Blind türkçesi Blind nedir

  • Kör etmek.
  • Kör.
  • Stor.
  • Jaluzi.
  • Körletmek.
  • Pusu.
  • Bahane.
  • Saklamak.
  • Kamaştırmak.
  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Kapatmak.
  • Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse.
  • Köreltmek.
  • Gözünü almak.
  • Göz almak.
  • Alem.
  • Göz kamaştırmak.

Blind ile ilgili cümleler

English: Ali went on a blind date.
Turkish: Ali tanışma randevusuna gitti.

English: Ali is as blind as a bat.
Turkish: Ali bir yarasa kadar kör.

English: Ali has been blind since birth.
Turkish: Ali doğduğundan beri kör.

English: A blind man can't play cards.
Turkish: Kör bir adam iskambil oynayamaz.

English: A blind person's hearing is often very acute.
Turkish: Kör bir insanın işitme duyusu genellikle çok keskindir.

Blind ingilizcede ne demek, Blind nerede nasıl kullanılır?

Blind algorithm : Gözü kapalı algoritma.

Blind alley : Çıkmaz. Sonucu umutsuz iş. Açmaz. Çıkmaz sokak. Fomiks. Sonu olmayan şey.

Blind alley occupation : Yükselme olanağı olmayan iş.

Blind arcade : Körkemer dizisi. Bir duvar üzerinde yapılan ancak açık yeri olmayan dekoratif kemer (mimarlık). Sağır sıra kemerler. Sağır sıra kemer. Kör kemer dizisi.

Blind archway : Körkemer.

 

Blind as a bat : Tamamen kör. Kör.

Blind coal : Antrasit.

Blind cultivation : Ön çapa.

Blind area : Gölgeli bölge.

Blind carbon copy : Görünmeyen mektup kopyası.

İngilizce Blind Türkçe anlamı, Blind eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blind ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Glitter : Parlamak. Pırıldamak. Parlaklık. Parıldamak. Parıltı. Göze çarpmak. Işıldamak. Pırıltı. Işıltı.

Deuteranopic : Döteranopi (retinanın yeşil renge karşılık vermediği görme bozukluğu, yeşil körlüğü) ile ilgili.

Ambushes : Pusuya düşürmek. Pusu kurmak. Pusuya yatmak. Pusuya yerleştirmek. Tuzak. Tuzak kurmak. Pusuda beklemek.

Dazzles : Büyülemek. Gözünü kamaştırmak. Şaşırtmak. Kamufle etmek. Gözlerini kamaştırmak. Hayran etmek.

Daze : Şaşırtmak. Serseme çevirmek. Sersem etmek. Büyülemek. Hayret. Afallatmak. Sersemlik. Sersemletmek.

The shades : Yeraltı dünyası. Ölüler diyarı. Hava. Güneş gözlüğü. Gölgeler diyarı. Cehennem. Gölgeler.

Atrophies : Dumur. Atrofi. Körelmek. Dumura uğramak. Körelme. Körelim. Gıdasızlıktan zayıflama. Dumura uğratmak.

Seel : Şahin doğan ya da atmacaları evcilleştirmek için gözkapaklarını dikmek. Evcilleştirmek için şahin veya doğanların gözkapaklarını dikmek. Körleştirmek veya kör etmek.

Blot out : Yok etmek. Karalamak. Gizlemek. Silmek. Ortadan kaldırmak. Ortadan silmek. Bozmak.

Glitters : Göze çarpmak. Parıldamak. Parlamak. Pırıldamak.

Blind synonyms : blue blind, visually challenged, tritanopic, snow blinded, protanopic, green blind, near blind, deaden, damped, people, benders, closes, sear, shades, binge, academy, blunts, atrophy, evasions, blindest, close down, persiennes, dim sighted, abstract intelligence, amaurotic, dazzled, jalousies, academic preparation, blindfold, sand blind, deadens, cloaks, cavil.

 

Blind zıt anlamlı kelimeler, Blind kelime anlamı

Sighted : Gözleri gören. Kör olmayan.

Perceptive : Ferasetli. Anlayış. Çok akıllıca. İdrakli. Çabuk kavrayan. Zeki. Zekice. Sezgileri kuvvetli. Kavrayışlı. Anlama kabiliyeti olan.

Blind ingilizce tanımı, definition of Blind

Blind kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : [Bakınız: Blende]. Without sight. To make blind. A cover. Esp. a hinged screen or shutter for a window. To deprive of sight or discernment. A screen. Something to hinder sight or keep out light. A blinder for a horse. Destitute of the sense of seeing, either by natural defect or by deprivation.