Exalts türkçesi Exalts nedir

Exalts ingilizcede ne demek, Exalts nerede nasıl kullanılır?

Exalt to the skies : Göklere çıkarmak.

Exalt : Yüceltmek. Göklere çıkarmak. Yere göğe koyamamak. Güçlendirmek. Methetmek. Sevindirmek. Heyecanlandırmak. Yere göğe sığdıramamak. Artırmak. Yükseltmek.

Exaltation : Aşırı heyecan. Yükseltme. Yüceltme. Vecit. Yükseklik. Coşkunluk. Heyecan. Övme. Büyük heyecan. Aşırı heyecanlanma.

Exaltations : Büyük heyecan. Büyük sevinç. Övme. Aşırı heyecanlanma. Yükseltme. Yükseklik. Coşkunluk. Aşka gelme. Aşırı heyecan. Heyecan.

Exalted : Yüce. Yüceltilmiş. Engin. Soylu. Yüksek. Haşmetli. Övgü dolu. Asil. Coşkun. Büyük.

Adnexal : Adneksaya ait veya ilgili olan. Adneksiyal.

Exalters : Öven. Sevindiren. Aşka getiren. Göklere çıkartan. Paye veren. Gururlandıran. Yükselten. Yücelten. Metheden. Kuvvetlendiren.

Exalter : Aşka getiren. Öven. Metheden. Göklere çıkartan. Gururlandıran. Sevindiren. Yücelten. Yükselten. Paye veren. Kuvvetlendiren.

Superexaltation : Yükselme.

Exacerbates : Ağırlaştırmak. Öfkelendirmek. Alevlenmek. Artırmak (kötü durumdaki bir şeyi). Sinirlendirmek. Daha kötü bir duruma sokmak. Alevlendirmek. Yangına körükle gitmek. Azdırmak. Kızdırmak.

 

İngilizce Exalts Türkçe anlamı, Exalts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exalts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enflaming : Alevlenme. Azdırmak. Aydınlatmak. Ateşlemek. Tutuşturmak. Yakmak. Tutku uyandırmak.

Mathematical : Matematik. Matematikle ilgili. Kesin. Doğru. Matematiksel. Matematiğe ait. Tam.

Enthroned : Başına taç etmek. Taç giydirmek. Tahta çıkartılmış. Tahta çıkarmak. Tahta oturtulmuş. Kalbinde veya zihninde bir kimseye yüksek yer verilmiş.

Advance : Geliştirmek. Artmak. Öne sürmek. Ödenmesi gerekli bir paranın ödeme gününden evvel verilen bir bölümü. borç olarak ödenen para. karşılıklı ya da karşılıksız borç olarak ödenen para. yapılacak bir hizmet ya da satın alınacak bir mal karşılığı gerçekleşecek borçtan öncelikle ödenen bir bolümü. Atamak. İleri gitmek. Gelişme. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İlerleme.

Drive up : Arabayla gitmek. Yukarı çekmek.

Proclaim : Belli etmek. İlan. Beyan etmek. İlan etmek. Açıkça göstermek. Açığa vurmak. Bildirmek. Duyurmak.

Gratifies : Kendini kaptırmak. Tatmin etmek. Memnuniyet vermek. Mutlu etmek. Memnun etmek. Taltif etmek. Hoşnut etmek. Gidermek.

Braced : Desteklenmiş. Zindeleştirmek. Bağlamak. Desteklenen. Germeli. Hazırlanmış. Canlandırmak. Desteklemek. Neşelendirmek.

Perfect : Görülen geçmiş zaman kipi. Eksiksiz. Tamamlamak. Kusursuz yapmak. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki… okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Dört dörtlük. Kusursuz. Yetkin. Mükemmelleştirmek. Tam.

 

Bump up : Fırlamak. Çıkmak. Artmak. Yükselmek.

Exalts synonyms : literal, strict, eulogizes, enthroning, precise, commend, elate, emblazons, cry up, brag, emblazoning, deified, laud, buttress, corroborates, photographic, ennobles, aggrandize, canonised, beef up, enthrones, amplifies, enhances, enflamed, canonise, deifies, gladdening, electrifies, extoll, set someone on a pedestal, add, enthrone, rigorous.

Exalts zıt anlamlı kelimeler, Exalts kelime anlamı

Figurative : Betimsel. Simgesel. Süslü. Timsali. Mecazlı. Sembolik. Figüratif. Figürsel. Değişmeceli. Remzi.

Imprecise : Tam doğru olmayan. Titiz olmayan. Özensiz. Kesin olmayan. Tam isabetli olmayan. Dikkatsiz. Gevşek.

Imperfect : Tamamlanmamış. Bozuk. Uygulanmaz. Hatalı. Kusur. Kusurlu. Noksan. Fiil kipinin gösterdiği oluş ve kılışın geçmiş zamanda gerçekleştiğini bildiren birleşik çekim türü. asıl fiilin kipleri ile i- fiilinin görülen geçmiş zamanının veya ekleşmiş şeklinin birleşmesi ile ortaya çıkar. emir dışındaki bütün kiplerin bir hikaye biçimi vardır: || geniş zamanın hikayesi: oku-r-du-m, oku-r-du-n vb. || şimdiki zamanın hikayesi: oku-yor-du-m, oku-yor-du-n vb. || görülen geçmiş zamanın hikayesi: oku-du-y-du-m, oku-du-y-du-n vb. || duyulan geçmiş zamanın hikayesi: oku-muş-tu-m, oku-muş-tu-n vb. || gelecek zamanın hikayesi: oku-y-acak-tım, oku-y-acak-tı-n vb. || şartın hikayesi: oku-sa-y-dı-m, oku-sa-y-dı-n vb. || istek şeklinin hikayesi: oku-y-a-y-dı-m, oku-y-ay-dı-n vb. || gereklilik şeklinin hikayesi: oku-malı-y-dı-m, oku-malı-y-dı-n vb. Eksik.

Exalts antonyms : inaccurate, inexact, incorrect, wrong.