Ambiguous türkçesi Ambiguous nedir

Ambiguous ile ilgili cümleler

English: An ambiguous sentence is very difficult to translate.
Turkish: Çok anlamlı bir cümleyi çevirmek çok zordur.

English: He might possibly say something ambiguous again.
Turkish: Muhtemelen tekrar belirsiz bir şey söyleyebilir.

English: Bill Clinton spoke in ambiguous language when asked to describe his relationship with Monica Lewinsky.
Turkish: Bill Clinton Monica Lewinsky ile olan ilişkisini açıklamak isterken muğlak bir dil kullandı.

English: Niobe is an ambiguous character.
Turkish: Niobe belirsiz bir karakterdir.

English: He might say something ambiguous again.
Turkish: Tekrar belirsiz bir şey söyleyebilir.

Ambiguous ingilizcede ne demek, Ambiguous nerede nasıl kullanılır?

Ambiguous stimulus : Uyaran öğesi. Çıkarımcı yordamlarda bireyin örtük eğilim ve tutumlarını açığa vurması için kullanılan belirsiz ipucu.

Ambiguously : Anlaşılmaz bir şekilde. Birden fazla anlam ile. Muğlak veya belirsiz olarak. Muğlak olarak.

Ambiguousness : Muğlaklık. Bilenmezlik. Müphemlik. Şüphelilik. Birden fazla makul anlamı olma. Çapraşıklık. Belirsizlik.

 

Unambiguous : Belirli. Tam. Kesin. Açık. Belirsizliğe yer vermeyen. Anlamı açık. Belirsizliğe mahal vermeyen.

Unambiguously : Açıkça. Belirsiz olmayacak şekilde. Elbette. Anlaşılır biçimde. Kesinlikle. Açık olarak. Açık bir biçimde. Müphem olmama durumu.

Disambiguated : Belirginleştirmek. Dil bilgisel bir yorum getirmek. Açık hale getirmek. Belirsizliği gidermek.

Disambiguating : Belirsizliği gidermek. Belirginleştirmek. Dil bilgisel bir yorum getirmek. Açık hale getirmek.

Disambiguation : Netleştirme. Belirsizliği giderme. Açıklaştırma. Açıklığa kavuşturma. Belirsizlik giderme. Açık hale getirme. Belirginleştirme. Dil bilgisel bir yorum getirme.

Equation for coefficient of ambiguity : Thurstone ölçek oluşturma yordamında bir sınarın ölçeğe girmesinde ölçü alınan ve yargıcıların sınarın ölçek konumu üzerindeki kümeleyici değerlendirmelerinden oluşan dağılımda sonçeyreklikle ilkçeyreklik arasındaki sayısal ayrıma bakılarak yapılan ölçüm. bk. çeyreklik, thurstone eşit görünen aralık ölçeği. Belirsizlik katsayısı eşitliği.

Coefficient of ambiguity : Thurstone anlak ölçeğinin kuruluşu sırasında ölçeği oluşturacak- sınarları saptamak amacıyla başvurulan ve ölçek konumu üzerinde yargıcıların yeterince uyuşamadığı ya da birbirinden uzak kümeler içine yerleştirilerek geniş bir yayılma gösterdiği durumda, ilgili sınarın elenmesini gerektiren ölçüm. bk. eşit görünen aralık ölçeği. Belirsizlik katsayısı.

İngilizce Ambiguous Türkçe anlamı, Ambiguous eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ambiguous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Disputable : Tartışmaya açık. Tartışmalı. İtiraz edilebilir. Tartışılabilir. İnkarı mümkün. Su götürür.

Elastic : Lastikli şerit. Elastiki. Silgi. Lastik. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Lastik bant. Uyumlu. Kuvvetle orantılı olarak uzayıp kısalan (özdek, nesne vb.). Elastik.

Unarticulate : Açık olmayan. Kolayca anlaşılmayan.

Dicier : Riskli. Daha riskli. Şansa kalmış.

Discredited : İtibardan düşmüş. Güvenilmez. İtimat edilmez. Adı çıkmış. Saygınlığını yitirmiş. Gözden düşmüş. İtibarsız. Kuskunu düşük.

Dreamy : Belli belirsiz. Hayalci. Hayalperest. Rüya gibi. Nefis. Hulyalı. Güzel. Mükemmel. Rüya dolu. Harika.

Forked : Bölünmüş. Çatal. Çatallaşmış. Çatallı. Çatal biçiminde.

Debateable : Soruşturulabilir. Pazarlığa açık. Kuşku uyandıran. Tartışılabilir. Çekişmeli.

Polysemantic : Bir kelimede temel anlamla bağlantılı birden çok anlamın bulunması; bir kelimenin, anlam gelişmesi yoluyla, asıl anlamı ile olan ilişkisini kaybetmeden yeni anlamlar kazanması: et. olurmak «oturmak, durmak; ikamet etmek, yurt tutmak; tahta çıkmak»; et. kün «güneş, gündüz zaman birimi»; yiğit «genç, güçlü ve yürekli delikanlı, medeni cesareti olan kimse» (d. aksan, anlam bilimi, 109-112); ağız «organ adı, kapların ve içi boş şeylerin ağız kısmı; bir suyun denize veya göle döküldüğü yer; koy, körfez liman gibi yerlerin açık yanı; birkaç yolun birbirine karıştığı yer, kavşak; konuşmada bölgelere ve kesimlere göre değişen söyleyiş biçimi vb.»; alay «belirli sayıda birliklerden oluşan askeri topluluk; herhangi bir tören veya gösteride yer alan «kalabalık; çok kalabalık»; gelin alayı; bir alay insan; ayak «insan ve hayvan ayağı, dayak, destek»: köprü ayağı; «ırmağa kavuşan akarsu»: göl ayağı; «yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi»; basamak, «halk şiirinde kafiye»; baba «çocuk sahibi erkek; tarikat piri»: bektaşi babası; «silah kaçakçılığı vb., kirli işlerde çete başı, mec. yaratıcı, kurucu koruyucu kimse; üzerine halat takılan demir veya beton dikme; çatı merteği»; baş «insan veya hayvan başı; bir topluluğu yöneten kimse»: sınıf başı, kolbaşı; «bir şeyin başlangıcı»: hafta başı, aybaşı; «bir şeyin esası, temeli»: her işin başı sağlıktır; «bir şeyin uçlarından biri»: yolun iki başı, tarlanın dört başı; «bir şeyin yakın çevresi»: havuz başı, ocak başı vb. yüz «insan yüzü, çehre, cephe, satıh, yüzey; keskin kenar»: bıçağın keskin yüzü vb., «binanın ön yüzü, cephesi, yastık kılıfı; mec, utanma, cür’et»: buraya gelmeye yüzü yok, ne yüzle bunu isteyebiliyorsun vb. Çok sayıda anlaımı olan. Çok anlamlılık. Bir kelimenin temel anlamı yanında, temel anlamı ile ilgili yeni kavramları da karşılar durumda olması niteliği: kol, göz, ağız, soy vb. kelimeler çok anlamlı kelimelerdir. bk. çok anlamlılık. Çok anlamlı veya anlamı olan.

Ambiguous synonyms : multi valued, made of rubber, diciest, doubting, dubio, elasticated, creakiest, debatable, hesitant, cloudier, as clear as mud, nondescript, borderline, borderlines, undetermined, double, indefinite, shrouded in mystery, multivalent, indeterminate, labyrinth, dubitable, creaky, clouded, distrustful, unclear, unintelligible, labyrinthine, equivocal, recondite, vaguer, complex, entangled.

Ambiguous zıt anlamlı kelimeler, Ambiguous kelime anlamı

Unequivocal : Anlamı açık. Açık. Net. Anlaşılır. Kesin. Dolaysız. Dolambaçsız. Samimi. Tartışmasız.

Unambiguous : Anlamı açık. Kesin. Belirsizliğe yer vermeyen. Belirsizliğe mahal vermeyen. Açık. Tam. Belirli.

Clear : Işık tutmak. Açık. Berrak. Tamamen. Temize çıkarmak. Net. Açık olarak beli olan deneysel ve kuramsal verilere ilişkin. İçerdiği taneciklerin çok küçük olmaları nedeniyle içinden geçen ışığın saçılmadığı çözeltilerin niteliği. Belirgin. Açıkça.

Ambiguous ingilizce tanımı, definition of Ambiguous

Ambiguous kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Equivocal. As, an ambiguous course. Capable of being understood in either of two or more possible senses. Doubtful or uncertain, particularly in respect to signification. An ambiguous expression.