Fear türkçesi Fear nedir

Fear ile ilgili cümleler

English: An oni will appear inevitably to those who fear oni.
Turkish: Bir oni oniden korkanlara kaçınılmaz şekilde görünecek.

English: "How serious is Tom's sickness?" - "We should fear the worst."
Turkish: "Tom'un hastalığı ne kadar ciddi?" "En kötü ihtimalmiş gibi endişelenmeliyiz."

English: A dead sheep does not fear the fire.
Turkish: Ölü bir koyun ateşten korkmaz.

English: A dead rooster does not fear the fire.
Turkish: Ölü bir horoz ateşten korkmaz.

English: Ali saw fear in Mary's eyes.
Turkish: Ali Mary'nin gözlerinde korku gördü.

Fear ingilizcede ne demek, Fear nerede nasıl kullanılır?

Fear death : Ölümden korkmak.

Fear for : Telaşlanmak. İçin endişe etmek. Endişe etmek.

Fear monger : Korku tellalı. Korku salıp toplumu istediği yöne sürüklemeye uğraşan kimse.

Fear no evil : Zion mahkumu olarak sovyet hapishanelerinde başından geçenleri anlatan natan sharansky tarafından yazılan kitap.

Fear not : Korkma!. Cesaretli ol!.

Fear of dismissal : İşten atılma korkusu. Bir kimsenin işinden atılabileceği endişesi.

Fear reprisals : İntikam veya öç alma faliyetlerinden korkmak. Misillemeden korkmak.

 

Fear uncertainty and doubt : Fud. Kararsızlık ve endişe (gene amdahl tarafından ıbm'i eleştirmek için kullanılmıştır - ıbm ürünlerini satın almak için müşterilerine korku, kararsızlık ve şüphe aşıladığını iddia etmiştir). Korku. Belirsizlik ve şüphe.

Fear of heights : Anormal şekilde yüksek yerlerde olma korkusu. Akrofobi. Yükseklik korkusu.

Fear of death : Can korkusu. Ölüm korkusu.

İngilizce Fear Türkçe anlamı, Fear eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fear ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disbelieve : İman etmemek. İnançsız olmak. Güvenmemek. İnanmamak.

Dreaded : Ödü kopmak. Korkunç. Haşmetli. Heybetli. Korkuyla beklemek.

Bore : Bela. Usandırmak. Bunaltmak. Sıkıcı şey. Yüksek dalga. Delmek. Çap (mermi). Sıkıntı. Kalibre.

Apprehensions : Anlama. Kaygı. Endişe. Tutuklama. Vehim. Görüş. Kavrama. Düşünce. Algı. Zan.

Awe : Korkutmak. -i dehşete düşürmek. Huşu içinde bırakmak. Korkuyla karışık saygı. Korku ve merakla karışık saygı. Dehşet. Şaşkına uğratmak. Korkuyla karışık şaşkınlık. Haşmet.

Alarms : Uyarılar. Telaş. Tehlike işareti. Dehşet. Alarm.

Beware of : Korunmak. Sakınmak. Dikkat. Dikkat etmek. Aman dikkat. Kaçınmak.

Bores : Kuyu. Delik. Sıkıcı şey. Sıkıcı tip. Bela. Çap (mermi). Sonda. Oyu. Yüksek dalga.

Fear synonyms : be scared, being frightened, affliction, cold feet, thrill, feared, worries, fearless, distrusting, abstaining from, be appalled, blenched, dread, doubt, complaint, terror, be leery of, apprehension, banes, consternation, anxious, quiver, tingle, chill, aweing, fear for, dolors, bother, dolor, hysteria, alarm, frisson, stage fright.

 

Fear zıt anlamlı kelimeler, Fear kelime anlamı

Fearlessness : Cesaret. Korkusuzluk. Pervasızlık.

Unafraid : Korkmayan. Korkusuz.

Afraid : Korkar. Korkmuş.

Fear antonyms : disrespect, disesteem.

Fear ingilizce tanımı, definition of Fear

Fear kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To feel a painful apprehension of. Solicitude. Apprehension. A painful emotion or passion excited by the expectation of evil, or the apprehension of impending danger. To consider or expect with emotion of alarm or solicitude. Dread. A variant of Fere, a mate, a companion. Alarm. Anxiety. To feel anxiety on account of some expected evil. To be afraid of. To be afraid. To be in apprehension of evil.