Çözmek nedir, Çözmek ne demek

  • Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak.
  • Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek.
  • Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek.
  • Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak
  • Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak.
  • Saçı açmak.
  • Düğmeyi iliğinden açmak.

"Çözmek" ile ilgili cümleler

  • "Yalnız göğsünün düğmelerini çöz." - P. Safa
  • "Kır saçlı postacı bulmacayı çözmüştü." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Çözmek

Yanıp bozulmak (yemek hakkında).

Erkek at ve eşek gibi hayvanlar çiftleşmeye hazır duruma gelmek.

Dişi hayvan, erkekle çiftleştikten sonra dölünü tutamayıp bırakmak.

Çözgü ipini hazırlayıp tezgâha yerleştirmek.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Çözlgenle karıştırarak, bir özdeği çözeltiye sokmak.

İngilizce'de Çözmek ne demek? Çözmek ingilizcesi nedir?:

resolve, dissolve

Osmanlıca Çözmek ne demek? Çözmek Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

halletmek, inhilâl ettirmek

Çözmek anlamı, tanımı:

Çözme : Çözmek işi. El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez.

Ayağının bağını çözmek : Karısını boşamak. sıkıntılı bir durumdan kurtulmak.

 

Bant çözmek : Manyetik bir bant üzerine alınmış sesleri yazıya aktarmak, deşifre etmek.

Bilmece çözmek : Bilmecenin cevabını bulmak. zor bir işi başarmak.

Düğümü çözmek : Anlaşılmaz bir şeyi anlaşılır duruma getirmek.

Harama uçkur çözmek : Nikâhsız olarak cinsel ilişkide bulunmak.

İpi çözmek : İlgisini kesmek.

İpoteği çözmek : Tutudan kurtarmak.

Makarasını çözmek : Ayrıntılarıyla sayıp dökmek.

Payandaları çözmek : Ayrılmak, kaçmak, uzaklaşmak.

Şifreyi çözmek : Bir şifrede kullanılan işaretlerin anlamını bulmak. gizli bir olayı anlayıp açıklığa kavuşturmak.

Düğümlü : Sorunlu, karışık. Budaklı. Düğümlenmiş olan.

Sarılı : Üstünde sarı renk bulunan. Sarılmış olan.

Açmak : Engeli kaldırmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Savaşla almak, fethetmek. Alışverişi başlatmak. Yarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Beğenmek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Ferahlık vermek. Görünür duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Ayırmak, tahsis etmek. Alanını genişletmek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Geçit sağlamak. Yakışmak, güzel göstermek.

 

Düğme : Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı. Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı. Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça.

Bulmaca : Çeşitli biçimlerde düzenlenen ve düşündürerek, aratarak buldurmayı amaç edinen oyun.

Sorun : Sıkıntı veren durum, dert. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem.

Bilinmeyen : Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul.

Saçı : Düğün armağanı. Gelinin başından aşağı saçılan çiçek, şeker, arpa, para vb. şeyler.

Çözgü : Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler, arış.

Yerleştirmek : Yerine koymak. Yerleşmesini sağlamak. Söz veya cevabı tam sırasında söylemek. Tokat, şamar vurmak.

Çözmeklik : Hayvanların gübrelerinin biriktirildiği yer.

Çözmek ile ilgili Cümleler

  • Bulmacayı çözmek istiyorum.
  • Çözmek zorunda olduğumuz bir sürü sorun vardı.
  • Çözmek istediğin problemi çözecek zekan olmadığını kafan yeni bastı, değil mi?
  • Ali bunu kendi başına çözmek zorunda kalacak.
  • Bu sorunu çözmek zorundayım.
  • Problemi çözmek onun için zordu.
  • Bunu çözmek için tek yol var.
  • Ben bugün eve gitmeden önce bu bilmeceyi çözmek için kararlıyım.
  • Sorunu çözmek onun için zordu.
  • Çözmek için nasıl hazırlanıyorsun?

Diğer dillerde Çözmek anlamı nedir?

İngilizce'de Çözmek ne demek? : v. untie, detach, unravel, disentangle, undo, disengage, unbind, loosen, defrost, solve, figure out, resolve, puzzle out, work out, break, cipher out, compound, cut loose, decipher, ravel, read, reason, slack, slack up, unbrace, unbuckle, uncouple

Fransızca'da Çözmek : dénouer, déficeler, déboutonner, arranger, desserrer, deviner, délier, démêler, détacher, régler, (

Almanca'da Çözmek : v. losbinden, aufbinden, auflösen, auflockern, ausspannen, auspacken, auftrennen, auswickeln, herauskriegen, herausbekommen, heraushaben, erraten, knacken, dechiffrieren, erledigen, aufhellen, abbinden, abkoppeln, abschnallen, abwickeln, abwinden

Rusça'da Çözmek : v. развязывать, расплетать, разматывать, отвязывать, расстегивать, распутывать, расхлебывать, урегулировать, улаживать, отгадывать, разгадывать, решать, раскрывать, развязать, расплести, отвязать, расстегнуть, расхлебать, отгадать, решить, раскрыть