Ölmek nedir, Ölmek ne demek
- Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek.
- Değerini, geçerliğini, gücünü yitirmek, kullanılmamak

- Bitki, solmak.
- Bazı sebeplerle çok sıkıntı veya acı çekmek.
"Ölmek" ile ilgili cümleler
- "Bu usul öldü artık."
- "Bu çiçekler dayanmaz, çabuk ölür."
- "Şerefli insanlar olarak yaşayacak, şerefli insanlar olarak öleceğiz." - E. M. Karakurt
Yerel Türkçe anlamı:
Ölmek (bk. ülmek)
Acı ve ızdırap çekmek, bk. ôlmek, ülmek.
Ölmek.
Diğer sözlük anlamları:
Erimek, çalkalanarak karıştırılmak.
Ölmek kısaca anlamı, tanımı:
Ölenle ölünmez : "çok sevilen birinin ölümünden sonra fazla yas tutulmamalıdır çünkü hayat devam eder" anlamında kullanılan bir söz.
Ölme eşeğim ölme : Umutsuz bir bekleyişi anlatmak için söylenen bir söz.
Ölmüş de ağlayanı yok : Çok kötülüğe uğramış, desteği ve yardım edeni bulunmayan kişi için söylenen bir söz.
Ölüp ölüp dirilmek : Çok korkmak. çok sıkıntı, acı çekmek veya çok ağır hastalık geçirmek.
Öle dirile : Zor bela, güçlükle.
Ölmek var dönmek yok : "neye mal olursa olsun bu iş yapılacak, yapılmasından kaçınılmayacak" anlamında kullanılan bir söz.
Aç gezmektense tok ölmek yeğdir : "yoksulluk ölümden de beterdir" anlamında kullanılan bir söz.
Acından ölmek : Çok acıkmak. aşırı derecede yoksul olmak.
Açlıktan ölmek : Dayanılmaz derecede acıkmak, çok acıkmak.
Borcun iyisi vermek derdin iyisi ölmek : "borçlu ve dertli bir biçimde yaşanılmaz; borçtan kurtulmanın yolu onu vermek, onulmaz dertten kurtulmanın çıkar yolu ise ölmektir" anlamında kullanılan bir söz.
Can çekişmektense ölmek yeğdir : "bir işte çeşitli sıkıntı ve üzüntülerle karşılaşıp olağanüstü gayret harcamaktansa o işten vazgeçmek daha iyidir" anlamında kullanılan bir söz.
Eceliyle ölmek : Olağan sayılan herhangi bir biçimde ölmek.
Kahrından ölmek : Aşırı üzüntü, kişinin ölümüne neden olmak. çok üzülmek.
Meraktan ölmek : Çok kaygılanmak.
Öl dediği yerde ölmek kal dediği yerde kalmak : Birinin sözünden çıkmamak.
Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.
Hayat : Meslek. Yaşam. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü. Avlu. Canlı, sağ olma durumu. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Sundurma. Balkon. Geçim şartlarının bütünü. Yazgı.
Ermek : Yetişip dokunmak. Kendini Tanrı yoluna vermiş kimse insanüstü kutsal bir aşamaya erişmek. İnsan veya bitki büyüyüp gelişmek, yetişmek. Erişmek. Ürün olgunlaşmak. Kavuşmak.
Vermek : Herhangi bir duruma yol açmak. Satmak. Ayırmak, harcamak. Kazandırmak, katmak. Ondan bilmek, atfetmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Dayamak. Ödemek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bırakmak veya bağışlamak. Tespit etmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Sahip olmasını sağlamak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Doğurmak. Yaymak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak.
Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
Solmak : Tazeliğini, diriliğini veya parlaklığını yitirmek. Rengini yitirmek, rengi uçmak.
Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.
Yitirmek : Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek. Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak.
Ölmek dirilmek : Ne yapıp yapmak, her çareye baş vurmak, çalışıp çabalamak.
Ölmek var, dönmek yok : neye mal olursa olsun bu iş yapılacak, yapılmasından kaçınılmayacak anlamında kullanılan bir söz. İlgili cümle: "Bu defa artık ölmek var, dönmek yoktur." R. N. Güntekin.
Ölmek ile ilgili Cümleler
- Ölmek için çok gencim.
- Erken ölmek istemiyorsan sigara içmeyi bırak.
- Ali ölmek istemiyordu.
- Yalnız ölmek istemiyorum.
- Ölümden korkmuyorum ama ölmekten korkuyorum.
- Ölmek için çok gençsin, arkadaşım.
- Ölmek için hazır değilim.
- Yarın ölmek istemiyorum.
- Ölüm hücresindeki bir çok mahkum ölmek istemediğini söylüyor.
- Ölmek için en iyi yol bu.
- Ölmek için çok gençsiniz.
- Ölmek için çok gençsin.
- Ben ölmekten korkmuyorum.
- Ölmek için hazırım.
Diğer dillerde Ölmek anlamı nedir?
İngilizce'de Ölmek ne demek? : v. die, pass away, depart, cash in, choke, conk, croak, cut up, decease, end, exit, expire, give up the ghost, go, go hence, pass in, pass out, peg out, perish, pip, pip out, pop off, return to dust, snuff it, cross the styx, succumb, go west
Fransızca'da Ölmek : mourir, décéder, claquer, expirer, disparaître, passer, périr, succomber, trépasser
Almanca'da Ölmek : v. abfahren, ableben, abscheiden, dahingehen, dahinsein, eingehen, einschlafen, enden, erliegen, heimkehren, hinscheiden, kaputtgehen, krepieren, sterben, umkommen, verbleichen, verrecken, verscheiden, versterben
Rusça'da Ölmek : v. умирать, гибнуть, погибать, д`охнуть, скончаться, мертветь, умереть, погибнуть

Bu kısımda Ölmek nedir? Ölmek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ölmek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ölmek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.