Sallanmak nedir, Sallanmak ne demek
- Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak.
- Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek.
- Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak.
- Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek.
- Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak.
- Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak

"Sallanmak" ile ilgili cümle örnekleri
- "Yere çivilenmiş koca masayı sarsarken oda bir salıncak gibi sallanıyor." - S. F. Abasıyanık
- "Dişi sallanıyor."
- "Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol." - Y. K. Beyatlı
Yerel Türkçe anlamı:
Salınmak, salınarak yürümek.
Hareket etmek, sallanmak
Sallanmak anlamı, tanımı:
Sallanma : Sallanmak işi.
Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.
Oynamak : Tehlikeye düşürmek. Bir film, oyun vb.nde rol almak. Film gösterilmek. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. Tiyatro eseri sahneye konmak. Rastgele yön vermek, aldatmak. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek. Kımıldamak, hareket etmek. Değişiklik göstermek. Sarsılmak, yeri değişmek. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak.
Kımıldamak : Yerinde hafifçe hareketlenmek.
Nokta : Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Yer. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Sınır, derece, radde. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Orta nokta. Nöbetçi bulunan yer. Hiçbir boyutu olmayan işaret.
Şart : Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul. Temel kural belgesi.
Taraf : Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer.
Aynı : Benzer. Aralarında ayrım olmayan. Başkası değil, yine o. Eski durumunda kalmış, değişmemiş.
Salıncak : İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı. Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere iple bağlı bulunan asılı yatak.
Hamak : İki ağaç veya direk arasına asılarak kurulan, içine yatılarak sallanılabilen, ağ, bez vb.nden yapılmış yatak, ağ yatak.
Sallamak : Zor durumda bırakmak. Uydurmak, kafadan atmak. Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak. Beklenmedik bir başarı kazanmak. Vurmak, atmak. Sarsmak. Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek.
Güçlü : Şiddeti çok olan. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili. Gücü olan, kuvvetli, yavuz.
Bir : Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Eş, aynı, bir boyda. Ancak, yalnız. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Aynı, benzer.
Sarsılmak : Beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek. Güçsüz durumda kalmak. Sarsma işine konu olmak.
Titremek : Çok üşümek. Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak. Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak. Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak. Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak. Ses kısık ve kesik çıkmak.
Diğer dillerde Sallanmak anlamı nedir?
İngilizce'de Sallanmak ne demek? : v. keep oneself close, swing, rock, wave, shake, oscillate, vibrate, dawdle, dilly dally, dodder, flap, flirt, hang about, hang around, hang down, hang on, hover, loiter, lurch, quake, be slung from, sway, take a swing, teeter, waggle, waver, wobble
Fransızca'da Sallanmak : se balancer, ballotter, remuer, basculer, branler, chanceler, se dandiner, vaciller
Almanca'da Sallanmak : v. baumeln, beben, oszillieren, schwanken, tanzen, taumeln, wackeln, wanken, wiegen, wippen
Rusça'da Sallanmak : v. раскачиваться, качаться, колебаться, шататься, пошатываться, болтаться, размахиваться, слоняться

Bu kısımda Sallanmak nedir? Sallanmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sallanmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sallanmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.