Brightened türkçesi Brightened nedir

Brightened ile ilgili cümleler

English: The flowers brightened the room.
Turkish: Çiçekler odayı aydınlattı.

English: You've brightened my day.
Turkish: Günüme neşe kattın.

English: The east was brightened by the rising sun.
Turkish: Doğu doğan güneşle aydınlandı.

English: His face brightened.
Turkish: Onun yüzü aydınlandı.

English: The sky has brightened.
Turkish: Gökyüzü aydınlandı.

Brightened ingilizcede ne demek, Brightened nerede nasıl kullanılır?

Brightener : Aydınlatan şey. Işık tutan şey. Aydınlatıcı. Parlaklaştırıcı.

Brighteners : Parlaklaştırıcı. Aydınlatan şey. Işık tutan şey. Aydınlatıcı.

Electrobrightener : Elektrikli parlaklaştırıcı. Elektrikli kaplama parlatıcısı. Çıngılı parlaklaştırıcı.

Brighten up : Neşelenmek. Canlanmak. Aydınlanmak. Parlatmak.

Brighten : Mutlu olmak. Canlılık vermek (bir yere). Parlamak. Canlandırmak. Aydınlanmak. Canlanmak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek. Aklamak. Aydınlık olmak. Aydınlatmak.

Electrolytic brightening : Elektrikli parlaklaştırma.

Brightening : Canlanmak. Parlaklaştırma. Neşelendirmek. Aydınlanmak. Parlatma. Aklamak. Parlatmak. Avivaj. Aydınlatmak. Parlaklaştırıcı.

 

Brightening up : Aydınlanmak. Canlanmak. Parlatmak. Neşelenmek.

Brightens : Neşelendirmek. Canlandırmak. Aydınlık olmak. Aydınlatmak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek. Aydınlanmak. Canlanmak. Parlamak. Aklamak. Canlılık vermek (bir yere).

Fluorescent brightening : Optik ağartıcı. Optik beyazlatıcı. Optik parlatma.

İngilizce Brightened Türkçe anlamı, Brightened eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brightened ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clarifies : Berraklaştırmak. Açıklığa kavuşturmak. Temizlenmek. Arınmak. Durultmak. Durulmak. Süzmek. Temizlemek. Açıklık getirmek. Berraklaşmak.

Awakens : Teyakkuz etmek. Uyarmak. İkaz etmek. Gözü açılmak. Dirilmek. Farkına varmak. Uyandırmak. Kışkırtmak. Uyanmak.

Exculpated : Temize çıkmış. Mazur görülmüş. Suçsuz çıkartılmış. Suçsuz çıkarmak. Temize çıkarmak. Aklanmış. Beraat etmiş.

Brightens : Canlandırmak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek. Aydınlık olmak. Canlılık vermek (bir yere). Parlamak. Mutlu olmak.

Scared : Ödü kopmuş. Korkan. Korkmuş. Ürkmüş.

Modify : Bilgisayar, gitar, ekonomi alanlarında kullanılır. Değişmek. Değiştirmek. Azaltmak. Biraz değiştirmek. Üzerinde değişiklik yapmak. Değiştirme. Hafifletmek. Değişiklik yapmak. Çalgıların genel görünümlerini veya bazı parçalarını kişiye özel olarak değiştirme.

Clarifying : Durulmak. Temizlemek. Durultma. Aydınlatma. Süzmek. Berraklaşmak. Temizlenmek. Temizleme. Berraklaştırma.

Awakes : Harekete geçirmek. Gözünü açmak. Kışkırtmak. Uykudan kalkmak. Farkına varmak. Uyanık. Uyanmak. Gözü açılmak. Farkında. Uyarmak.

 

Brisk : Sert (hava). İstenilen hızda hareket eden. Hareketli. Sertçe esen (rüzgar). Faal. Canlı. Çabuk ve aktif. Enerjik. Hareketlendirmek.

Blazon : Kaplamak. Armacılık. Sergilemek. Teşhir etmek. Renklerle süslemek. Donatmak. Uygun bir dille söylemek. Donatmak (göze çarpan bir şeyle). İlan etmek (göze çarpan bir şekilde).

Brightened synonyms : lighten up, blazoning, afraid, brightening, buck up, civilizes, animate, disculpate, cutthroat, awake, be enlightened, absolving, animates, cleans, change, absolve, animating, clean, arouse, clarificate, become clear, burnishing, civilizing, braced, clarified, cast light upon, awaken, amuses, brace, brace up, brighten, civilise, blazoned.

Brightened zıt anlamlı kelimeler, Brightened kelime anlamı

Darken : Koyulmak. Siyahlaştırmak. Karıştırmak. Kararmak. Karartmak. Koyulaştırmak. Esmerleşmek. Koyulaşmak. Bulandırmak. Anlaşılması zor hale getirmek.

Unafraid : Korkmayan. Korkusuz.