Capacity türkçesi Capacity nedir

  • Sığa.
  • Birim gerilimde bir nesneye sığabilen kıvıl yük niceliği.
  • Yeterlik.
  • Akarsuyun taşıyabileceği ve sürükleyebileceği maddelerin miktarı.
  • Verim.
  • Herhangi bir tiyatro alanının ya da salonunun alabileceği seyirci sayısını gösteren kavram. birim gerilimde bir nesneye sığabilen elektrik yükü niteliği.
  • Güç.
  • Bir iletkenin yük sığdırım olanağı; iletkenler ve yalıtkanlar dizgesinin erkil birimi başına sığdırabildiği yük tutarı; birimi farad'dır.
  • Bir yoğunlacın elektrik yığma ya da bir aracın elektrik alabilme yeteneği.
  • İstiap haddi.
  • Özgüç.
  • Yetenek.
  • Hacim.
  • Bilinen koşullara göre gerçekleşen ya da gizli kalan üretim ve satış gücü.
  • Toplumbilimde başlıca ölçüm konularından biri olan ve bireyin belli bir alandaki öğrenme ve yetişme olanaklarının sınırını gösteren yeti.
  • Kapasite.
  • Durum.
  • Mevki.
  • Sıfat.
  • Herhangi bir tiyatro alanı ya da salonunun alabileceği seyirci sayısını gösteren kavram. kapasite.
  • İktidar.
  • Kabiliyet.
  • Mecazi anlamda kavrama yeteneği.
  • Dirayet.
  • Bir veri saklama ortamının alabileceği sözcük ya da damga sayısı. genel olarak herhangi bir dizgenin işyükünün üst sınırı, bk. bellek sığası.
  • Bilgisayar, bilişim, hukuk, fizik, kimya, ekonomi, tiyatro, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Akarsuyun taşıma gücü.
 

Capacity ile ilgili cümleler

English: One hundred percent of the brain's capacity has been reached.
Turkish: Beyin kapasitesinin yüzde yüzüne ulaşıldı.

English: The tank has a capacity of fifty-gallons.
Turkish: Tankın 50 galon kapasitesi var.

English: The cells have the capacity to convert food into energy.
Turkish: Hücrelerin gıdayı enerjiye dönüştürme güçleri var.

English: He has no capacity to be a teacher.
Turkish: O bir öğretmen olma yeteneğine sahip değil.

English: The economic strength of a country lies not alone in its ability to produce, but also in its capacity to consume.
Turkish: Bir ülkenin ekonomik gücü sadece üretme kabiliyetinde değil aynı zamanda tüketme yeteneğinde de bulunur.

Capacity ingilizcede ne demek, Capacity nerede nasıl kullanılır?

Capacity cost : Tam kapasite maliyeti.

Capacity factor : Kapasite faktörü.

Capacity heat : Isı kapasitesi.

Capacity increase : Kapasite artırımı. Bir işletme, kesim veya ülkede belli bir dönemde mevcut üretim kapasitesine yeni makine ve donanımlarla yapılan eklemeler. Kapasite gelişimi. Kapasite artışı.

Capacity measure : Hacim ölçüsü.

Capacity unit : Hacim birimi.

High capacity input : Yüksek sığalı giriş.

Capacity planning : Kapasite planlaması. Sığa tasarlama. Kapasite planlama.

 

Capacity reactance : Kapasite reaktansı. Sığa reaktansı. Salınımlı bir çevrime sokulan bir sığadan ileri gelen etkinin ohm olarak ölçüsü. Sığa tepkinliği.

Capacity of competition : Yarışım gücü. Yarışma yapabilme olanağında bulunma, yarışma gücünde olma yeteneği.

İngilizce Capacity Türkçe anlamı, Capacity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Capacity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Competence : Gözlemcinin kişilik özellikleri ve deneyimle kazandığı, gözlem sürecinde başarısını belirleyen bilgi ve beceri düzeyi. Beceri. Uzmanlık. Akarsuyun iterek ve yuvarlayarak devindirebileceği büyüklükte kaya parçasının oylumu. Ustalık. Akarsuyun sürükleme gücü. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Bir hücre ya da organizmanın bir uyartıya cevap verme yeteneği.

Cubages : Kübaj. Hacim hesabı. Küpleme. Küpsel içerik. Hacmini hesaplama.

Potencies : Tesir. Kuvvet. Yetki. Cinsel güç. Potansiyel. Nüfuz. Potens. Salahiyet. Etki.

Allowable load : Müsaade edilir yük. Kabul edilen yük. Müsaade edilen yük. Kabul edilebilir yük. İzin verilen yük. Müsaade edilen azami yük. Uçakta taşınmasına müsaade edilen yük.

Conditions : Koşullar. Şerait. Şartlar. Genellikle işletme içini ilgilendiren olaylar. Ahval. Muamele. İşlem.

Wisdom : Akıl. Bilgelik. Hikmet. İrfan. Akıllılık. İlim.

Crops : Kısa kesilmiş saç. Kesikler. Ürün. Ekin. Kursak. Kırpıntılar. Kalabalık. Hasat. Mahsulat.

Capabilities : Yetenekler.

Baffling : Şaşırtıcı. Aldatıcı. Sürekli değişen. Durmadan değişen. Kafa karıştırıcı. Şaşırtma. Kararsız. Zor.

Configuration : Bk. dizge görünümü. Konfigürasyon. Yapı. Gruplaşma. Doku. Kurulum. Konum. Bilgisayar, bilişim, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gezegenlerin konumu. Yıldız kümesi.

Capacity synonyms : susceptibleness, case, epithet, aptitude, capacitance, lay, virilities, abilities, arduous, astuteness, powers, outturn, competencies, adjectival, activity, characters, adj, accomplishments, sagacity, clouted, adequacy, lays, attitude, efficiency, ball game, efficiencies, body, virility, make, artistries, effectivity, estate, volumes.

Capacity zıt anlamlı kelimeler, Capacity kelime anlamı

Incapacity : Ehliyetsizlik. Güçsüzlük. Yetkisizlik. Yetersizlik. Kabiliyetsizlik. İktidarsızlık. Kısıt. Kişinin uygarlık haklarını kullanma yetkisinin yargı örgütünce kaldırılması. bunama, uçarılık, tutukluluk gibi nedenlerle kişiye ilişkin malını kullanma yetkisinin yasal kısıtlanması. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Yeteneksizlik.

Incapableness : Kabiliyetsizlik. Elinden gelmezlik. Ehliyetsizlik. Acziyet. Yeteneksizlik. Elverişsizlik. Acizlik. Yetersizlik.

Incapability : Acizlik. Güçsüzlük. Elinden gelmeme. Kabiliyetsizlik. Yetersizlik. Kudretsizlik. Yeteneksizlik.

Capacity antonyms : unsusceptibility.

Capacity ingilizce tanımı, definition of Capacity

Capacity kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The power of receiving or containing. Used in reference to physical things. Extent of room or space. Passive power.