Şart nedir, Şart ne demek

Şart; kökeni arapça, fransızca dillerine dayanır.

"Şart" ile ilgili cümle

  • "İster istemez bu şartlara boyun eğecekti." - F. R. Atay
  • "Paris Şartı."

Yerel Türkçe anlamı:

Mert.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

[Bakınız: koşul]

Hukuki terim anlamı:

1) gerek (Voraussetzung). 2) koşul (Bedingung). irâdî ~ istek koşulu (Willensbedingung), sırf irâdî ~ :dilek koşulu (Wollensbedingung).

Şart anlamı, kısaca tanımı:

Şart etmek : "şart olsun" diyerek yemin etmek.

Şart koşmak : Önceden bir şarta bağlamak.

Şart olmak : Gerekmek, kaçınılmaz bir durum almak.

Şart olsun : Yemin etmek için kullanılan bir söz. "nikâhım üzerine yemin ederim ki, öyle değilse veya bunu yapmazsa karım boş düşsün (olsun)" anlamında yemin olarak kullanılan bir söz.

Şart kipi : Bir oluş ve kılışın şart biçiminde düşünüldüğünü anlatan, dilek görevi de yapan tasarlama kipi.

Şartname : Satın alma, satma, yaptırma, kiralama vb. işleri gerçekleştirmek isteyen tarafın düzenlediği, her iki tarafın da uymayı üstlendikleri şartların tespit edildiği resmî belge.

Şart şurt : Her türlü koşul, kural.

Bilakayduşart : Kayıtsız ve şartsız olarak, herhangi bir kısıtlama olmaksızın.

 

Ön şart : Bir işin çözümlenmesinde ilk önce yerine getirilmesi gereken şart, ön koşul.

Hava şartları : Hava durumu.

Hayat şartları : Hayat boyunca karşılaşılabilecek her türlü sosyal ve ekonomik durum, yaşam koşulları.

Şart şurt tanımamak : Kendini hiçbir şarta bağlı saymamak.

Şartınca : Gereği gibi.

Şartlama : Şartlamak işi.

Şartlamak : Kirlenmiş sayılan bir şeyi en az üç, en çok kırk kez sudan geçirip kirli sayılmaktan kurtarmak.

Şartlandırma : Şartlandırmak işi, koşullandırma.

Şartlandırmak : Şartlanmasını sağlamak, koşullandırmak.

Şartlanış : Şartlanma işi, koşullanış.

Şartlanma : Şartlanmak işi, koşullanma.

Şartlanmak : Önceden belirlenmiş şartlara göre uyarlanmak, koşullanmak.

Şartlaşma : Şartlaşmak işi.

Şartlaşmak : Bir veya birçok şartı karşılıklı kabul etmek.

Şartlı : Şart etmiş olan (koca). Şartlanmış olan, koşullu. Şarta bağlı, koşullu, meşrut.

Şartlı birleşik cümle : Bir esas cümle ile bu esas cümleye bağlı, fiili -sa / -se ekini almış yan cümlenin oluşturduğu anlatım birliği.

Şartlı birleşik zaman : Belli bir zaman eki almış yükleme -sa / -se şart eki getirilerek oluşturulan şekil.

Şartlı refleks : Doğal olmayan, sonradan kazandırılan tepkenin bir uyaran karşısında ortaya çıkması biçiminde beliren tepke, koşullu tepke.

Şartlı tahliye : Özgürlüğü bağlayıcı cezanın bir bölümünü iyi hâl ile geçiren hükümlünün, şartlara uymaması durumunda yeniden hapsedilmesi şartıyla salıverilmesi, meşruten tahliye.

Şartsız : Şarta bağlı olmayan, koşulsuz. Dinî bakımdan şartlanmamış.

Şartsız refleks : Herhangi bir şartlandırma sürecinin başında belirli bir uyaranla sağlanan doğal tepke, koşulsuz tepke.

 

Şartsız şurtsuz : Hiçbir şarta bağlı kalmaksızın.

Şartsızlık : Şartsız olma durumu, koşulsuzluk.

Kaydıhayat şartıyla : Yaşadığı sürece, yaşadıkça.

Kayıtsız şartsız : Hiçbir şart ve bağı olmaksızın.

Satış şartnamesi : Satış sözleşmesi.

Teknik şartname : İhalenin teknik özelliklerini içeren şartname.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

Gerçekleşme : Gerçekleşmek işi, tahakkuk.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler.

Kural : Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.

Belge : Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.

Şart ile ilgili Cümleler

  • Şartlar hafifçe farklı olmasına rağmen, bizim deneyin sonucu Robinson'unki ile aynı.
  • O zamandan beri şartlar değişti.
  • Şartlar benim yurt dışına gitmeme izin vermedi.
  • Şartlar aslında bu yıl daha iyidir.
  • Şartlar değişirse, ona göre önlemler alınmalıdır.
  • Ali için şartlar kötüleşti.
  • Şartlar değişti.
  • Fiziki şartlarım kötü biraz kas yapmam lazım.
  • Çok az insan, imzalamadan önce bir sözleşmenin bütün şartlarını ve koşullarını okuma zahmetine katlanır.
  • Şartlar hızlı bir şekilde değişebilir.
  • Zamanla, şartlar yalnızca kötüleşti.
  • Ali 30 yılı aşkın süredir Boston'da şartlı tahliye memurluğu yapıyor.
  • Bu şartlar altında çalışmak imkansız.
  • Şartlar dayanılmazdı.

Diğer dillerde Şart anlamı nedir?

İngilizce'de Şart ne demek? : [Sart] n. Sardis

adv. necessarily

n. condition, stipulation, string, must, state, circumstance, if, proviso, reservation, reserve, understanding

Fransızca'da Şart : condition [la], clause [la], réserve [la], stipulation [la]

Almanca'da Şart : n. Aber, Bedingtheit, Bedingung, Einschränkung

Rusça'da Şart : n. условие (N), кондиция (F)