Canlandırmak nedir, Canlandırmak ne demek

"Canlandırmak" ile ilgili cümle

  • "Şu ocağı canlandır, sonra yanıma gel." - R. H. Karay
  • "Anlatsam uzun sürer hem belki sıkar canı / Bari canlandırayım sahnede bu destanı" - F. N. Çamlıbel
  • "Güller tazelikleri, renkleri, biçimleriyle salonu canlandırmışlardı birden." - C. Uçuk

Canlandırmak tanımı, anlamı:

Canlandırma : Canlandırmak işi. Kişileştirme. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon.

Canlanma : Canlanmak işi.

Sağlamak : Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak.

 

Açmak : Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Ayırmak, tahsis etmek. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Alışverişi başlatmak. Alanını genişletmek. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Beğenmek. Birbirinden uzaklaştırmak. Engeli kaldırmak. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Geçit sağlamak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Yapmak, düzenlemek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Görünür duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.

Yaşatmak : Yaşamasını sağlamak veya yaşamasına imkân vermek. Daha iyi ve zengin bir hayat sürmesini sağlamak. Keyiflendirmek, mutlu etmek. Sürdürmek, devam ettirmek.

Girmek : Dışarıdan içeriye geçmek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Yazılmak, başlamak. Yüklenmek. Sığmak. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Erişmek, ulaşmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Yemek yemek. Almak, fethetmek. Kavgaya tutuşmak. İncelemek, ayrıntılara inmek. Bulaşmak. Katılmak. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Girişmek, başlamak. Tecavüz etmek, geçmek.

 

Canlılık : Neşelilik, hareketlilik. Canlı olma durumu.

Tazelik : Dinç, diri, canlı olma durumu. Taze olma durumu, körpelik, taravet.

Yol : Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Gaye, uğur, maksat. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Gidiş çabukluğu, hız. Hile, tuzak. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Yolculuk. Kez, defa. Kumaşta bulunan çizgi. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi.

Dirilik : Diri olma durumu.

Getirmek : Bir makama atamak veya seçmek. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. İleri sürmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Gelmesini sağlamak. Sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. İletmek, bildirmek.

Yoğunluk : Yoğun olma durumu. Bir cismin birim hacminin kütlesi, gravite. Yoğun bir maddenin özelliği, kesafet.

Etkinlik : Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği. İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi. Etkin olma durumu, müessiriyet. Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu.

Kazandırmak : Kazanmasını sağlamak.

Yaşama : Yasa koyma, yasa yapma, teşri. Genel, soyut, objektif ve sürekli nitelikte kurallar koyma.

Döndürmek : Düzene koymak, yönetmek. Çevirmek, bükmek. Dönmesini sağlamak. ... bir duruma getirmek. Başarısız saymak, geri çevirmek.

Diğer dillerde Canlandırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Canlandırmak ne demek? : v. bring to life, characterize, animate, play the role of, perform, personate, personalize, personify, refresh, uplift, enliven, brace, exhilarate, inspire, liven up, spirit up, spirit, quicken, accelerate, arouse, brisk, brisk up, drum up, enact

v. play

Fransızca'da Canlandırmak : incarner, animer, aviver, ranimer, rehausser, revivifier, réchauffer, régénérer, pousser, ravigoter, raviver, remonter, revigorer, réconforter, tonifier, vivifier, activer, restaurer

Almanca'da Canlandırmak : v. darstellen, verkörpern, verlebendigen, beseelen, beleben, erwecken, erregen, anregen, aufmuntern, erquicken, ermuntern, erfrischen, frischen, inspirieren, befruchten, laben, konkretisieren, regenerieren, aufmöbeln, erlaben

Rusça'da Canlandırmak : v. оживлять, воскрешать, возрождать, обновлять, освежать, взбадривать, бодрить, запечатлевать, оживить, воскресить, возродить, обновить, освежить, взбодрить