Kokmak nedir, Kokmak ne demek

  • Koku çıkarmak
  • Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokuşmak.
  • Koklamak.
  • Kokusu gelmek.
  • Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek.

"Kokmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ortalık savaş kokuyordu."
  • "Her gelişinde üzeri yabancı lavantalar kokuyor." - H. R. Gürpınar
  • "Kızartma kokmuştur, hemen biraz ye."
  • "Bir çadıra konmuş, ağzı odunla açık tutulan bu köpek balığı kokuncaya kadar halka gösterildi." - S. Erez

Diğer sözlük anlamları:

Koklamak

Kokmak.

Kokmak anlamı, tanımı:

Kokar ağaç : Sedef otugillerden, Avrupa'ya Çin'den getirilmiş, kısa zamanda yetişip boy attığı için bir gölge ağacı olarak dikilen, kötü kokan bir ağaç, kokak ağaç, aylandız (Ailanthus glandulosa).

Kokma : Kokmak işi.

Açlıktan nefesi kokmak : Yoksulluk içinde bulunmak.

Ağzı süt kokmak : Çok genç ve toy olmak.

Küf kokmak : Kapalı, nemli yerler gibi ağır kokmak.

Sası kokmak : Yiyecek bozulmak, çürümek.

Yanık kokmak : Ortalıkta bir şeyin yandığını anlatan koku bulunmak. is kokmak.

Koku : Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu. Belirti, işaret. Güzel kokmak için sürülen esans.

Çıkarmak : Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sonunu getirmek. Bulmak, ortaya koymak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Fotoğraf çektirmek. Yollamak, göndermek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Resim yapmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yapmak, üretmek. Söylemek. Göstermek. Hatırlamak. Sunmak. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Sağlamak, elde etmek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Boşaltmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Yayımlamak. Gidermek.

 

Kokuşmak : Kişi, toplum vb. bozularak özelliğini yitirmek, tefessüh etmek. Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokmak, taaffün etmek. Koklaşmak.

Belirti : Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret, araz, semptom.

Göstermek : Öğretmek, açıklamak. Etmek. Görünmek, benzemek. Sert bir biçimde karşılık vermek. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Kanıtla inandırmak. Belirtmek, anlatmak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak.

Hissedilmek : Hissetme işine konu olmak. Sezilmek.

Gelme : Yetişme. Gelmek işi. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmiş olan.

Gelmek : İsabet etmek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Getirmek. Akmak. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Türemek. Katılmak, eklenmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Biriyle birlikte gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Herhangi bir sırada bulunmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. İzlemek, takip etmek. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Olmak, -e uğramak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Uymak. Görünmek, sanılmak. Çıkmak, yönelmek. Dayanmak, tahammül etmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Kadar olmak. Uygun düşmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Sonuç çıkmak. Mal olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Belli bir süre dolmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Düşmek, rast gelmek. Ortaya çıkmak, doğmak. Belli bir zamana ulaşmak.

 

Koklamak : Kokusunu duymak için bir şeyi burnuna yaklaştırmak veya bir yerin havasını içine çekmek. Çok az kullanma, çok azıyla yetinmek.

Diğer dillerde Kokmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kokmak ne demek? : v. smell, stink, go bad, fester, reek, savor of, addle

Fransızca'da Kokmak : sentir

Almanca'da Kokmak : adj. verkommen

Rusça'da Kokmak : v. п`ахнуть, тухнуть, протухать, отдавать, протухнуть, отдать