Cannot türkçesi Cannot nedir

  • Yapamamak.
  • Edememek.
  • Bkz.can.
  • Gücü yetmemek.

Cannot ile ilgili cümleler

English: "This cannot be!" "But it is!"
Turkish: "Bu olamaz!" "Ama öyle!"

English: A house divided against itself cannot stand.
Turkish: Kendisine karşı bölünmüş bir ev ayakta kalamaz.

English: 70 percent of British people cannot speak a second launguage
Turkish: İngiliz halkının yüzde yetmişi ikinci bir dil konuşamaz.

English: A foreign language cannot be learned in only two weeks.
Turkish: Yabancı bir dil sadece iki haftada öğrenilemez.

English: A country without enough labour force cannot be self sufficient.
Turkish: Yeterli iş gücü olmayan bir ülke kendi kendine yeterli olamaz.

Cannot ingilizcede ne demek, Cannot nerede nasıl kullanılır?

Cannot afford : Gücü yetmemek. Ulaşabileceğinin ötesinde olmak. Kendine izin verememek.

Cannot afford it : Yeterli parası olmamak. Kendine izin verememek.

Cannot be installed : Yüklenemeyen.

Cannot be saved : Kaydedilemeyen.

Cannot bear : Tahammül edememek. Katlanamamak. Dayanamamak.

I cannot believe my ears : Kulaklarıma inanamıyorum. Duyduklarımın doğru olduğuna inanamıyorum.

Cannot stand : Tahammül edememek. Dayanamamak. Katlanamamak.

I cannot afford it : Çok pahalı. Çok zor. Ben bunu karşılayamam. Bütçem yeterli değil.

 

If you cannot beat it learn to ride with it : .

Beggars cannot be choosers : Dilenciler seçici olamaz. Dilencinin seçme hakkı yoktur. Başkalarının verdiklerine bağımlı olanlar verileni belirleme durumunda olamazlar.

İngilizce Cannot Türkçe anlamı, Cannot eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cannot ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ravine : Vadi. Derin ve dar yarık. Yarıntı. Dar ve derin koyak. Sel çukuru. Hendek. Dar ve derin vadi. Koyak. Berzah. Dağ geçidi.

Be incapable of : Yeteneğinin dışında olmak. Ehil değildi. Ehli değildi. Acze düşmek. Becerikli değildi. Kabiliyetsizdi.

Ordnance : Ağır toplar. Mühimmat. Savaşta kullanılan tüm silahlar. Serviste olan silahlarda kullanılan herhangi bir ekipman. Ordonat. Savaş gereçleri. Ordu donatım. Ordu donatım malzemesi. Ağır silahlar. Ordudonatım.

Harpoon gun : Zıpkın tüfeği.

Gun : Silah. Tüfek. Birdenbire tam gaz çalıştırmak. Top. (arabayı) gazlamak. Gazlamak. Motoru birdenbire tam gazla çalıştırmak. Tam gaz vermek (otomobil). Arabayı birdenbire tam gaz sürmek. Avlamak.

Cannot afford : Ulaşabileceğinin ötesinde olmak. Kendine izin verememek.

Basilisk : Şahmeran. Şahmaran. Güney amerika kertenkelesi. Basilikos. Mitolojik yılan. Ürkütücü. Basilikos ile ilgili.

Unable to : Yeterli olmamak. Yapabileceklerinin dışında olmak.

Canon : Kanon müzik. Kanun. Dini liste. Kırk sekiz puntoluk harf. İlke. Bir katedrale bağlı olan papaz. Kilise heyeti üyesi. Nizam. Kanon. Kanon (müzik terimi).

Cannot synonyms : long tom, culverin, heavy weapon, high angle gun, canyonside, can not, artillery.

Cannot zıt anlamlı kelimeler, Cannot kelime anlamı

Please : Hoşuna gitmek. Memnun etmek. Lütfen. Hoşnut etmek. Gönlünü hoş etmek. Mutlu etmek. Gönül almak. Sevindirmek. Buyurmak. Gönlünü almak.