Perfect türkçesi Perfect nedir
- Kusursuz.
- Kusursuz yapmak.
- Mükemmel.
- Berkemal.
- Geliştirmek.
- Tam.
- Görülen geçmiş zaman kipi.
- Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb.
- Mükemmelleştirmek.
- Dört dörtlük.
- Eksiksiz.
- Tamamlamak.
- Yetkin.
- Bitirmek.
- Gramer alanında kullanılır.
Perfect ile ilgili cümleler
English: Ali and Mary are a perfect match for each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirleri için mükemmel bir eş.
English: Actually, it makes perfect sense.
Turkish: Aslında, bu cuk diye oturuyor.
English: A sunny weekend is perfect for a mountain getaway.
Turkish: Güneşli bir hafta sonu bir dağ kaçamağı için mükemmeldir.
English: Ali and Mary really are perfect for each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirleri için gerçekten mükemmel.
English: A perfect knowledge of a few writers and a few subjects is more valuable than a superficial one of a great many.
Turkish: Birkaç yazar ve birkaç konuyla ilgili mükemmel bir bilgi birçoklarıyla ilgili yüzeysel olan birinden çok daha değerlidir.
Perfect ingilizcede ne demek, Perfect nerede nasıl kullanılır?
Perfect causality : Tam nedensellik. Olaylar ya da değişkenler arasında durumsal koşulların ve öteki değişkenlerin etkilerini yokumsamaya elverecek biçimde gerçekleşen neden- sonuç ilişkisi, bk. nedensellik ilkesi, nedensel ilişki.
Perfect circle : Tam daire.
Perfect collinearity : Tam doğrusallık.
Perfect competition : Tam rekabet. Giriş ve çıkışın serbest ve bilginin tam olduğu, türdeş mallar üretilen piyasada çok sayıda satıcı ve çok sayıda alıcı arasındaki rekabet.
Perfect competition market : Tam rekabet piyasası. Atomisite, türdeş mal, tam bilginin ve giriş-çıkışın serbest ve tam rekabetin olduğu piyasa.
Perfect field : Yetkin cisim. Mükemmel cisim.
Perfect fluid : İdeal akışkan. Biçim değiştirmeye karşı direnmeyen, sıkıştırılamaz, iç sürtünmesiz, düzgün yoğunluklu akışkan. Tam akışkan. İdeal sıvı.
Perfect diffuser : Tam yayıcı. Yutma çarpanı sıfır olan düşüncel tam donuk yayıcı (ortotrop yayıcı).
Perfect correlation : Tam bağıntı. Bağımlı değişkende gözlenen değişmelerin tümüyle bağımsız değişkene bağlanabildiği ya da birlikte değişmeye ilişkin gözlemlerin tümüyle birlikte gidişim çizgisi üzerine düştüğü bağıntı durumu.
Perfect forward secrecy : Mükemmel iletme gizliliği.
İngilizce Perfect Türkçe anlamı, Perfect eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Perfect ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Idealizes : İdealleşmek. İdealleştirmek. Mükemmel olarak görmek. Olduğundan iyi göstermek. Masallaştırmak. İdealize etmek. İdeal edinmek. Ülküleştirmek.
Ameliorate : Ondurmak. Düzelmek. İyileşmek. Gelişmek. Abat eylemek. Düzeltmek. İyileştirmek. Islah etmek.
Unbroken : Boyun eğmemiş. Terbiye edilmemiş. Bozulmamış. Ehlileştirilmemiş. Bitev. Aralıksız. Değişmemiş. Devamlı. Evcilleşmemiş. İşlenmemiş.
A hundred percent : Şüphesiz (yüzde yüz). Hepsi. Kesin. Yüzde yüz. Bütün.
Braw : Hoş. Güzel. (iskoçça) gösterişli. İyi. Seçkin. İyi giyinmiş. Yerinde. Harika.
Utopian : Ütopist. İdeal. Ütopik. Ülküsel. Hayali. Gerçekleşmesi imkansız. Düşsel. Ütopyacı.
All out : Toptan. Topyekün. Bitkin. Elinden geleni yapan. Alabildiğine. Bütün gücüyle. Yanılmış. Tüm gücünü kullanan. Tüm gücüyle. Bütün.
Fully : En azından. İyice. Tümüyle. En az. Tamamen. Uzun uzadıya. Tamamıyla. Enine boyuna. Tam olarak.
Perfect synonyms : down pat, unmutilated, make perfect, perfects, bring to an end, thoro, completes, break off, a1, clearing up, amend, boff, cleanest, complement, button up, splendid, thorough, brush up, carry through, clear, factual, cap, consummate, active voice, in full, clearest, abject, building up, censureless, blotless, above reproach, far out, immaculate.
Perfect zıt anlamlı kelimeler, Perfect kelime anlamı
Imperfect : Uygulanmaz. Bozuk. Hatalı. Noksan. Defolu. Kusur. Özürlü. Eksik. Tamamlanmamış.
Imperfection : Kusur. Noksan. Kusurluluk. Düzgünsüzlük. Özürlülük. Eksiklik. Hata. Ayıp. Bozukluk.
Inexact : Yanlış. Tam doğru olmayan. Doğru olmayan. İsabetsiz. Kesin olmayan. Hatalı.
Perfect antonyms : dystopian, broken, blemished, worsen.
Perfect ingilizce tanımı, definition of Perfect
Perfect kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Without flaw, fault, or blemish. Correct. To make perfect. To finish or complete, so as to leave nothing wanting. Having all the properties or qualities requisite to its nature and kind. Whole. Completed. Right. Without error. To give to anything all that is requisite to its nature and kind. Brought to consummation or completeness. Sound. Pure. Not defective nor redundant. Mature. The perfect tense, or a form in that tense.

Bu kısımda Perfect kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Perfect ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Perfect anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Perfect ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.