Acquit türkçesi Acquit nedir
- Beraat ettirmek.
- Ayrıcalık tanımak.
- Tenzih etmek.
- Muaf tutmak.
- Beraat etmek.
- Ödemek.
- Suçsuz çıkarmak.
- Aklamak.
- Temize çıkarmak.
- İbra etmek.
Acquit ile ilgili cümleler
English: Ali was acquitted.
Turkish: Ali berat ettirildi.
English: He was acquitted.
Turkish: O beraat ettirildi.
English: The accused was acquitted on two of the charges.
Turkish: Sanık, hakkındaki iki suçlamadan beraat etti.
English: Ali was acquitted of the charges.
Turkish: Ali suçlamalardan berat ettirildi.
English: Ali has been acquitted of manslaughter.
Turkish: Ali adam öldürmekten berat etti.
Acquit ingilizcede ne demek, Acquit nerede nasıl kullanılır?
Acquit oneself : Görevini yapmak. Yerine getirmek. Yapmak.
Acquit oneself well : İşini iyi yapmak. Yüzünün akıyla çıkmak.
Acquitance : İbra. Aklama alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi sonucu borçlunun borcundan kurtulması. tır karnesi himayesindeki eşyanın varış gümrüğüne gelmesi ve gümrük denetimindeki bir yere boşaltılmasıyla ilgili işlemler.
Acquits : Ayrıcalık tanımak. Muaf tutmak. İbra etmek. Beraat ettirmek. Temize çıkarmak. Suçsuz çıkarmak. Aklamak. Ödemek. Tenzih etmek. Beraat etmek.
Acquittal : Tezkiye. Temize çıkma. Bir paranın ödenmiş olduğunu açıklayan imzalı yazılım. kişiyi sorumluluktan, borçtan, sözleşmeye ilişkin yargılardan tüm olarak aklanabilmek amacıyla düzenlenerek ona verilen imzalı belge. dernek ya da ortaklık genel kurullarında, yöneticilerin her hangi bir sorumluluğu olmadığı yolunda alınan karar. Aklanma. Yerine getirme. Beraat kararı. İbra. Yapma. Aklama.
Acquitting : Aklamak. Ayrıcalık tanımak. Suçsuz çıkarmak. Beraat ettirmek. Muaf tutmak. Tenzih etmek. Beraat etmek. İbra etmek. Ödemek. Temize çıkarmak.
Acquittance of debt : Mali sorumluluk muafiyeti. Mali yükümlülük ipoteği kaldırılması. Borç ibranamesi.
Acquitter : Tahliye olan. Suçsuz bulunarak serbest kalan kimse. Beraat eden kimse.
Acquiesce : Karşı çıkmamak. Kabullenmek. Katlanmak. Razı olmak. Normal karşılamak. Kabul etmek. Boyun eğmek. Muvafakat etmek. Ses çıkarmamak.
Was acquitted : Aklandı. Beraat etti. Tüm suçlamalarda temize çıktı.
İngilizce Acquit Türkçe anlamı, Acquit eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Acquit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Discharges : Boşaltmak. Deşarj etmek. Görevden almak. Ateşlemek. Yerine getirmek. Boşalmak. İltihap çıkmak. Tahliye etmek. Ateş etmek. Atmak.
Assert : Açıklamak. İddia etmek. Olduğunu göstermek. Savunmak (hak). Hakkını savunmak. Savunmak. Hak iddia etmek. Söylemek. Teyit etmek. Sözlerle savunmak.
Excuse : Özür. Bahane. Geçirmek. Haklı çıkarmak. Hoşgörmek. Mazur göstermek. Bağışlamak. Mazur görmek. Mazeret.
Conduct : Davranış. Geçirmek. Yönetmek. Geleneklere, göreneklere, aktöreye, güzellik kurallarına ve ilkelerine göre değerlendirilen ya da yöneltilen kişi davranışı. insanı hayvandan ayırt eden bilinçli, özgür istence dayalı davranış. Yönlendirmek. Davranım. Kılavuzluk etmek. Olayların kendiliğinden akışı ya da yönlendirme sonucu izlediği süreç. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum.
Deport : Sınırdışı etmek. Sürgün etmek. Tehcir etmek. Yurtdışına sürmek. Sürmek (sınırdışı vb). Dışlamak. Uzaklaştırmak. Sınır dışı etmek. Borsa oyuncusunun elinde bulunmayan, ileride fiyatının düşeceğini beklediği ve vade sonunda teslim etmek üzere yüksek fiyattan sattığı taşınır değeri, vade tarihinde yeteri kadar bulamaması durumunda, üçüncü kişilerden belli bir primle geri ödemek üzere satın alması.
Brightens : Canlandırmak. Mutlu olmak. Parlamak. Neşelendirmek. Canlanmak. Aydınlanmak. Parlatmak. Aydınlatmak. Yüzünde mutlu bir ifade belirmek.
Excuses : Göz yummak. Kusuruna bakmamak. Hoşgörmek. Affetmek. Mazur göstermek. Bağışlamak. İzin vermek.
Cleared : Seyretmek (gemi). Dağılmak. İlişkisiz. Kurtarmak. Açıklamak. Berraklaşmak. Ormanda alan açmak.
Clears : Kurtarmak. Seyretmek (gemi). Açıklamak. Aydınlatmak. Geçmek. Boşaltmak. Açmak. Berraklaşmak. Kazanmak.
Exempts : Serbest. Dışında bırakmak. Muaf. İstisna etmek. Hariç. Ayrılık. Hariç tutmak. Bağışıklık. Çürüğe çıkarmak.
Acquit synonyms : hold, absolving, acquits, exonerating, exempt, quitclaiming, quitclaim, disculpate, privileging, exculpate, be acquitted, anteing, absolves, act, enfranchises, fluster, atone for, beat the rap, pass judgment, antes, antings, enfranchise, exculpating, pose, move, assoil, privilege, exempting, exculpates, clear, exonerated, carry, evaluate.
Acquit zıt anlamlı kelimeler, Acquit kelime anlamı
Convict : Hüküm giydirmek. Mahkum. Mahkum etmek. Suçlandırmak. Hükümlü. Suçlu çıkarmak. Yargılı. Suçunu ispat etmek. Kabullendirmek.
Refrain : Geri durmak. Sakınmak. Kaçınmak. Alıkoymak. Frenlemek. Çekinmek. Kendini tutmak. Nakarat.
Acquit ingilizce tanımı, definition of Acquit
Acquit kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To clear off. To pay off. Acquitted. Set free. To requite. Rid of. To discharge, as a claim or debt.

Bu kısımda Acquit kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Acquit ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Acquit anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Acquit ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.