Brightens türkçesi Brightens nedir

Brightens ile ilgili cümleler

English: Sunlight brightens the room.
Turkish: Güneş ışığı odayı aydınlatıyor.

Brightens ingilizcede ne demek, Brightens nerede nasıl kullanılır?

Brighten up : Canlanmak. Aydınlanmak. Neşelenmek. Parlatmak.

Brighten : Parlatmak. Aydınlatmak. Aydınlık olmak. Parlamak. Canlanmak. Aklamak. Canlılık vermek (bir yere). Neşelendirmek. Aydınlanmak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek.

Brightened : Neşelendirmek. Parlatmak. Aydınlanmak. Aklamak. Canlanmak. Aydınlatmak.

Brightener : Aydınlatıcı. Işık tutan şey. Aydınlatan şey. Parlaklaştırıcı.

Brighteners : Parlaklaştırıcı. Aydınlatıcı. Aydınlatan şey. Işık tutan şey.

Electrobrightener : Elektrikli parlaklaştırıcı. Elektrikli kaplama parlatıcısı. Çıngılı parlaklaştırıcı.

Brightening agent : Parlaklaştırıcı. Parlatma maddesi.

Chemical brightening : Kimyasal parlaklaştırma.

Electrobrighten : Elektrikli parlaklaştırmak. Çıngılı parlaklaştırmak.

Brightest : Zeki. Neşeli. Parlak. Berrak. En parlak. Işıltılı. Aydınlık. Görkemli. Canlı. Şanlı.

İngilizce Brightens Türkçe anlamı, Brightens eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Brightens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shake up : Gözünü açmak. Allak bullak etmek. Değişiklik yapmak. Çalkalamak. Yeniden örgütlemek. Tüm kadroları değiştirmek. Çalkamak. Yumuşatmak. Sarsarak uyandırmak. Silkelemek.

Fear : Ürkmek. Allah'tan korkmak. Yılgınlık. Dert. Endişe etmek. Korkmak. Kuşkulanmak. Kuruntu etmek. Çekinmek. Korku.

Beamed : Belirli bir bölgeye yöneltilen radyo yayını. Kirişli. Sinyal vermek. Işık saçmak. Gözlerinin içi gülmek. Yayın yapmak. Işımak. Gözleri parlamak.

Shake : Titreme. Sallanmak. Sallamak. Sarsıntı. Silkelemek. Yakasını kurtarmak. Titremek. Titretmek. Oturtmak. Çalkalamak (sıvıyı).

Clarify : Açıklamak. Anlaşılır olmak. Arıtmak. Açıklanmak. Açıklık getirmek.

Absolve : Temize çıkarmak. Arılamak. Allah adına günahı affetmek. Tenzih etmek. Kurtarmak. Beraat ettirmek. Bağışlamak. Affetmek. Suçunu bağışlamak.

Glare : Işıklılıkların uygun olmayan dağılışı, ya da çok yüksek ışıklılıklar, ya da zaman ya da uzay içindeki aşırı ışıklılık farkları sonucu, nesneleri ayırt etme yeteneğinde bir azalma, ya da görme eyleminin eziyetli olması ya da her ikisini de kapsayan görüş koşulları, bk. dolaylı göz kamaşması, dolaysız göz kamaşması, fizyolojik göz kamaşması, ruhbilimsel göz kamaşması, yansımayla göz kamaşması, köreltici göz kamaşması. Göz kamaşması.

Civilize : Adam etmek. Medenileştirmek. Uygarlaşmak. Uygarlaştırmak. Kibarlaştırmak.

Radiancy : Nur. Şaşaa. Parıltı. Parlaklık. Fer.

 

Cleans : Almak. Arındırmak. Temizlenmek. Bitirmek. Yıkamak. Tanzif etmek. Temiz. Temizlemek. Arıtmak.

Brightens synonyms : refulgency, acquits, civilizing, spook, clearing up, brisk, be on cloud nine, burnishes, brace up, brilliancy, clarifying, brighten, splendor, blazons, arouse, be all smiles, brightening up, coruscating, beam, cutthroats, appal, accelerate, blinked, clarifies, lustre, cleaned, clears, enjoy oneself, bask, blazed, coruscates, cast light upon, accelerates.

Brightens zıt anlamlı kelimeler, Brightens kelime anlamı

Dullness : Mutlak matite. Matlık. Ahmaklık. Sersemlik. Can sıkıntısı. İdraksizlik. Kesat. Asamiyet. Körlük. Can sıkıntıs.

Darken : Kararmak. Siyahlaştırmak. Esmerleşmek. Koyulaştırmak. Koyulmak. Koyulaşmak. Bulandırmak. Karıştırmak. Karartmak. Anlaşılması zor hale getirmek.