Clears türkçesi Clears nedir

  • Limana giriş veya çıkış izni almak.
  • Tahliye etmek.
  • Geçmek.
  • Berraklaşmak.
  • Gümrükten çekmek.
  • Aklamak.
  • Sıyırıp geçmek.
  • Aydınlatmak.
  • Açmak.
  • Açıklamak.
  • Kurtarmak.
  • Aşmak.
  • Ormanda alan açmak.
  • Kaldırmak.
  • Temizlemek.
  • Kapatmak.
  • Seyretmek (gemi).
  • Bilgi vermek.
  • Elde etmek.
  • Boşaltmak.
  • Dağılmak.
  • Temize çıkarmak.
  • Ödemek.
  • Gidermek.
  • Kazanmak.

Clears ile ilgili cümleler

English: A busser is a person who clears tables in a restaurant.
Turkish: Bir komi bir restoranda masaları temizleyen kişidir.

English: We'll be able to go on when it clears up.
Turkish: Hava düzelince devam edebiliriz.

English: When it clears up tomorrow it is good.
Turkish: Yarın hava açarsa iyi olur.

English: She always clears the table after a meal.
Turkish: O her zaman bir yemekten sonra masayı temizler.

English: If the weather clears up, we'll go for a walk in the forest.
Turkish: Eğer hava açarsa, ormanda yürüyüşe gideceğiz.

Clears ingilizcede ne demek, Clears nerede nasıl kullanılır?

Clearstarch : Kolalamak. Kolalayıp ütülemek.

Clearstory : Işığın içeri girmesine olanak sunmak için pencereleri olan bir iç duvarın en üst kısmı. Üst düzey penceresi. Yükseltilmiş çatı bölmesi. Üstkat. Pencere ve vantilatörlü. Tren vagonlarında. Göz seviyesinin üzerinde yüksek pencere. Bir katedralin içerisindeki üst duvarlar ve pencereler dizisi (mimari). Pencereli üst kısım.

 

Clear a forest : Ormanda alan açmak.

Clear all : Tümünü sil. Tümünü temizle.

Clear all breakpoints : Tüm kesme noktalarını temizle. Kesim noktalarını temizle.

Clear away : Kaldırmak. Toplamak. Ortadan kaldırmak. Açmak. Sofrayı kaldırmak. Kaldırıp götürmek. Temizlemek. Kaybolmak. Yok olmak. Toparlamak.

Clear channel : Tam kanal. Temiz kanal. Şifresiz kanal. Boşaltma kanalı. Boş kanal.

Clear clipboard : Pano'yu temizle.

Clear bulb : Renksiz saydam ışıtaç. Renksiz saydam ampul. Görünür ışıklar için renksiz, saydam ışıtaç. Görünür ışınlar için saydam ve renksiz ampul. Işığı ayırt edilecek derecede yaymayan ve renkli de olabilen saydam camdan yapılmış ampul. Saydam ampul.

Clear back signal : Devrenin çözülme geribildirimi.

İngilizce Clears Türkçe anlamı, Clears eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clears ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Defeat : Mağlubiyet. Yıkmak. Mahvetmek. İptal ettirmek. Mağlup etmek. Bozguna uğratmak. Bozgun. Mat etmek. Nihayet vermek.

Anteed : Para vermek. Para sürmek. Para koymak.

Blind : Kör. Köreltmek. Saklamak. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. Jaluzi. Göz kamaştırmak. Körletmek. Bahane.

Defeats : Mat etmek. Yenmek. Nihayet vermek. Suya düşürmek. Boşa çıkarmak. Yenilgi. Bozgun. Mağlubiyet. Bozguna uğratmak.

Come to the aid of : Yardım etmek. Yardımına koşmak. Desteklemek.

 

Discharging : Salıverme. Boşalmak. İddiharın çözülmesi. Atmak. Yerine getirmek. İşten atmak. İşten kovmak. Deşarj etmek. Deşarj.

Ante : Bop. Önce. Para koymak. Para sürmek. Pokerde başlangıçta ortaya konan para. Giriş. Para vermek. Bop (poker). Ön.

Bear the bell : Alt etmek. Yenmek.

Exculpate : Suçsuzluğunu ispat etmek. Suçsuz çıkarmak. Sorumluluğunu kaldırmak. Masumiyetini açıklamak. Sorumluluktan kurtarmak. Suçsuz olduğunu ispatlamak. Beraat ettirmek. Beraat kazandırmak.

Allayed : Sakinleştirmek. Yatıştırmak. Dindirmek. Bastırmak. Azaltmak. Hafifletmek.

Clears synonyms : clarifies, crack up, debarks, exculpates, bear, appeases, brought through, cleanse, acquire, blindest, asserts, clarified, annuller, clear up, emptied, adjourn, adjourns, bestir, averted, blow over, account for something, cave in, attains, attaining, bring through, anted, abrogates, bloom, achieved, ingest, disculpate, adjourning, antings.

Clears zıt anlamlı kelimeler, Clears kelime anlamı

Ambiguous : Lastikli. Muğlak. Çapraşık. İki anlamlı. Birden fazla anlama gelebilen. Belirsiz. Anlamı belirsiz. İkianlamlı. Kuşkulu. Çok anlamlı.

Indistinct : Belli belirsiz. Muğlak. Müphem. Ayırt edilemez. Belirsiz. Silik. İyice görülmeyen. Hayal meyal. Bulanık. Belirli belirsiz.

Obscurity : Karanlık. Meçhullük. Bilinmezlik. Az tanınmışlık. Gizlilik. Loşluk. Anlaşılmazlık. Belirsizlik. Çapraşıklık.

Clears antonyms : incomprehensible, unclear, unclearness, indefinite, clutter.