Glare türkçesi Glare nedir

  • Göz kamaşması.
  • Işıklılıkların uygun olmayan dağılışı, ya da çok yüksek ışıklılıklar, ya da zaman ya da uzay içindeki aşırı ışıklılık farkları sonucu, nesneleri ayırt etme yeteneğinde bir azalma, ya da görme eyleminin eziyetli olması ya da her ikisini de kapsayan görüş koşulları, bk. dolaylı göz kamaşması, dolaysız göz kamaşması, fizyolojik göz kamaşması, ruhbilimsel göz kamaşması, yansımayla göz kamaşması, köreltici göz kamaşması.

Glare ile ilgili cümleler

English: Ali just glared.
Turkish: Ali sadece baktı.

English: Ali and Mary glared at each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerine dik dik baktılar.

English: She was blinded by the glare of headlights and could not avoid the accident.
Turkish: O, farların parlamasıyla kör oldu ve kazadan kaçınamadı.

English: Ali glared back at Mary.
Turkish: Ali Mary'ye tekrar baktı.

English: Ali glared at Mary with hatred and disgust.
Turkish: Ali kin ve nefretle Mary'ye baktı.

Glare ingilizcede ne demek, Glare nerede nasıl kullanılır?

Glare at : Ters ters bakmak. Yiyecekmiş gibi bakmak. Dik dik bakmak. Düşmanca bakmak. Sert sert bakmak. Kinle süzmek. Kızgınlıkla bakmak.

Anti glare : Dışardan gelen ışık yansımasını önleyen ekran kaplaması. Yansıma engelleyici. Işık yansımasını önleyici kaplama.

 

Blinding glare : Köreltici göz kamaşması. Bir süre, herhangi bir nesnenin görülmesine engel olacak derecede güçlü gözkamaşması. bk. göz kamaşması.

Disability glare : Hoş olmayan bir duyulanma doğurması zorunlu olmayan ama görüşü bozan göz kamaşması. bk. göz kamaşması, ruhbilimsel göz kamaşması. Fizyolojik göz kamaşması. Bozucu kamaşma.

Discomfort glare : Ruhbilimsel göz kamaşması. Rahatsız edici bir duyulanma doğuran ama görüşü bozması ille de gerekli olmayan göz kamaşması. bk. göz kamaşması, fizyolojik göz kamaşması. Konforsuz kamaşma.

Glared at : Dik dik baktı. Sert sert bakmak. Etkili bir şekilde sert sert baktı. Yiyecekmiş gibi baktı. Gözlerini dikerek ters ters baktı. Ters ters bakmak. Kaşlarını çatarak baktı. Kızgınlıkla bakmak. Kinle süzmek. Düşmanca bakmak.

Glaring : Dik dik bakan. Bariz. Çok göze çarpan. Ters ters bakan. Işıl ışıl. Göze batan. Çiğ (renk). Cırtlak. Parıldayan. Çok parlak.

Glary : Pırıltılı. Çok parlak.

Burglar : Evden hırsızlık yapan. Ev soyguncusu. Ev veya bina hırsızı. Hırsız (ev soyan). Ev soyan hırsız. Soyguncu. Ev hırsızı. Hırsız.

Antiglare : Işık şiddetini ya da parlaklığını azaltma görevi olan. Parlaklık engelleyici. Parlamayı önlemek için tasarlanmış. Yansıma engelleyici.

İngilizce Glare Türkçe anlamı, Glare eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glare ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brightness : Bilgisayar, uzay, madencilik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. İhtişam. Görkem. Parıltı. Parlaklık (ışık vb). Aydınlık. Neşe. Yün tipinin renk ve ışığı yansıtma gücü. Güneş. S) tv. bir merceğin geçirebileceği en çok ışık niceliği. (bağıntılı açıklıkla aynıdır).

 

Brilliance : Revnak. İhtişam. Parlaklık. Harikuladelik. Renksel parlaklık. Mükemmellik. Deha. Göz alıcılık. Şaşaa. Renksel doygunlukla parıltının birlikte doğurduğu görsel algılama olgusu.

Blaze : Atlarda burun üzerinde görülen beyaz kılların burun üstünün her iki tarafına yayılması durumu. Yıldızı parlamak. Tutuşmak. Akıtma. Parlamak. Tam akıtma. Öfkeyle parlamak. Ağaçlara işaret koymak. Alevlenmek.

Stare : Dik dik bakmak. Gözü dalmak. Boş boş bakmak. Gözlerini dikip bakmak. Boşluğa bakmak. Gözlerini dikmek. Transit ticarette, gümrük vergisine konu olup, henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu, gerektiğinde küçük tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı, gümrük binaları yakınında bulunan, kamu veya özel kesimce işletilen bir tür depo. krş. genel antrepo, özel antrepo. Uzun uzun bakmak. Antrepo. Gözünü dikmek.

Glower : Yiyecek gibi bakmak. Ters ters bakmak. Öfkeli bakmak. Öfkeli bakış. Dik dik bakmak. Ters bakış.

Glare zıt anlamlı kelimeler, Glare kelime anlamı

Dullness : Can sıkıntısı. Asamiyet. Mutlak matite. Kesat. Durgunluk. Sersemlik. İdraksizlik. Sönüklük. Ahmaklık.

Obscurity : Az tanınmışlık. Meçhullük. Gizlilik. Çapraşıklık. Belirsizlik. Loşluk. Bilinmezlik. Anlaşılmazlık. Karanlık.

Glare ingilizce tanımı, definition of Glare

Glare kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Splendor that dazzles the eyes. To shoot out, or emit, as a dazzling light. Used almost exclusively of ice. A bright, dazzling light. Smooth and bright or translucent. To shine with a bright, dazzling light. As, skating on glare ice. A confusing and bewildering light.