Compounded türkçesi Compounded nedir

Compounded ingilizcede ne demek, Compounded nerede nasıl kullanılır?

Uncompounded : Birleştirilmemiş. Karıştırılmamış. Bileşik oluşturmamış.

Compounder : İlaçlar veya tedavi amaçlı maddeler karıştıran kimse. Borç tasfiyesi için anlaşma yapan borçlu. Birleştiren kimse. Uzlaşan kimse.

Compounders : Borç tasfiyesi için anlaşma yapan borçlu. İlaçlar veya tedavi amaçlı maddeler karıştıran kimse. Uzlaşan kimse. Birleştiren kimse.

Compound adjective : Sıfat tamlaması. Birleşik sıfat. Birden çok kelimenin kendi anlamlarını koruyarak veya değiştirerek tek bir anlam oluşturacak biçimde bir araya gelmesiyle oluşan sıfat: boşboğaz (kadın), ağırbaşlı (davranış), kalın kafalı (koca), tezcanlı (adam), birtakım (işler), birçok (kimse), cingöz (çocuk), başıboş (hayvan) eli açık (kimse), beyaz tenli (kız), güler yüzlü (genç), cana yakın (çocuk) vb. (gramer) iki bölümden oluşan ve genellikle tire ile yazılan sıfat (örneğin : never-ending, worn-out). Bileşik sıfat.

Compound arch : Bileşik kemer. Bileşik kiriş. Kompoze kiriş.

Compound curve : Sepetkulpu eğrisi. Mürekkep eğri. Birleştirilmiş kurb.

 

Compound demand : Çeşitli amaçlarla kullanılabilen bir mal ya da hizmete ilişkin istek. Ortak istek.

Compound connected transistor : Bileşik bağlantılı transistor. Bileşik bağlantılı transistör.

Compound coil : Bileşik bobin. Çift makara.

Compound by : Artmak.

İngilizce Compounded Türkçe anlamı, Compounded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Compounded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agglutinate : Bileştirmek. Yapıştırmak. Bitişimli. Bitiştirmek. Bitişken. Yapışkan. Yapışan. Tutkallamak.

Be in accord with : Uyuşmak. Uyum içinde olmak. Benzeşmek. İle uyumlu olmak. Aynı düşünceleri paylaşmak. Birbirine çok iyi gitmek. -e uymak. Uymak.

Amalgamating : Karıştırmak. Cıva ile karıştırmak. Birleşmek. Karışmak.

Come to terms with : İle anlaşmak. Kabul etmek. Güçlükle kabul etmek (sevmediği bir şeyi). Kabullenmek. Kabul etmek (durumu). İle uğraşmak. Boyun eğmek. (durumunu vb) kabullenmek. Hesaplaşmak.

Compositive : Sentezlenmiş. Karıştırılmış. Sentetik. Birleştirilmiş.

Conceal : İdare etmek. Kapamak. Örtmek. Ketmetmek. Perdelemek. Gizlemek. Gizli tutmak. Saklamak.

Come to an arrangement : Anlaşmaya varmak. Uzlaşma. Uyuşmak. Bir anlaşmaya varmak. Karşıtlar arasındaki anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması yoluyla birlik sağlama. uygulanacak işlerde tartışma yoluyla bir bütünlük ve birliğe varma.

Deciphered : Deşifre etmek. Yorumlamak. Deşifre. Şifreyi çözmek.

Aggrandise : Ayrıntı eklemek (ayrıca aggrandize). Daha büyük yapmak. Yapmacık bir şekilde birinin itibarını pekiştirmek veya abartmak. Çoğaltmak. Zenginliğini çoğaltmak. Bir şeyin daha yüce görünmesini sağlamak. Gücünü veya konumunu yükseltmek. Uzatmak. Abartmak.

 

Cover up : Ortadan kaldırmak. Gizlemek. Örtmek. Ört bas etmek (hatasını). İdare etmek. Üzeri örtülmek. Bilinmemesini sağlamak. Gerçeği gizlemek. Kılıfına uydurmak.

Compounded synonyms : come into line, cloaks, augments, augment, boom, combined, aggregated, farraginous, agree with, close with, pay by instalments, confused, bargains, decoded, assemble, befuddled, deal with, allying, adjusts, aggrandizes, cloak, pay on account, amalgamated, closes, arranges, amplifying, compromise, aggrandised, conclude, adjust, break, aggregate, foul.

Compounded zıt anlamlı kelimeler, Compounded kelime anlamı

Uncombined : Unkombine. Birleştirilmemiş. Birleşmemiş. Bağlanmamış.