), развод (M), свержение

adj. падежный