Brightening türkçesi Brightening nedir

Brightening ingilizcede ne demek, Brightening nerede nasıl kullanılır?

Brightening agent : Parlatma maddesi. Parlaklaştırıcı.

Brightening up : Neşelenmek. Aydınlanmak. Canlanmak. Parlatmak.

Chemical brightening : Kimyasal parlaklaştırma.

Electrolytic brightening : Elektrikli parlaklaştırma.

Fluorescent brightening : Optik ağartıcı. Optik parlatma. Optik beyazlatıcı.

Brighten up : Parlatmak. Aydınlanmak. Canlanmak. Neşelenmek.

Electrobrightener : Çıngılı parlaklaştırıcı. Elektrikli kaplama parlatıcısı. Elektrikli parlaklaştırıcı.

Brighteners : Aydınlatan şey. Işık tutan şey. Parlaklaştırıcı. Aydınlatıcı.

Brightens : Neşelendirmek. Aydınlık olmak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek. Mutlu olmak. Parlamak. Canlılık vermek (bir yere). Aydınlatmak. Canlandırmak. Parlatmak. Canlanmak.

Brighten : Aydınlatmak. Aydınlanmak. Canlılık vermek (bir yere). Aydınlık olmak. Canlandırmak. Canlanmak. Aklamak. Neşelendirmek. Parlatmak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek.

İngilizce Brightening Türkçe anlamı, Brightening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brightening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Brisk : Hareketlendirmek. Enerjik. Hareketli. Çevik. Faal. Canlandırmak. İstenilen hızda hareket eden. Sert (hava). Hareketlilik.

Brighten : Aydınlık olmak. Parlamak. Mutlu olmak. Canlandırmak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek.

Amuses : Oyalamak. Güldürmek. Eğlendirmek. Avundurmak. Kırıp geçirmek. Eğlendirme. Avutmak. Hoşafına gitmek.

Dire : Acil. Şiddetli. Uğursuz. Son derece. Çok kötü. Dehşetli. Berbat. Korkunç. Büyük. Müthiş.

Acquit : Beraat etmek. İbra etmek. Temize çıkarmak. Muaf tutmak. Tenzih etmek. Beraat ettirmek. Ödemek. Suçsuz çıkarmak. Ayrıcalık tanımak.

Slicking : Kayganlaştırmak. Düzeltmek. Pürüzsüzleştirme. Düzgünleştirme (döküm kalıbı). Düzlemek. Düzleştirmek.

Lapping : Alıştırma. Lepleme. Müşterilerden tahsilatı geç gösterme yoluyla kasadaki parayı kullanma. Pamuklu baskıda kullanılan sargı malzemesi. Birbirine bindirme. Perdahlama. Kıvırma. Bindirme. Kenarların üst üste gelmesi.

Blossom : Çiçek açmak. Alg çiçeklenmesi. Çiçek vermek. Gelişmek. Mikroskobik alglerin aşırı çoğalması ve tabiatta gözle görülen koloniler oluşturması. Çiçeklenmek. Ağaç çiçeği. Büyümek. Açılmak.

Brightens : Canlılık vermek (bir yere). Aydınlık olmak. Canlandırmak. Mutlu olmak. Parlamak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek.

Exculpated : Beraat etmiş. Suçsuz çıkarmak. Suçsuz çıkartılmış. Temize çıkarmak. Mazur görülmüş. Aklanmış. Temize çıkmış.

Brightening synonyms : cheer up, be enlightened, cleans, brighten up, clarify, become clear, mercerization, clean, polishings, absolve, arouses, clears, fearsome, awful, burnishing, dread, cleared, clarifies, brace up, blazoning, burnish, blossomed, absolving, animates, buoy up, direful, mercerisation, alteration, cast light, polishing, lustering, fearful, arouse.

 

Brightening zıt anlamlı kelimeler, Brightening kelime anlamı

Unalarming : Panik yaratmayan. Alarma sebep olmayan. Endişe verici olmayan.

Loosening : Gevşeme. Tütün yapraklarının açımı. Avlanan balığı sudan karaya veya sandala almakta kullanılan ucu kancalı gereç. Gevşetme. Kakıç.