Linger türkçesi Linger nedir

Linger ile ilgili cümleler

English: Burn the candles, use the nice sheets, wear the fancy lingerie. Don't save it for a special occasion. Today is special.
Turkish: Mumlar yakın, güzel çarşaflar kullanın, fantezi iç çamaşırı giyin. Özel bir gün için saklamayın. Bugün özeldir.

English: He's not really ill. He's just a malingerer.
Turkish: O gerçekten hasta değil. O sadece hasta rolü yapan biri.

English: What are you lingering for? Hurry up and go.
Turkish: Niçin oyalanıyorsun? Acele et ve git.

English: The shock of her father's death lingered on and she didn't feel like going out at all.
Turkish: Babasının ölüm şoku kolay kolay geçmedi ve onun canı hiç dışarı gitmek istemedi.

Linger ingilizcede ne demek, Linger nerede nasıl kullanılır?

Lingered : Ayrılamamak. Oyalanmak. Geçmişte kalmak. Geçmek bilmemek. Durmak. Uzamak. Can çekişmek.

Lingerer : Erteleyen kimse. Uzatan kimse. Ayrılmak istemeyen kimse. Gitmek istemeyen kimse. Aylak. Geciken.

Lingerers : Uzatan kimse. Erteleyen kimse. Ayrılmak istemeyen kimse. Gitmek istemeyen kimse. Geciken. Aylak.

Lingerie : Kadın iç çamaşırı. Kadın iç çamaşırı ve gecelik. Gecelik. Kadın iç gömleği.

 

Lingeries : Kadın iç çamaşırı ve gecelik. Kadın iç çamaşırı. Kadın iç gömleği. Gecelik.

Lingers : Geçmişte kalmak. Ayrılamamak. Can çekişmek. Uzamak. Geçmek bilmemek. Durmak. Oyalanmak.

Lingering period : Gecikme periyodu. Bağlı bir eksiciğin en üst erke düzeyindeyken daha alt bir düzeye düşerek, aradaki erke çıkaranını ışıması için geçen süre. Oyalama zamanı. Duralama süresi.

Bollingers granules : Bollinger granülleri. Bollinger cisimciği.

Lingeringly : Yavaş bir şekilde. Oyalanarak. Kalıcı olarak. Ayrılmak istemeyen bir şekilde.

Lingering : Geçmek bilmeyen. Hasretli. Ağır ağır kaybolan. Çok yavaş. Yavaş. Yavaş ilerleyen. Oyalanma. Duraksama süresi. Kalıcı. Ayrılamayan.

İngilizce Linger Türkçe anlamı, Linger eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Linger ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dawdled : Ağır davranmak. Boşa geçirmek. Eğlenmek. Salınmak. Aylaklık etmek. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek. İşi ağırdan almak. Zaman harcamak.

Ceased : Kesilmek. Bitmek. Durdurmak. Kalmak. Bırakmak. Vazgeçmek. Kesmek. Sona ermek. Bitirmek.

Delay : Gecikme. Geciktirme. Alıkoymak. Aksatmak. Sonraya bırakmak. Savsaklamak. Bilgisayar, ekonomi, gitar, tiyatro alanlarında kullanılır. Ertelemek.

Amuse oneself : Eğlenmek. Gönül eğlendirmek. Zevklenmek. Avunmak.

Elongates : Bir nesneyi uzatmak. Gerip uzatmak. Uzatmak. Çekip uzatmak. Sürdürmek.

Clashed : Mücadeleye girişmek. Gümbürdemek. Uyuşmamak. Çarpışma. Çarpışmak. Anlaşamamak. Birbirine gitmemek. Çarpmak. Uymamak.

 

Augment : Artmak. Sayısını arttırmak. Değerlenmek. Büyütmek. Artırmak. Arttırmak. Değerlendirmek. Büyümek. Çoğaltmak.

Be tardy : Geç kalmak.

Abides : Katlanmak. Beklemek. Sadık kalmak. Dayanmak. Sadik kalmak. Baki kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). İkamet etmek. Tahammül etmek. Kalmak.

Extend : Uzatmak. Sunmak (taziye veya kutlama). Yaymak. Yayılmak. Germek. Sağlamak. Genişlemek. Büyütmek. Avcı hattına yayılmak.

Linger synonyms : go forth, come to a stop, leave, drag on, extends, be pleased with, dilly dallying, lingers, be delayed, dawdle along, be in the throes of death, burn daylight, elongate, be, go away, lags, dallying, lingered, be behind time, cut out, be at a standstill, tarry, delays, be out of keeping with, cease, dangle, agonise, dilly dally, bum around, ceases, hold off, dally, been.

Linger zıt anlamlı kelimeler, Linger kelime anlamı

Arrive : Başarı kazanmak. Doğmak. Ulaşmak. Gelip çatmak. Vasıl olmak. Üstesinden gelmek. Yetişmek. Dönmek. Varmak. Gelmek.

Stand still : Hareket etmemek. Kımıldamamak. Hareketsiz kalmak. Kıpırdamamak. Hareketsiz durmak. Kımıldamadan durmak.

Rush : Asılmak (amerikan ingilizcesi). Sıkboğaz etmek. Acele ettirmek. Koşuşturmak. Üstüne atılmak. Koşturmak. Hücum etmek. Acele ile göndermek. Acele etmek. Acele.

Linger ingilizce tanımı, definition of Linger

Linger kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To draw out. To delay. To be in suspense. To protract. To loiter. To remain or wait long. To be slow in deciding. To be slow or reluctant in parting or moving. To hesitate.