Kapatmak nedir, Kapatmak ne demek

  • Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek.
  • Bir kadınla nikâhsız yaşamak.
  • Herhangi bir yerin bütün masraflarını üstlenip başkalarını içeri almadan isteği doğrultusunda eğlenmek.
  • Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek
  • Yayımını yasak etmek, yayımına son vermek.
  • Kapamak.

"Kapatmak" ile ilgili cümle

  • "Geçen gün Kristal'i kapatmış, vur patlasın, çal oynasın âlemi yapmış." - H. E. Adıvar
  • "Gazete kapatmak."
  • "Evvelki hafta mühendis İlhami Bey'le karısı çok güzel bir bambu takımı kapattılar." - H. Taner
  • "Emine aklını oynattı sandılar ve evine kapattılar, kapısını kilitlediler." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Sanatçılar arasındaki tatsız olayı kapatmak istiyordu." - Ç. Altan

Yerel Türkçe anlamı:

Kapamak,

Hapsetmek

İngilizce'de Kapatmak ne demek? Kapatmak ingilizcesi nedir?:

close, shut down

Kapatmak kısaca anlamı, tanımı:

Kapatma : Yolsuz olarak değerinden aşağı elde edilmiş (mal). Metres. Basketbolda, elinde top olmayan bir oyuncunun pas almasına veya ilerlemesine engel olma. Kapatmak işi.

Altını kapatmak : Ocağın alevini kapatmak.

Borcunu kapatmak : Borcunu ödeyip bitirmek.

Çenesini kapatmak : Susturmak.

Eski defterleri kapatmak : Eski olayları yeniden ele almamak.

Eyer kapatmak : Eyeri atın sırtına koyup bağlamak.

 

Hesabı kapatmak : Her türlü ilişkiyi bitirmek, sona erdirmek.

Kepenk kapatmak : Çalışamaz duruma gelmek.

Kontak kapatmak : Bir taşıtın çalışan motorunu durdurmak için kontak anahtarını çevirerek elektrik devresini kapamak. bir olayı protesto etmek için sürücüler trafiğe çıkmamak, taşıtlarıyla trafiği engellemek veya bir süre bulunduğu yerde kalıp motoru durdurmak.

Mal kapatmak : Para karşılığında herhangi bir üretim alanındaki verimin sırf kendisine ayrılmasını sağlamak.

Parantez kapatmak : Söz veya yazının içine, sözü edilen konu ile ilgili eklenen bölümü bitirmek.

Ucuza kapatmak : Ucuza almak, fırsatı değerlendirmek.

Değer : Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör.

Karşılık : Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Cevap, yanıt. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel.

Kapamak : Bir şeyin görünmesine engel olmak. Karşılamak, denk gelmek. Tıkamak, içini doldurmak. Geçişi engellemek. Ortalıktan alıp saklamak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek. Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek.

 

Kadın : Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Hizmetçi bayan. Bayan.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Yayım : Yayma işi. Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması, neşir.

Yasak : Yapılmaması istenmiş olan, yok, memnu, haram. Bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel, memnuiyet.

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Beraber. Tek. Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Bir kez. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız.

Yaşamak : Düzen vermek. Yasa koymak.

Bitirmek : Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.

Unutturmak : Unutmasına yol açmak veya unutmasını sağlamak.

Söz : Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük. Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti.

Engellemek : Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek. Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak.

Kapatmak ile ilgili Cümleler

  • Telefonu kapatmak zorundayım.
  • Kapıları kapatmak zorundayız.
  • Hayvanlar dışarı çıktıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.
  • At zaten kaçtığında ahır kapısını kapatmak için çok geç.
  • At zaten çıktıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.
  • At zaten dışarıdayken ahır kapısını kapatmak için çok geç.
  • Hesabı kapatmak istiyorum.

Diğer dillerde Kapatmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kapatmak ne demek? : v. close, shut, shut down, switch off, cover, buy up, cap, clear, close down, close up, cloud, enclose, furl, impound, incarcerate, inclose, intern, liquidate, obturate, occlude, put up, seal, seal off, shut off, shut to, shut up, wall

Fransızca'da Kapatmak : enfermer; clôturer; emprisonner; éclipser; cicatriser; (bir yere) interner, renfermer, confiner; (hesab

Almanca'da Kapatmak : v. besetzen, einhängen, einschließen, einsperren, sperren, still-legen, stilllegen, verlegen, versperren

Rusça'da Kapatmak : v. закрывать, прикрывать, смыкать, замыкать, затворять, затачивать, заточать, уплачивать, прекращать, зашифровывать, забивать, закрыть, прикрыть, сомкнуть, замкнуть, затворить, заточить, заточить, прекратить, зашифровать, забить