Cheer up türkçesi Cheer up nedir

Cheer up ile ilgili cümleler

English: The boy told a lie, probably to cheer up his parents.
Turkish: Çocuk muhtemelen ebeveynlerini neşelendirmek için yalan söyledi.

English: Cheer up John. There are more fish in the sea.
Turkish: Bozma moralini John. Denizde daha çok balık var.

English: Please don't be so sad. Cheer up!
Turkish: Lütfen üzgün olma! Keyiflen!

English: Hoping to cheer up his wife, Moustapha bought her a beautiful pearl necklace.
Turkish: Karısını sevindirmek umuduyla, Mustafa ona güzel elmas bir gerdanlık aldı.

English: The situation is improving, so cheer up!
Turkish: Durum düzeliyor, hadi keyiflen!

Cheer up ingilizcede ne demek, Cheer up nerede nasıl kullanılır?

Cheer : Bağırarak yüreklendirmek. Alkış tutmak. Keyif. Destekleyici şekilde bağırmak. Teşvik etmek. Sevinçle bağırmak. Ferahlamak. Yüreklendirmek. Desteklemek. Cesaretlendirmek.

Cheer leader : Amigo. Amigo kızı. Tezahürat yaptıran kimse. Ponpon kız.

Cheer on : Teşvik etmek. Alkışla cesaret vermek. Tezahürat yapmak. Desteklemek. Alkışlamak. Yüreklendirmek.

Cheer pheasant : Ana vatanı batı pakistan'dan nepal'e kadar uzanan, 1220-3050m arasında açık arazilerde, otlu tepelerde ve seyrek ormanlık arazilerde yaşayan, dişi ve erkek birbirlerine benzeyen fakat erkeğin göğüs tüyleri beyaz etrafı siyah kontörlü, buna karşın dişinin göğüs tüyleri siyah etrafı beyaz kontörlü olan, üreme yaşı bir yaş, 15 nisandan sonra yumurtlamaya başlayan, yıllık yumurta sayısı 18-24 adet, kuluçka süresi 26 gün olan sülün ırkı. Neşeli sülün.

 

Cheered : Teşvik etmek. Alkışlamak. Neşelendirmek. Ferahlamak. Neşeli sesler çıkarmak. Sevinçle bağırmak. Keyiflendirmek. Teselli etmek. Avutmak.

İngilizce Cheer up Türkçe anlamı, Cheer up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cheer up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brightening up : Parlatmak. Canlanmak. Aydınlanmak.

Delight : Hazzetmek. Eğlenmek. Sevinmek. Hoşuna gitmek. Hoşlanmak. Memnun etmek. Zevk vermek. Haz. Hoşnut etmek.

Gratify : Gidermek. Hoşnut etmek. Memnuniyet vermek. Taltif etmek. Tatmin etmek. Mutlu etmek. Kendini kaptırmak. Memnun etmek.

Freshen up : Daha güzel ve daha çekici bir hale sokmak (bir yeri). Yenileştirmek. Yıkanıp kıyafet değiştirmek. Sertleşmek (rüzgar). Tazelemek. Yüzünü yıkayıp kendine bir çekidüzen vermek. Zindeleşmek. Kendine çeki düzen vermek. Canlanmak.

Exalts : Yükseltmek. Yüceltmek. Yere göğe sığdıramamak. Göklere çıkarmak. Yere göğe koyamamak. Gururlandırmak. Heyecanlandırmak. Övmek. Güçlendirmek.

Brace : Kışkırtmak. Güçlendirmek. Destek. Genellikle bezem öğelerine kelepçeyle tutturulan, bezemi arkadan destekleyen tahtadan yapılma, sağlam ayak. Kuşaklamak. Zindeleştirmek. Bezem desteği. Hazırlamak. Kaşlı ayraç. Kuvvetlendirmek.

 

Brightening : Parlaklaştırıcı. Canlanmak. Aydınlatmak. Avivaj. Aklamak. Parlatma. Parlatmak. Parlaklaştırma. Aydınlanmak.

Extend condolences : Taziyelerini sunmak. Derdini paylaştığını belirtmek. Acısını paylaştığını ifade etmek. Sempatisini ifade etmek. Rahatlatmak.

Gladdens : Mutlu etmek. Sevinmek. Memnun etmek.

Hearten : Canlandırmak. Cesaretlendirmek. Yüreklendirmek. Cesaret vermek.

Cheer up synonyms : brighten up, be happy, gladdening, cheered, edifies, exalt, console, rejoices, edified, reassure, draw breath, condole, cheer, draw a breath, jollify, brighten, edify, jollifying, delights, elates, effervesce, give solace to, brightened, amuses, braced, consoled, be off the hook, reassures, animating, livened, gratifies, refreshed, comforted.