Buck türkçesi Buck nedir

  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Karşı gelmek.
  • Kütüklere ayırmak.
  • Antilop, tavşan, geyik gibi bazı hayvanların yetişkin erkeklerine verilen ad. atlarda yukarıya doğru sıçrama.
  • Erkek kızılderili.
  • Sıçramak.
  • Papel.
  • Sıçrayıp binicisini düşürmek.
  • Bak.
  • Canlandırmak.
  • İtaatsizlik etmek.
  • İtiraz etmek.

Buck ile ilgili cümleler

English: I have buck teeth.
Turkish: Benim tavşan dişlerim var.

English: Ali emptied the bucket of water.
Turkish: Ali su kovasını boşalttı.

English: Ali filled both buckets with water.
Turkish: Ali her iki kovayı da suyla doldurdu.

English: Ali bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
Turkish: Ali bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.

English: Ali felt like a million bucks.
Turkish: Ali kendini sağlıklı, mutlu ve zinde hissetti.

Buck ingilizcede ne demek, Buck nerede nasıl kullanılır?

Buck at : Sıçramak.

Buck bean : Suyoncası. Su yoncası.

Buck board : İki kişilik esnek ve uzun araba.

Buck fever : Heyecan. Tecrübesiz avcının heyecanı.

Buck for : Elde etmeye çalışmak (zam veya terfi vb'ni). Zam almaya çalışmak. Elde etmeye çalışmak. Terfi kazanmaya çalışmak.

Pass the buck to : Sorumluluğu -e yüklemek.

Buck saw : Çerçeveli testere.

 

Black buck : Çift parmaklılar (artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (bovidae) familyasından, 115 cm kadar uzunlukta, 80 cm kadar yükseklikte, erkeklerinde yay gibi kıvrılmış uzun boynuz bulunan, hindistan'da yaşayan bir tür. Kara antilop.

Beaver buck : Kanada'nın kağıt bir doları.

Eel buck : Yılanbalığı tuzağı.

İngilizce Buck Türkçe anlamı, Buck eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Buck ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brighten : Canlanmak. Aydınlanmak. Canlılık vermek (bir yere). Mutlu olmak. Aydınlatmak. Aklamak. Parlatmak. Aydınlık olmak. Neşelendirmek.

Blow the whistle on : Herkese duyurmak. Ele vermek. İlan etmek. İhbar etmek. Islıklamak. Sona erdirmek. Kesmek. Durdurmak.

Animating : Neşelendirmek. Canlandırma. Canlandıran. Diriltmek. Anime etmek. Hareketlendirmek.

Abdominal pain : Abdominal ağrı. Karın ağrısı. Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı.

Challenged : Tartışmak (doğruluğunu). Boy ölçüşmek. Meydan okunmuş. Hiçe saymak. Meydan okunan. Düelloya davet etmek. Kafa tutmak (argo terim). Reddetmek (hakim veya jüriyi). Havlamaya başlamak.

 

Endeavor : Wisconsin'de bir köy (abd). Uğraşmak. Endeavour uzay mekiği. Çalışmak. Çaba göstermek. Yapmaya çalışmak. Emek harcamak. Gayret etmek. Çabalamak. Bkz.endeavour.

Abattoir : Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Kesimevi. Mezbaha. Salhane.

Accelerate : Hız kazanmak. İvmek. Hız vermek. Hızlandırmak. Çabuklaştırmak. Hız kazandırmak. Bir nesnenin bir kuvvet etkisi ile hızını değiştirmek. İvdirmek. Gaza basmak.

Bounces : İşten çıkarmak. Girivermek. Sektirmek. Dalmak. Fırlamak. Zıplamak. Kovmak. Zıplatmak. Sepetlemek (argo terim).

Cavort : Hoplamak. Oynamak. Tepinmek. Hoplayıp sıçramak. Zıplamak.

Buck synonyms : abdomen, abdominal ovariectomy, abdominal distention, dance, lo, accelerates, beards, go against, greenback, a dna, a amplitude mod, contest, argues, contravenes, bridled, abdominal palpation, brace, arouses, abamectin, bounce, bring to life, caprioles, look in, bridles, argue against, bearding, cavorted, contests, oppose, bridle, capering, arouse, brisk.

Buck zıt anlamlı kelimeler, Buck kelime anlamı

Linger : Gitmemek. Geçmek bilmemek. Can çekişmek. Geçmişte kalmak. Durmak. Gecikmek. (ağrı) kolayca geçmemek. Uzamak. Sallanmak. Kalmak (gitmesi gerekirken).

Stand still : Kımıldamamak. Hareketsiz durmak. Hareketsiz kalmak. Hareket etmemek. Kıpırdamamak. Kımıldamadan durmak.

Buck ingilizce tanımı, definition of Buck

Buck kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To copulate, as bucks and does. A sawbuck. A process in bleaching. The beech tree. A sawhorse. The male of deer, especially fallow deer and antelopes, or of goats, sheep, hares, and rabbits. To subject to a mode of punishment which consists in tying the wrists together, passing the arms over the bent knees, and putting a stick across the arms and in the angle formed by the knees. To soak, steep, or boil, in lye or suds. Lye or suds in which cloth is soaked in the operation of bleaching, or in which clothes are washed. A frame on which firewood is sawed.