Please türkçesi Please nedir

  • Mutlu etmek.
  • Keyif vermek.
  • Hoşuna gitmek.
  • Memnun etmek.
  • Gönlünü etmek.
  • Tenezzül etmek.
  • Buyurmak.
  • Gönül almak.
  • Gönlünü hoş etmek.
  • Gönlünü almak.
  • Hoşnut etmek.
  • Sevindirmek.
  • Lütfen.

Please ile ilgili cümleler

English: After using the knife, please be sure to put it back where it was.
Turkish: Bıçağı kullandıktan sonra lütfen onu olduğu yere geri koyduğundan emin ol.

English: "Could you please buy me a book?" "What kind of book?"
Turkish: "Lütfen bana bir kitap alır mısın?" "Ne tür bir kitap?"

English: "Mom, please can I have a biscuit?" "No, you can't; you shouldn't eat between meals."
Turkish: "Anne, bir bisküvi alabilir miyim lütfen?" "Hayır, alamazsın; öğünler arasında yememen gerekir"

English: "Do you mind if I use your phone?" "No, please go ahead."
Turkish: "Telefonunuzu kullanmamın bir sakıncası var mı?" "Hayır, lütfen devam edin."

English: A tsunami is coming, so please be on the alert.
Turkish: Bir tsunami geliyor, bu yüzden tetikte olun.

Please ingilizcede ne demek, Please nerede nasıl kullanılır?

Please enter the password : Lütfen parolayı girin.

Please name this disk : Bu diske bir ad verin.

Please name this volume : Bu oyluma bir ad vein. Bu oyluma bir ad verin.

Please the eye : Gözü okşamak. Göze hoş görünmek.

 

Please yourself : Canının istediğini yap. Kafana göre takıl. Keyfine bak. Tadını çıkar.

Would you please call a taxi : Taksi çağırabilir misiniz.

Would you please send it today : Bugün gönderebilir misiniz.

As you please : İstediğiniz gibi. Siz bilirsiniz. Nasıl arzu ederseniz. Nasıl isterseniz.

Another beer please : Bir tane daha bira lütfen.

Would you please stamp my passport : Pasaportuma lütfen damga vurur musunuz.

İngilizce Please Türkçe anlamı, Please eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Please ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cheer up : Moral vermek. Avutmak. Teselli etmek. Keyiflenmek. Ferahlamak. Neşelenmek. Morali düzelmek. Neşelendirmek. Şenlenmek.

Gladder : Hoşnut. Kıvançlı. Sevinçli. Memnun. Parlak. Güzel. Mutlu. Mütelezziz.

Patronise : Patronluk taslamak. Himaye etmek. Desteklemek. Müşterisi olmak. Büyüklük taslamak. Faydası dokunmak. Himayesine almak. Hor görmek. Yardım etmek.

Enthrall : Büyülemek. Çekmek. Etkilemek. Bağlamak. Esir etmek. Dikkatleri toplamak. Tüm dikkatleri üzerine toplamak.

Prevail on : Kandırmak. İkna etmek. Razı etmek.

Have : Dolandırmak. Göz yummak. Zorunda olmak. Olmak. Etmek. Kabul etmek. -si olmak. Elinde bulunmak. Malik olmak.

Gladdening : Neşeli. Memnun edici. Cesaret verici. Sevinçli. Sevinmek. Keyif veren.

Commands : Yönetmek. Kontrol etmek. Hükmetmek. Komuta etmek. Tepeden görmek. Hakim olmak. Emretmek. Hüküm sürmek. Emir vermek.

Care : Üzüntü. Merak etmek. Özen. Kafaya takmak. Koruma. Dikkat. Önemsemek. İstemek. Kendini üzmek. Hoşlanmak.

Conciliating : Barıştırmak. Yatıştırmak. Uzlaştırmak. Dostluğunu kazanmak.

 

Please synonyms : endear, conciliated, gladdest, glads, enter, enthral, command, atone, deign, give satisfaction, appealed, be kind enough to, placated, appease, patronises, charm, commanded, ravish, drank, content, gruntles, gratify, delights, beatify, conciliate, placates, condescended, conciliates, prithee, give a kick, pleases, humors, appeal.

Please zıt anlamlı kelimeler, Please kelime anlamı

Dissatisfy : Doyuramamak. Bir şeyden memnun olmamak. Memnun edememek. Hoşnut etmemek. Tatmin etmemek. Tatmin edememek. Küstürmek. Memnun etmemek.

Dislike : Beğenmemek. Hoşlanmama. Beğenmeme. Nefret etmek. Sevmemek. Hoşuna gitmemek. Hoşlanmamak. Antipati duymak. Hoşa gitmeme.

Disenchant : Aklını başına getirmek. Sihirini gidermek. Hayal kırıklığına uğratmak. Büyüsünü bozmak. Sihrini gidermek. Büyüden kurtarmak. İnancını yitirmek. Düş kırıklığına uğratmak. Gözünü açmak.

Please antonyms : displease.

Please ingilizce tanımı, definition of Please

Please kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To give pleasure to. To make glad. To excite agreeable emotions. To content. To satisfy. To gratify. To excite agreeable sensations or emotions in. To afford or impart pleasure.