Çözme nedir, Çözme ne demek
"Çözme" ile ilgili cümle
- "Bu çeşitten karmaşık soruları bir çırpıda çözmeye kalkışacak değilim buracıkta." - N. Uygur
Yerel Türkçe anlamı:
Bir çeşit keten dokuma.
Bir fizik terimi olarak tanımı:
Bir kuvveti, istenileni doğrultularda etkiyen en az iki kuvvete ayırma.
Üstüste binmiş izge doruklarını ayırma.
Güreş terimi olarak anlamı:
Alttaki güreşçiye oyun yapmış olan üstteki güreşçinin, oyununun iyi sonuç vermeyeceğini düşünerek onu uygulamaktan vazgeçip bırakması.
Kimya'daki anlamı:
Bir katının çözeltiye geçirilmesi.
Matematik terimi olarak kelime anlamı:
Bir sorun için yeterli yanıt ya da açıklama verme.
İngilizce'de Çözme ne demek? Çözme ingilizcesi nedir?:
resolution, dissolve, solving
Osmanlıca Çözme ne demek? Çözme Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
hal, hal neticesi
Çözme kısaca anlamı, tanımı:
Çözmek : Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Düğmeyi iliğinden açmak. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Saçı açmak.
Ayağının bağını çözmek : Karısını boşamak. sıkıntılı bir durumdan kurtulmak.
Bant çözmek : Manyetik bir bant üzerine alınmış sesleri yazıya aktarmak, deşifre etmek.
Bilmece çözmek : Zor bir işi başarmak. bilmecenin cevabını bulmak.
Düğümü çözmek : Anlaşılmaz bir şeyi anlaşılır duruma getirmek.
Harama uçkur çözmek : Nikâhsız olarak cinsel ilişkide bulunmak.
İpi çözmek : İlgisini kesmek.
İpoteği çözmek : Tutudan kurtarmak.
Makarasını çözmek : Ayrıntılarıyla sayıp dökmek.
Payandaları çözmek : Ayrılmak, kaçmak, uzaklaşmak.
Şifreyi çözmek : Gizli bir olayı anlayıp açıklığa kavuşturmak. bir şifrede kullanılan işaretlerin anlamını bulmak.
Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.
Yatak : Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar.
Yorgan : Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün vb. şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü.
Çarşaf : Kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi. Yatağın üstüne serilen veya yorgan kaplanan bez örtü.
Yapmak : Salgılamak, çıkarmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Edinmek, sahip olmak. Dışkı çıkarmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Üretmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Evlendirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Gerçekleştirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Olmasına yol açmak. Olmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir durum yaratmak. Onarmak, tamir etmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek.
İnce : Zayıf. Ayrıntılı. Hafif, gücü az. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı.
Çözme büyüsü : Büyüsel yolla bağlandığına inanılan kimseyi kilitli, kapalı nesneleri açma ve örgüleri, düğümleri çözme gibi bağlama işleminin tersini yaparak kurtarmayı amaçlayan büyü türü.
Çözme gücü : [Bakınız: ayırma gücü] Bir ışıksal aygıtın, birbirine yakın noktalanın ya da nesnelerin ayrık görüntülerini verebilme gücü. Bir izge gözlerin yakın dalga boylarını ayırabilme gücü.
Çözmeklik : Hayvanların gübrelerinin biriktirildiği yer.
Çözme ile ilgili Cümleler
- Ali bunu kendi başına çözmek zorunda kalacak.
- Çözmeme yardım edebileceğini sandığım bir sorunum var.
- Problemi çözmemize yardım ettiğin için teşekkür ederim.
- Problemi çözmek onun için zordu.
- Çözmek istediğin problemi çözecek zekan olmadığını kafan yeni bastı, değil mi?
- Çözmek zorunda olduğumuz bir sürü sorun vardı.
- Sorunu çözmek onun için zordu.
- Çözmek için nasıl hazırlanıyorsun?
- Çözmeye çalış; çözemezsen yardım ederim.
- Çözmesi zor bir problemdi.
- Bu çözmemiz gereken bir sorun.
- Herkes bulmacayı çözmeye çalıştı.
- Bu tür sorunları çözmede gerçekten iyiyim.
Diğer dillerde Çözme anlamı nedir?
İngilizce'de Çözme ne demek? : n. disengaging, undoing, working-out, solving, untieing
Fransızca'da Çözme : démêlage [le], dénouement [le], solution [la]
Almanca'da Çözme : n. Abwicklung, Auflösung, Auslösung, Besorgung, Erledigung
Rusça'da Çözme : n. разматывание (N), распутывание (N), улаживание (N), урегулирование (N)


Bu kısımda Çözme nedir? Çözme ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çözme tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çözme hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.