Yaşama nedir, Yaşama ne demek

Yaşama; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Yaşamak işi

Yaşama ile ilgili Cümleler

  • Yaşamak için başka bir yer bulmanın çok zor olmayacağından eminim.
  • Onunla birlikte Arkhangelsk'te yaşamasını istedi.
  • Ölümden sonraki sonsuz yaşama inanır mısın?
  • Hindistan'da yaşamak istiyorum.
  • “Ölümle aylarca yüz yüze yaşamış, hayatımla oyuncak gibi oynamıştım.”
  • “Nasıl yaşamayı bırakmak nasıl / Bir memleket mi bu, bir elbise mi ki?”
  • “Nesir kendini nazımdan ayırarak gazetelerde, kitaplarda, kürsülerde, mikrofonlarda ferih fahur yaşıyor.”
  • Yalnız yaşamaya katlanamam.
  • O, büyükannesiyle yaşamaya gitti.
  • Boston ziyaret etmek için harika bir yerdir ama orada yaşamak istemem.
  • Yaşamamın bir anlamı var mı?
  • Biz daha önce asla bu sorunu yaşamadık.
  • “Sarhoştum aydım, böyle yaşamaktan caydım, diyerek birdenbire yeniden gazeteciliğe dönmek olacak iş değildi.”
  • “Allah bereket versin, gül gibi geçiniyorum.”
  • Yaşamaktan akıl almaz derecede bıktım.
  • “Bu şiirlerin okuyucuya tanıttığı kişi, kitapları, üç beş sevdiği dostu ile kendi köşesinde yaşamayı seven bir kimse olarak görünür.”
  • Yaşamak için başka bir yer arayacağım.
  • “Bu hızlı yaşamaya elli iki yıl dayanabilmişti ancak!”
  • Yaşamayı sürdürmek için onu her gün yapmak zorundayım.
  • Korku yaşamak için gereklidir.
 

Yaşama ile ilgili Atasözü veya Deyim

altın çağını yaşamak : en başarılı, en verimli döneminde bulunmak.

bey gibi yaşamak : bolluk içinde yaşamak.

efendi gibi yaşamak : sıkıntısız, varlık içinde yaşamak.

elden ağza yaşamak : günlük kazancı ancak gereksinimlerini karşılayacak kadar olmak.

ferih fahur yaşamak : bağımsız, bağlantısız bir biçimde yaşamak.

gül gibi geçinmek (veya yaşamak) : çok iyi anlaşmak, geçinmek pek geniş olmayan bir imkânla rahat, sıkıntısız yaşamak.

hayatını yaşamak : her türlü baskıdan uzak, dilediğince, gönlünce yaşamak.

hayatının baharını yaşamak : hayatının en güzel günlerini yaşamak.

hızlı yaşamak : eğlenceye aşırı düşkün olarak yaşamak.

ikinci baharı yaşamak : ileri yaşlarda mutluluk, refah ve esenlik içinde bulunmak.

kalemiyle yaşamak (veya geçinmek) : geçimini yazılarıyla sağlamak.

kendi köşesinde yaşamak : yalnız başına yaşamak.

kont gibi yaşamak : bolluk içinde yaşamak.

masal aleminde yaşamak : gerçek olmayan, gerçekleşmesi güç olan şeyler düşünerek yaşamak masallardaki gibi olağanüstü güzel anlar yaşamak.

namusuyla yaşamak : ahlak ve onuruna bağlı yaşamak.

ot gibi yaşamak : amaçsız, beklentisiz gün geçirmek.

paşa gibi yaşamak : bolluk içinde yaşamak, bey gibi yaşamak.

sarhoştum aydım, böyle yaşamaktan caydım : “artık gerçekleri gördüm” anlamında kullanılan bir söz.

varlık içinde yaşamak : bolluk içinde sıkıntısız yaşamak.

yüz yüze yaşamak : sürekli olarak bir arada olmak zorunda bulunmak.

Yaşama tanımı, anlamı

Yaşa : Hoşnutluk, sevinç ve benzerleri duyguları anlatmak için söylenen bir söz, yaşasın, ole. Ak koyunların üstüne süs ya da im olarak sürülen kırmızı boya. Kırmızı toprak. “Sağlıklı ol, varlığını sürdür, rahat bir yaşamın olsun” anlamında kullanılan bir isim”

 

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Net enerji yaşama payı : Konfor çevre sıcaklığında bir hayvanı enerji bakımından dengede tutabilmek için harcanan net enerji kısmı. Bu durumdaki hayvanın vücut dokularında net enerji kazancı veya kaybı olmaz, NEyp.

On yaşamak : On yaşına girmek.

Sultan hemid devrinde yaşamak : Padişahlık devrinde, Sultan Hamit devrinde yaşamak.

Taban yaşama düzeyi : Kişinin yaşayabilmesi için zorunlu olan ekonomik özdeklerin taban düzeyi.

Yaş yaşamak : Ömür geçirmek, yaşamak.

Yaşama dönük program : Amaçları ve konuları öğrencilerin istek, ilgi ve gereksinmelerine uygun olarak saptanıp düzenlenmiş olan öğretim programı.

Yaşama düzeyi : [Bakınız: hayat ölçünü]. Belli bir toplumda ya da toplumsal kümede ulaşılmış bulunan tüketim düzeyi.

Yaşama gücü : Hayatın zorluklarına karşı mücadele etme gücü veya kuvveti. Bir işletmedeki ölen hayvan sayısının aylık, altı aylık, yıllık ve benzerleri belirli bir sürede toplam hayvan sayısına oranının yüzde ifadesi.

Yaşama ölçünü : [Bakınız: hayat ölçünü]. Belli bir toplumda ya da toplumsal kümede ulaşılmak istenen tüketim düzeyi.

Yaşama payı gereksinimi : Hayvanlardan hiçbir verim beklenmeksizin yalnız kan dolaşımı, solunum, vücut ısısının sabit tutulması ve sindirim sistemi hareketleri gibi fizyolojik işlevlerin sürdürülebilmesi için gerekli olan besin maddeleri veya yem miktarı.

Yaşama payı protein gereksinimi : Ergin hayvanlarda dışkı, idrar ve deri dökülmesi gibi nedenlerle gereksinim duyulan bazal azot değerinden yararlanılarak hesaplanan protein, bazal azot değeri.

Yaşama payı rasyonu : Dinlenen veya verimde olmayan hayvanın canlı ağırlığını aynen devam ettirmesi, normal vücut sıcaklığını koruyarak vücut fonksiyonlarını muhafaza etmesi, vücut atıklarının yerine konması için gereksinim duyduğu esansiyel besin maddelerini içeren yem miktarı, idame rasyonu, sürdürme rasyonu.

Yaşama payı yemlemesi : Verimde olmayan ve dinlenmedeki hayvanın normal vücut sicaklığını, vücut fonksiyonlarını koruma ve sürdürmeye, protein, mineraller, vitaminler, belirli yağ asitleri, su, hava ve benzerleri gereksinimlerini karşılayabilecek çeşit ve miktarda yemle yemlenmesi, sürdürme yemlemesi, idame yemlemesi.

Yaşama uyarlayıcı eğitim : Öğretim programlarının gerçekçi, işe ve mesleğe dönük, toplumsal beceriler kazandırıcı nitelikte olmasına ağırlık veren eğitim.

Yaşamak : Canlılığını, hayatını sürdürmek. Sağ olmak. Varlığını sürdürmek. Oturmak, eğleşmek. Geçinmek. Herhangi bir durumda bulunmak veya olmak. Görüp geçirmek, başından geçmek. ... yaşında bulunmak: On yaşıyor. Hayatını idame ettirmek.

Yaşamalanı : İnsanların ve kentlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri, işlevlerini gereği gibi yerine getirebilmeleri için gereksinme duydukları uzam.

Birlikte yaşama : Birlikte oturma, bir arada yaşama.

Ortak yaşama : Başka türden iki canlının dengeli ve sıkı bir iş birliği ile birbirinden yararlanarak yaşamaları durumu.

Yaşama çabası : Canlı varlıkların bulundukları çevrenin her türlü zorluğu karşısında yaşayabilmek için verdikleri savaş, yaşama uğraşısı.

Yaşama sevinci : Maddi, manevi mutluluk içinde yaşama. Durumundan, yaşantısından memnun olma duygusu.

Yaşama uğraşısı : Yaşama çabası.

Yaşamaca : Yaşadığı kadar, yaşama süresince.

Diğer dillerde Yaşam yalanı anlamı nedir?

İngilizce'de Yaşam yalanı ne demek ? : life lie