Delight türkçesi Delight nedir

Delight ile ilgili cümleler

English: The gifts will delight the children.
Turkish: Hediyeler çocukları sevindirecek.

English: My brother takes great delight in his stamp collection.
Turkish: Erkek kardeşim pul koleksiyonundan büyük keyif alır.

English: He took delight in talking with friends.
Turkish: O, arkadaşları ile konuşmaktan zevk aldı.

English: Ali and Mary are so delighted that they found an honest and capable painter.
Turkish: Ali ve Meryem dürüst ve becerikli bir boyacı buldukları için çok memnun.

English: Children delight in comic books.
Turkish: Çocuklar çizgi romanlardan hoşlanırlar.

Delight ingilizcede ne demek, Delight nerede nasıl kullanılır?

Delight in : -den zevk almak. -den zevk aldı. -den keyif aldı. -den memnun kaldı. Zevk almak.

Turkish delight : Türk lokumu. Lokum.

Delighted : Hoşnut. Keyifli. Memnun. Zevk almış. Hoşnut edilmiş. Mutlu.

Delighted him : Onu memnun etti. Onu hoşnut etti. Onu keyiflendirdi.

Delighted in : -den zevk aldı. -den memnun kaldı. -den keyif aldı.

Delightfully : Hoş bir şekilde. Pek hoş. Tatlı tatlı. Nefis. Memnuniyetle. Hoşa gidecek şekilde. Zevkle.

Delightedly : Mutlu bir halde. İçten bir şekilde. Kalpten. Mutlu bir şekilde. Memnuniyetle. Hoşnut bir şekilde. Kalben. Hoşnut olmuş bir halde. İçten.

 

Delighting : Sevindirmek. Keyif dolu. Zevk almak. Keyif verici. Hoşlanmak. Hoşuna gitmek. Hoşnut etmek.

Be delighted with : Çok sevinmek.

Be delighted : Sevinmek. Bayram etmek. Memnun olmak. Haz almak. Kıvanmak.

İngilizce Delight Türkçe anlamı, Delight eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Delight ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Give satisfaction : Tatmin etmek. Memnuniyet vermek.

Dally : Oyalanmak. Oynaşmak. Sallanmak. İşi ağırdan almak. Zaman öldürmek. Vakit öldürmek. Haylazlık etmek.

Transport : Yönetmeliğe aykırı olarak topun bir an elle götürülmesi. Taşınım. Sürmek. Taşımacılık yapmak. Sürgüne göndermek. Taşımacılık. Ülkeler arasında ya da bir ülkenin ulusal sınırları içinde yolcuların ve çok daha önemli olarak tecim mallarının, alındığı yerden gideceği ya da kullanılacağı yere, çeşitli ulaşım araçlarından yararlanılarak götürülmesi. Nakletmek. Bilgisayar, biyoloji, coğrafya, fizik, kimya, voleybol alanlarında kullanılır. Bir maddenin bir yerden başka bir yere taşınması. transport.

Gratifications : Memnuniyet. Doyum. İftihar. Zevk veren şey. Hoşnutluk. Tatminkar. Sevinç. İkramiye. Para ödülü. Zevk.

Delighting : Keyif verici. Keyif dolu.

Gladder : Kıvançlı. Parlak. Mutlu. Sevinçli. Memnun. Güzel. Mütelezziz. Hoşnut.

Enjoyed : Keyif alınımış. Tadını çıkarmak. Sahip olmak. Hoşlanılımış. Beğenmek. Sevilmiş. Beğenilmiş. Haz almak.

Cared : Beğenmek. Önem vermek. Önemsemek. İlgi duymak. Umurumda olmak. Endişelenmek. Hevesli olmak. Kafaya takmak. Özen göstermek. Sevmek.

 

Enjoys : Tat almak. Tadına varmak. Keyfini çıkarmak. Sahip olmak. Yararlanmak. Haz almak. Tadını almak. Sevmek.

Cheer up : Avutmak. Keyiflenmek. Neşelendirmek. Morali düzelmek. Şenlenmek. Moral vermek. Teselli etmek. Neşelenmek. Ferahlamak.

Delight synonyms : pleasance, endear, basked, feasted, do somebody a pleasure, delectations, elations, indulgences, elate, ravish, comforted, care for, gusto, disport, dallied, dawdles, crowed, enthral, enchantments, ravishment, relished, indulgence, like, appreciate, humoring, glads, enchant, humor, be amusing, appeal, gladden, delectate, enjoyments.

Delight zıt anlamlı kelimeler, Delight kelime anlamı

Pain : Acıtmak. İncitmek. Baş belası. Eziyet etmek. Istırap. Canını yakmak. Üzmek. Ağrı. Acı. Kalbini kırmak.

Dissatisfy : Doyuramamak. Bir şeyden memnun olmamak. Memnun etmemek. Memnun edememek. Tatmin etmemek. Küstürmek. Hoşnut etmemek. Tatmin edememek.

Dislike : Hoşlanmamak. Nefret etmek. Hoşlanmama. Hoşuna gitmemek. Beğenmemek. Hoşa gitmeme. Antipati duymak. Sevmemek. Beğenmeme.

Delight antonyms : disenchant, displease.

Delight ingilizce tanımı, definition of Delight

Delight kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be greatly pleased or rejoiced. A high degree of gratification of mind. A high- wrought state of pleasurable feeling. Extreme satisfaction. Harmony delights the ear. To give delight to. As, a beautiful landscape delights the eye. Joy. To affect with great pleasure. Followed by an infinitive, or by in. To please highly. Lively pleasure. To have or take great delight or pleasure.